Yargıtay 5. Ceza Dairesi, görevi kötüye kullanma suçunda vasıflandırma hatası, maddi zarar tespiti yapılmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hak yoksunluğu süresindeki eksiklikler sebebiyle yerel mahkeme kararını bozdu.
Özet: Sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen adli para ve hak yoksunluğu cezasına dair istinaf kararının temyizi üzerine, Yüksek Mahkeme, eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma olarak vasıflandırılması gerektiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin somut maddi zararın tespit edilip sanığa giderim imkanı sunulmaması ve zararı giderme şartının yeterli gerekçe olmaksızın reddedilmesi ile hak yoksunluğu süresinin hatalı belirlenmesi gibi hukuka aykırılıklar tespit ederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
5. Ceza Dairesi         2024/10374 E.  ,  2026/6052 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1539 Esas, 2024/648 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli ve 2022/375 Esas, 2023/202 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62, 50/1-a, 52/2 ve 53/5. maddeleri gereği 10 ay hapis cezası karşılığı 12.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2024 tarihli ve 2023/1539 Esas, 2024/648 sayılı Kararı ile sanığın ve katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Suça konu senedin teminat senedi olduğuna, senedin arka yüzünde bu ibarenin açıkça yazıldığını katılanın bilerek senedin arka yüzünü mahkemeye sunmadığına, anılan senedin hukuken geçerli olmadığına, senedi iade etmek üzere katılanın işyerine giderek görüştüğüne, onun da alacağını gayri resmi yollardan tahsil edeceğini söylediğine, katılanın suça bulaşmaması için senedi bulamadığını söylediğine, Avukatlık bürosunu taşıması nedeniyle bazı belgelerin kaybolduğuna, katılana ait başka dosyaları takip etmesi nedeniyle alacaklı olduğuna, kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Müvekkilinin zararının giderilmediğine, verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın sübutu kabul edilen eyleminin 5271 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu nazara alınıp davaya konu somut olayda giderilebilir somut zararın ne olduğu belirlenip sanığa bu zararı gidermek isteyip istemediği sorularak, suç tarihinde engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "senedi iade etmemesi nedeniyle oluşan zararın giderme şartı gerçekleşmediği" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunan sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmolunurken yasaklılık süresinin "300 gün" yerine "10 ay" olarak belirlenmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereği Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.04.2026 tarihinde karar verildi.