Yargıtay 5. Ceza Dairesi, zincirleme rüşvet alma mahkumiyetini, rüşvet tanımındaki değişiklik ve dava zamanaşımı nedeniyle bozarak kamu davasının düşmesine karar verdi.
Özet: Yerel mahkeme tarafından zincirleme rüşvet alma suçundan verilen mahkumiyet kararları, rüşvet suç tanımındaki kanun değişikliği öncesi döneme denk gelen eylemlerin sübutu halinde görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu (mülga TCK 257/3) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu suç için öngörülen ilaveli dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle bozulmuş, sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.
5. Ceza Dairesi         2022/635 E.  ,  2026/6045 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/230 Esas, 2018/126 Karar
ŞİKAYETÇİ : Hazine
SUÇ : Zincirleme rüşvet alma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Yargılama aşamasında davadan haberdar edilen Hazinenin duruşmalara katılmadığı gibi katılma talebinde de bulunmadığı, bu nedenle hükümleri temyiz hakkının olmadığı anlaşıldığından vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıkların üzerlerine atılı zincirleme rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören Milli Savunma Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, adı geçen Bakanlığın 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu
'nun değişiklik sonrası yürürlükte bulunan 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, incelemenin katılan Bakanlık vekilinin, sanık ...'ın ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, sanıklar Gökhan ve Tamer ile rüşvet veren konumunda olan temyiz dışı sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan verilen beraat kararlarının Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20.11.2023 tarihli ve 2021/1545 Esas, 2023/10014 sayılı Kararıyla onanması üzerine kesinleştiği ve bu haliyle atılı zincirleme rüşvet alma suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında, sanıklara isnat edilen rüşvet alma eylemlerinin sübutu halinde suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı, bu suçun anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.