Danıştay, FETÖ/PDY iltisakıyla KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılan kişinin, kesinleşmeyen ceza davası olsa da idari olarak iltisakın tespiti nedeniyle temyiz başvurusunu reddetti.
Özet: Kamudaki görevinden FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle çıkarılan bir kamu görevlisinin, bu ihraç işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi talebiyle açtığı davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının, istinaf ve temyiz incelemeleri sonucunda hukuka uygun bulunarak onandığı, kesinleşmemiş ceza yargılamasının dayanak yapılamayacağını belirtmekle birlikte, dosyadaki diğer tespit ve delillerin kamu görevlisinin FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını gösterdiği gerekçesiyle ihraç işleminin yerinde olduğuna karar verilmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/15617 E.  ,  2025/8798 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/15617
Karar No : 2025/8798
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... ayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı tüm parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İdare Mahkemesince kesinleşmemiş yargı kararına dayanılarak ve dava dilekçesinde belirttiği itirazları dikkate alınmadan karar verildiği, terör örgütü üyeliğine, irtibat yahut iltisakına dair istihbari bilginin dahi bulunmadığı, hiç var olmayan veya tutarlı olmayan kayıtlara binaen cezalandırıldığı, 37 ankesör aramasının HTS kayıtları incelendiğinde 24 aramanın HTS kayıtlarında olmadığı, bir tanesi hariç diğer aramaların Ankara'da Harp Okulu öğrencisi olduğu döneme ilişkin olduğu ve bu durumun da örgütsel nitelikli görüşme olmadığını ortaya koyduğu, ardışık olarak arandığı iddia edilen kişilerden iki kişi dışında diğerleriyle herhangi bir tanışıklığının mevcut olmadığı, ardışık olarak arandığı kişilerle rütbe ve kuvvet uyumunun bulunmadığı, kim tarafından, ne zaman, hangi yöntemle, müdahale olmaksızın oluşturulup oluşturulmadığı açık olmayan, çelişkili BTK kayıtları ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, FETÖ örgütüne üyelik için aranan hiçbir kriteri taşımadığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına yönelik hiçbir delilin bulunmadığı, 26 Mayıs 2016 tarihinden sonraki iradi faaliyetlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, MGK kararlarının tavsiye niteliğinde olduğu ve bağlayıcılığının bulunmadığı, dava konusu işlemin sebep, şekil ve konu bakımından hukuka aykırı olduğu, asker kişinin tabi olduğu kanunlar ve hukuki statüsü gözetilmeden işlem tesis edildiği, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, idarenin takdir yetkisinin mutlak olmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.