İşçi alacakları davasında, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla açılan davada, davalının süresinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunmaması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi kararı.
Özet: Çalışanın haksız feshedilen iş sözleşmesi iddiasıyla açtığı kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve yıllık izin alacakları davasında, ilk derece mahkemesi işverenin fesih gerekçesini ve alacakların ödendiğini kanıtlayamaması, tanık beyanlarıyla çalışanın alacaklarının sabit görülmesi üzerine davanın kısmen kabulüne karar vermiş; işveren vekilinin bu karara karşı süresi içinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunmaması nedeniyle istinaf başvurusu usulden reddedilerek ilk derece mahkemesi hükmü kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2090 E., 2025/1623 K.DAVA TARİHİ : 28.03.2019İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş MahkemesiSAYISI : 2019/142 E., 2021/209 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.01.2014-01.01.2019 tarihleri arasında aşçı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının en son net 3.200,00 TL ücret aldığını, ödemelerin elden yapıldığını, yemeğin işyerinde verildiğini, 07.30-24.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ödemelerinin yapılmadığını, dinî bayramlarda 1 gün izin verilmek suretiyle kalan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olduğunu, yıllık izinlerini kullanmadığını, her ay 1 hafta tatilinde çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davacının asgari ücretle çalıştığını, davacının 05.02.2014 tarihinde bulaşıkçı olarak işe girdiğini, kadın çalışma arkadaşlarının çantalarına salatalık koyması nedeniyle işyerinde infial çıkması sonucu işi bırakması neticesinde iş sözleşmesinin sonlandığını, bu hususta kamera kayıtlarının mevcut olduğunu, suç duyurusunda bulunulacağını, işyerinde yasal çalışma sürelerinin üstünde çalışma olmadığını, hafta tatili kullandırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, imzalı bordroların bu hususu ispatladığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinin ileri sürüldüğü, davalı tarafça davacının işyerindeki kadın çalışanların çantasına salatalık koyması sebebiyle işyerinden kendisinin ayrıldığının savunulduğu, işyeri video kaydından videodaki kişinin davacı olup olmadığı anlaşılamadığı gibi tarihi belli olmadığı için olayın üzerinden ne kadar zaman geçtiğinin de denetlenemediği, davacı tanığı E.G. tarafından olayın yaklaşık 4 sene önce gerçekleştiğinin beyan edildiği, davacının işe gelmeme eyleminin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(g) hükmü kapsamında olmadığı, yemin metninde ise davalının çantaya salatalık konulması olayıyla ilgili bir ibare belirtilmemesi ve davalı tarafından feshin haklılığının ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, işveren dava konusu yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını veya ücretlerinin ödendiğini kanıtlayamadığından yıllık ücretli izin alacağı isteminin kabulü gerektiği, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yapığı, hafta tatilinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığının ispat edildiği gerekçesiyle %30 indirimle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin 04.05.2021 tarihinde dosyaya ibraz etmiş olduğu süre tutum dilekçesinde gerekçe göstermediği, gerekçeli kararın davalı vekiline 27.05.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen son gün olan 10.06.2021 tarihine kadar gerekçeli istinaf dilekçesinin verilmediği, sürenin dolmasından sonra 14.06.2021 tarihinde gerekçeli istinaf dilekçesini dosyaya ibraz ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 345. maddesine göre yasal kanun yoluna başvuru süresinin iki hafta olduğu, bu sürenin ilâmın taraflara tebliği ile başlayacağı, aynı süre içerisinde doğal olarak 6100 sayılı Kanun'un 352. maddesi uyarınca başvuru sebep ve gerekçelerinin de gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu sürede sebep ve gerekçe gösterilmemesi hâlinde, kamu düzeni dışında inceleme yapılamayacağı, süresinden sonra sebep ve gerekçe gösterilmesi ve bu yönde Dairece inceleme yapılması karşı taraf yararına oluşan kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğuracağından, süresinden sonra ileri sürülen sebep ve gerekçelerin (kamu düzeni hariç) resen inceleme yetkisi bulunan temyiz mahkemesi gibi Dairece incelenmesinin mümkün olmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 355/1 hükmü gereğince yapılan incelemede Mahkeme kararında kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı tespit edildiğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Gerekçeli istinaf dilekçesinin makul sürede sunulduğunun kabulü ile istinaf nedenlerinin incelenmesi gerektiğini, 2. Ücretin hatalı tespit edildiğini, 3. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, 4. Mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde sunulup sunulmadığı ve buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf incelemesinin usulüne uygun olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.