Danıştay 5. Daire, FETÖ/PDY iltisakı nedeniyle kamu görevinden çıkarılan davacının masumiyet karinesi ve ankesörlü aramalarla ilgili temyiz istemini reddederek idare mahkemesi kararını onadı.
Özet: Bir kamu görevlisinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca FETÖ/PDY bağlantısı iddiasıyla görevden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın, ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmesinin ardından yapılan temyiz başvurusunda, mahkemece ceza davasının kesinleşmemesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edilemeyeceği kabul edilmekle birlikte, dava dosyasındaki diğer tespitlerin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını gösterdiği gerekçesiyle, bölge idare mahkemesinin görevden çıkarma işleminin hukuka uygun olduğuna dair kararının oybirliğiyle onanmasına hükmedilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2025/12366Karar No : 2025/8805 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İdare Mahkemesince masumiyet karinesi ile lekelenmeme hakkını ihlal edici nitelikteki gerekçelerle karar verildiği, hakkındaki ceza yargılamasının kesinleşmediği, ankesörlü aramaların tek başına hukuki delil niteliği taşımayacağı, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak boyutunda bir bağlantının varlığına dair başkaca hiçbir somut delilin bulunmadığı, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 6413 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunundaki usul ve esaslara uyulmadığı, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, kamu görevlilerinin zorunlu emeklilik yaşına kadar kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamayacakları ve emeklilik yaşına kadar çalışma, maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olmasının mülkiyet hakkının koruması altında olduğu, idarenin fonksiyon gaspına yol açacak şekilde işlem tesis ettiği, idarenin kişilerin hak ve menfaatlerini etkileyen konularda şüpheye veya istihbari bilgilere dayanarak işlem tesis etmesinin hukuka aykırı olduğu, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, MGK veya Bakanlar Kurulu kararıyla suçlu ilan edilip mahkûm olmuş gibi gösterilemeyeceği, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirlerin alınabileceği, dava konusu işlemin sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, 17-25 Aralık 2013 sürecinden önce veya sonra örgütle bağlantısını ortaya koyacak herhangi bir olgunun bulunmadığı, somut olayda kişiye karşı yöneltilmiş bir suçlamanın bulunduğu, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, mülkiyet hakkı, ölçülülük ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi gibi temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi : ...Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.