Miras payı devrine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, harici satış sözleşmesindeki imzanın ispatlanamaması ve yazılı şekil şartı nedeniyle davanın reddi kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Dava konusu miras payının, kadastro tespiti sonrası ancak kesinleşme öncesi yapılan harici satış sözleşmesiyle davacıya devredildiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelinin ödenmesi istenmiş; davalıların murisine ait olduğu iddia edilen sözleşme imzasını inkar etmesi üzerine, mahkemece önce hak düşürücü süreden, bozma sonrası ise imzanın ispat edilememesi ve devrin yazılı şekil şartına tabi olması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, davacı eksik inceleme iddiasıyla temyiz yoluna gitmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2026/243 E.  ,  2026/1118 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/399 E., 2022/19 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1373 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, taşınmazın müvekkilinin babası ... Mersin’den mirasçılara intikal ettiğini, 19.11.1976 tarihinde davalıların murisi ...’nin miras payını müvekkiline devrettiğini, bu tarihte müvekkilinin taşınmaz bedelini davalıların murisine ödediğini ve taşınmazı teslim aldığını, o tarihten bu yana taşınmazın müvekkili tarafından kullanıldığını, aynı sözleşme ile miras payını müvekkiline devreden ... .... mirasçılarının tapuda pay devrini yaptıklarını ancak davalıların tapuda pay devrine yanaşmadıklarını ileri sürerek, dava konusu taşınmazda davalıların payının iptali ile müvekkili adına tesciline, terditli olarak davalılar payının dava tarihindeki değerinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 2014/287 Esas sayılı veraset ilâmını aldığını ve tapuda intikal işlemi yaptırdığını, ancak bu verasetin ve buna bağlı olarak yapılan intikallerin hatalı olduğunu, ... mirasçılarından olan............’nün belgede yer almadığını, davacının ablası olan ...........’ye ait payı bildiği hâlde kötüniyetli davrandığını, ... payı hesaplanmadığı için davacının da müvekkillerinin de payının fazla yazıldığını, davacının dayanağı olan 19.11.1976 tarihli satış senedindeki imzanın müvekkillerinin murisi ...’ye ait olmadığını, ...’nin okuma yazma bilmediğini, hayatında hiç imza atmadığını, davacının pay satışı konusunda ...’nin eşi ... ile konuştuğunu ancak anlaşma olmadığını, bu konuşmadan sonra da ... ve davacının 39-40 yıl küs kaldıklarını, davacının ...’nin cenazesine dâhi gelmediğini, davacının mirasçılardan sadece ... ..........’ın payını satın aldığını, ...’ye de para ödemediği için ...’nin eşi ..............’ın davacıyı döverek satış bedelini aldığını, müvekkillerinin murisi ...’nin payının devredilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.04.2016 tarihli kararıyla, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.02.2020 tarihli kararıyla; davacının kadastro tespitinden önceki hukuki sebeplere değil, tespitten sonra ve fakat tutanağın kesinleşmesinden önceki hukuki sebeplere dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde açıklanan on yıllık hak düşürücü sürenin kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında söz konusu olup, somut olayda bu maddenin uygulanma olanağı bulunmadığı, Mahkemece işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde tüm delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, harici satış sözleşmesinde bulunan imzanın davalı tarafça inkar edildiği, imzanın gerçekliği hususunun davacı tarafça ispat edilemediği, miras payının devrinin ancak yazılı şekil şartı ile mümkün bulunduğu gerekçesiyle, davanın tapu iptali tescil talebi yönünden ve alacak talebi yönünden tüm davalılar açısından ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvurusunda; davalılar dışındaki mirasçıların dayanak sözleşmeye göre paylarını tapuda müvekkiline devrettiğini, sadece davalıların sözleşmede yer alan imzayı inkar ettiğini, imzası inkar edilmiş olsa bile davalılar murisi tarafından taşınmazın müvekkiline teslim edildiğini ve devir olgusunun inkar edilmediğini, Mahkemece sözleşmede imzası bulunan muhtar ve azalar ile imza inkarında bulunmayan kişiler de dinlenerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, tespit sonrası kesinleşme öncesi tarihte yapılan miras payı devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak payın bedeline ilişkin alacak istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.