Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin işçilik alacakları davasında, temyiz kesinlik sınırı nedeniyle reddedilen ve haklı fesih ile fazla çalışma ücreti iddialarını inceleyen içtihadı kararı.
Özet: Bu hukuki metin, iş sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla açılan işçilik alacakları davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul, istinaf mahkemesinin ise istifa sonrası uzun süre geçen haklı fesih iddiasını ve fazla çalışma ücreti hesabını hatalı bularak yeniden hüküm kurması üzerine, davalının temyizi parasal sınır nedeniyle reddedilirken davacının, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği ve fazla çalışmanın ücrete dahil olduğuna dair sözleşme hükmünün geçersizliği yönündeki itirazlarının incelenmek üzere kabul edildiğini ve duruşma sonrası değerlendirileceğini belirtmektedir.
9. Hukuk Dairesi         2025/9517 E.  ,  2026/3963 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2830 E., 2025/1779 K.
DAVA TARİHİ : 04.12.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/431 E., 2023/546 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenlik nezdinde 06.10.2010 tarihinde yazılım destek ve entegrasyon yöneticisi olarak çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği tarih olan 22.06.2018 tarihine kadar aralıksız olarak devam ettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili, fazla çalışma ücreti, prim ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin 28.05.2018 tarihli istifa dilekçesiyle sona erdiğinden davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, zira davacının çalışma süresi boyunca hak kazanmış olduğu tüm işçilik kalemlerinin kendisine ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işçilik alacakları bulunduğundan iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının fazla çalışma yaptığı ve hafta tatili günlerinde çalıştığına ilişkin iddiasının ispatlandığı ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediğinin anlaşıldığı, diğer alacak taleplerinin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerin, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerekçe belirtilmeden imzalanan istifa dilekçesinin üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra işçinin istifa gerekçesini açıklayabileceği kabul edilebilecek bir durum ise de somut olayda istifa dilekçesinin işverene verilip iş sözleşmesinin feshinin üzerinden çok uzun bir süre geçtikten sonra davacının alacaklarının bulunması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini kabul etmenin mümkün olmadığı ve bu sebeple kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği ayrıca davacının iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna ilişkin düzenlemenin dikkate alınmaması nedeniyle fazla çalışma ücreti hesabının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Kıdem tazminatına ilişkin zamanaşımı düzenlemesi dikkate alındığında iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra dava açılmamasının davacının haklılığının önüne geçemeyeceğini, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ve makul süre içinde dava açıldığını,
b. Fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna dair sözleşme hükmüne itibar edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz talebi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin hangi sebeple sona erdiği ve buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve fazla çalışma ücretinin değerlendirilmesi noktasında toplanmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin davacı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.