Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dünya çapında tanınmış bir markanın iltibas, kötü niyet ve haksız rekabet iddialarıyla benzer marka başvurusuna itirazının reddi kararının iptali ve hükümsüzlüğü talep edildiği dava.
Özet: Enerji yönetimi ve otomasyon gibi sektörlerde dünya genelinde tanınmış, köklü bir şirket; kendi yüksek ayırt ediciliğe sahip ve meşhur "..." markaları ile iltibas riski taşıdığını, kötü niyetli bir şekilde ayniyet derecesinde benzerlik oluşturduğunu iddia ettiği üçüncü taraf marka başvurusuna yapılan itirazın reddi kararının iptali ile ilgili markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/488 Esas - 2025/356

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2023/488
KARAR NO : 2025/356
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 14/10/2023
KARAR TARİHİ : 24/09/2025 Yazım Tarihi: 15/10/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı ...’in, 1836’da Fransa’da
kurulmuş, özellikle yapı sektörü, enerji yönetimi ve otomasyon çözümleribaşta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösteren lider kuruluşlardan olduğu, yaklaşık 100 ülkede 160.000 ‘den fazla çalışanı bulunduğu,dünya genelinde aktif veya uygulanan 20.000 patentinin bulunduğu, Şirketin yıllık cirosunun 26 Milyar Euro’yu aştığı, ....’a kadar birçok şirket ile birleşme ya da satın almalar vasıtasıyla ticari iş birliklerine gidildiği; ... markasının başta elektronik sektörü olmak üzere birçok alanda doğrudan ve/veya dolaylı kullanılan markalardan olduğu, Davacının ... “...”, ... “...” ibareli markaları 09,11,37 ve 42 sınıflarda adına tescil ettirdiği; ayırtediciliği son derece güçlü ve dilimizde herhangi bir karşılığı olmayan, tesadüfen seçilmesi mümkün olmayan ve bu sebeple ilişkilendirilme-karıştırılma riski çok yüksek nitelikte olan "..." markasının yıllardır süren aralıksız ve yoğun faaliyetleri neticesinde elektrik-elektronik alanında bilinen meşhur ve maruf bir marka haline geldiği; ... no’lu “...” ibareli marka başvurusuna SMK‘nın 6/1, 4, 5 ve 9. maddelerine göre yapılan itirazın itiraza mesnet markaların 9. sınıftaki kondaktör ve sigorta diye tabir edilen mallar bakımından kullanımının kanıtlandığı ancak, markaların kapsamlarındaki diğer mal veya hizmetler açısından ciddi markasal kullanımın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği; Davacının kullanım ispatına dair belgelerinin yeterince değerlendirilmemiş olduğu, "..." markasının meşhur ve maruf bir marka olması sebebiyle, iltibas riskinin de ilişkili mallar bakımından arttığı, markalara ait ürünlerin aynı-ilişkili tüketici kitlesine hitap ettiği, aynı nitelikteki tedarik ürünlerinin kullanılmasının, aynı sosyal medya ve ticari alanlarında reklam ve pazarlama yapılmasının ve ürünlerin yan yana yer almalarının ilişkilendirilme-irtibatlandırma riskini ortaya çıkardığı, “...”in hem kullanımla sektöründe ayırtedici hale geldiği hem de ayırt ediciliği yüksek bir kelime olduğundan, ilişkili alanda " ..." ibareli bir markanın kullanılması halinde ilgili tüketici kitlesinin işbu faaliyeti davacı şirkete ait ticari faaliyet gibi değerlendirmesi ve kaynakta yanılma riskini doğurduğu; tanınmış “...” ibaresinin ilişkili-irtibatlı bir alanda marka tescil talebinin basiretli tacir hükümleriyle bağdaşmadığı, haksız ve hukuka aykırı olduğu, davalının bilinçli olarak kötüniyetle ayniyet derecesinde benzerliği meydana getirdiği” öne sürülerek ... sayılı .... Kararının iptali ile karar konusu ... başvuru numaralı ve "h ..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın .... sayılı itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 19/2 maddesine göre yapılan değerlendirmenin yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın SMK 6/4-5 maddesine göre markalarının yurt içi yurt dışı tanınmışlığı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının ve ayrıca dava dilekçesinde geçen SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak iddiasının, TTK 54 ve devamı maddelerine göre haksız rekabet iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... Sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 14/08/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 14/10/2023 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı " ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., ... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
... kullanım ispatına ilişkin olarak "itiraz eden firmanın .... olduğu, ancak sunulan faturalarda kullanımın ... ŞİRKETİ tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiş olup bu iki firma arasındaki ticari bağlantıya sunulan delillerde rastlanmadığı" gerekçesiyle "Marka, kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır" şeklinde ifade edilmiştir.
Marka mevzuatında "ciddi biçimde kullanma" kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir. Ayrıca, pek tabi ki söz konusu kullanım incelemeye konu markaların kapsamlarındaki mal veya hizmetler için kanıtlanmalıdır.
Bu anlamda, marka tarafından sağlanan hakların elde tutulması amacıyla markanın sembolik (göstermelik) kullanıma konu edilmesi ciddi kullanım olarak değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla ciddi kullanım kriteri, sembolik kullanmaya ilişkin hareketlerle marka hakkının haksız biçimde devamını ve rekabet açısından işletmelerin hareketlerini kısıtlayıcı tavırları engellemektedir. Bu noktada, marka sahibinden beklenen davranış, şüphe yaratmayacak biçimde, düzenli ve kurallara uygun ve mümkünse süreklilik arz eden bir kullanımda bulunmasıdır.
Muteriz tarafından yeniden yapılan itiraz nedeni ile Kurul tarafından yapılan inceleme sonucunda, muterizin kendisiyle faturaları düzenleyen ... ŞİRKETİ arasında "..." markalarının kullanımlarına ilişkin yapılmış lisans sözleşmesi ve ... ŞİRKETİ'nin ... Gup şirketi olarak ilgili markaları kullanmaya yetkili olduğunu beyan eden yazılı bir beyan sunduğu anlaşılmış ve bu belgelerin ilgili markaların kullanımı bakımından firmalar arası bağı gösterdiği kanaatine varılmıştır. Akabinde yapılan incelemede itiraza mesnet markaların 9. sınıftaki kondaktör ve sigorta diye tabir edilen mallar(İngilizce karşılığı tartışmalı olmakla birlikte sonuca etki etmeyeceğinden konu irdelenmemiştir) bakımından kullanımının kanıtlandığı ancak, markaların kapsamlarındaki diğer mal veya hizmetler açısından ciddi markasal kullanımın kanıtlanamamış olduğu kanaatine varılmıştır. Md. 6/1 uyarınca yapılan inceleme bu çerçevede yapılmış ve kullanımını kanıtlanan mallar ile itiraza konu mallar benzer olmadığından itirazın reddi gerekmiştir.
Yapılan incelemede, itiraza mesnet markaların tanınmış markalardan olduklarını ve md. 6/5 bakımından maddede sayılan koşulların mevcut olduğunu gösterir nitelikte bilgi ve belge bulunmadığı değerlendirildiğinden, md. 6/4 ve md. 6/5 gereğince yapılan itiraz da yerinde bulunmamıştır.
Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir.” gerekçesiyle İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. 3'üncü fıkrası ise; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
07. Sınıf 09,11,37,42. Sınıf
....
09,11,35,37. Sınıf
17.12.2024 tarihli Bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) SMK 6/1 kapsamında, Davacının “ ...” ibareli ... sayılı başvuru markasının, Davacının ....sayılı “....” ibareli markaları ile bütünsel genel izlenim itibarıyla, görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzer olduğu, kavramsal olarak uzaklaşmadığı;
2) Ancak, SMK 19/2 ve SMK 25/7 kapsamında, Davacının sunduğu ... uygunluk belgeleri, 2018 (Ağustos), 2019, 2020, 2021 (Haziran) ve 2023 (Ekim) yıllarına ait Fiyat Listeleri/Kataloglar, ve 10.03.2022 tarihli muhtelif sanal mağazalara ait ekran görüntüleri çerçevesinde; 09, 11, 35, 37 ve 42. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescilli olup fiili markasal kullanımını ispatlama yükümlülüğü bulunan ... ibareli markalarını, sadece 9. sınıfa konu “... (Elektrik Sigortaları)”, “... (Kontaktörler)”; “.... (Şalterler/Devre Kesiciler)”, “.... (Röleler)”, “.... (Buton/Açma düğmeleri ve Gösterge Lambaları)” malları bakımından piyasada gözlemlenebilecek sembolik olmayan fiili kullanımını ispat ettiğinin kabul edilebileceği; bu mallar ile Davalı markasının tesciline karar verilen/tescil edildiği 7. sınıfa konu malların farklı mal niteliği taşıdığı ve SMK 6/1 kapsamında iltibas yaratma olasılığı bulunmadığından, Davacının markalarının başvuru markası için tescil engeli/hükümsüzlük sebebi oluşturma vasfının bulunmadığı;
3) SMK 6/5 kapsamında, dava konusu markanın başvuru tarihi 03.06.2021 itibarıyla ... itibarıyla Davacı markasının ulaştığı veya korunduğu tanınmışlık düzeyinin ve “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun veya başvuru markasının tescil ve kullanımı halinde SMK 6/5’de düzenlenen Davalının haksız menfaat temin etmesi, Davacı markasının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi olasılığının doğabileceğinin somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı;
4) Davacının SMK 6/9 kötüniyet itirazına ilişkin iddia ve delillerinin yukarıda belirtildiği" şekilde ifade edilmiştir.
Rapora itiraz üzerine aynı heyetten alınan 23/06/2025 tarihli ek raporda " 1) Kök Raporumuzdaki “SMK 6/1 kapsamında, Davacının “...” ibareli ... sayılı başvuru markasının, Davacının .... sayılı “....” ibareli markaları ile bütünsel genel izlenim itibarıyla, görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzer olduğu, kavramsal olarak uzaklaşmadığı” yönündeki kanaatimizin değişmediği;
2) Kök Raporumuzdaki “SMK 19/2 ve SMK 25/7 kapsamında, Davacının ... Karar İptal talebi bakımından “03.06.2016-03.06.2021” ve hükümsüzlük talebi bakımından “14.10.2018-14.10.2023” döneminde, Davacının fiili markasal kullanımını ispatlama yükümlülüğü bulunan itiraza mesnet ... sayılı "..." markasının kapsamındaki 11, 35 ve 37. sınıflara konu mal ve hizmetler bakımından ve ... sayılı "..."markasının kapsamındaki 11, 37 ve 42. sınıflara konu mal ve hizmetler bakımından piyasada gözlemlenebilecek sembolik olmayan fiili kullanımına dair hiçbir delile rastlanmadığı” yönündeki kanaatimizin değişmediği;
3) Kök Raporumuzdaki “SMK 19/2 ve SMK 25/7 kapsamında, Davacının sunduğu ... uygunluk belgeleri, 2018 (Ağustos), 2019, 2020, 2021 (Haziran) ve 2023 (Ekim) yıllarına ait Fiyat Listeleri/Kataloglar, ve 10.03.2022 tarihli muhtelif sanal mağazalara ait ekran görüntüleri çerçevesinde; Davacının fiili markasal kullanımını ispatlama yükümlülüğü bulunan itiraza mesnet ... sayılı "..." ve ... sayılı "..."markalarını, - Davacının ... Karar İptal talebi bakımından “03.06.2016-03.06.2021” ve hükümsüzlük talebi bakımından “14.10.2018-14.10.2023” döneminde-, kapsamlarındaki 9. sınıfa konu mallardan sadece “... (Elektrik Sigortaları)”, “....(Şalterler/Devre Kesiciler)”, “.... (Röleler)”, “.... (Buton/Açma düğmeleri ve Gösterge Lambaları)” malları bakımından piyasada gözlemlenebilecek sembolik olmayan fiili kullanımını ispat ettiğinin kabul edilebileceği; bu mallar ile Davalı markasının tesciline karar verilen/tescil edildiği 7. sınıfa konu malların farklı mal niteliği taşıdığı ve SMK 6/1 kapsamında iltibas yaratma olasılığı bulunmadığı” yönündeki kanaatimizin değişmediği;
4) Kök Raporumuzdaki “dava konusu markanın başvuru tarihi 03.06.2021 itibarıyla, ... markasının ulaştığı veya korunduğu tanınmışlık düzeyinin, “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun ve başvuru markasının tescil ve kullanımı halinde SMK 6/5’de düzenlenen Davalının haksız menfaat temin etmesi, Davacı markasının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi olasılığının doğabileceğinin somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı; yönündeki kanaatimizin değişmediği;
5) Davacının SMK 6/9 kötüniyet itirazına ilişkin iddia ve delillerinin Kök Raporumuzda belirtildiği; " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
(... kararı iptalinde)
Davalının ".... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Ancak kurum işlem dosyasında kullanmama def'i üzerine davacı tarafından kullanımı ispat edilen emtialar ile davalı emtiaları aynı/benzer /ilişkili ve bağlantılı emtialar olmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;
Nitekim bilirkişi raporunda bu husus " SMK 19/2 ve SMK 25/7 kapsamında, Davacının sunduğu ... uygunluk belgeleri, 2018 (Ağustos), 2019, 2020, 2021 (Haziran) ve 2023 (Ekim) yıllarına ait Fiyat Listeleri/Kataloglar, ve 10.03.2022 tarihli muhtelif sanal mağazalara ait ekran görüntüleri çerçevesinde; 09, 11, 35, 37 ve 42. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescilli olup fiili markasal kullanımını ispatlama yükümlülüğü bulunan ... ibareli markalarını, sadece 9. sınıfa konu “.... (Buton/Açma düğmeleri ve Gösterge Lambaları)” malları bakımından piyasada gözlemlenebilecek sembolik olmayan fiili kullanımını ispat ettiğinin kabul edilebileceği; bu mallar ile Davalı markasının tesciline karar verilen/tescil edildiği 7. sınıfa konu malların farklı mal niteliği taşıdığı ve SMK 6/1 kapsamında iltibas yaratma olasılığı bulunmadığından, Davacının markalarının başvuru markası için tescil engeli/hükümsüzlük sebebi oluşturma vasfının bulunmadığı; " şeklinde de izah edildiği;
(Hükümsüzlük talebinde)
Davalının ".... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da davacının mesnet markalarındaki emtia ile davalı emtia bezerliği oluşmadığından ( aynı/benzer /ilişkili ve bağlantılı emtialar olmadığından ) SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye 345,55‬ TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.
24/09/2025
Katip .... Hakim ....
E İmzalıdır. E İmzalıdır.