İşten ayrılan çalışanın ticari sır niteliğindeki belgeleri kişisel e-postasına aktarması üzerine cezai şart talep edilen davanın temyiz incelemesi ve bölge adliye mahkemesi kararının bozma nedenleri.
Özet: İşten ayrılan eski çalışanının şirketine ait ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeleri şahsi e-posta hesabına aktararak sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini öne süren işverenin, sözleşmedeki cezai şartın tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri belgelerin ticari sır olmadığı, zararın oluşmadığı ve savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı gerekçeleriyle davayı reddetmiştir; ancak davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki iddiaları üzerine Yargıtay, bu kararın bozulmasını gerektiren nitelikte bulmuştur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2099 E., 2025/1511 K.DAVA TARİHİ : 29.07.2020İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş MahkemesiSAYISI : 2020/458 E., 2022/407 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirket ile davalı arasında 01.06.2016 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi akdedildiğini ve davalının 17.01.2020 tarihine kadar endüstriyel projeler kalite şefi olarak çalıştığını, davalının iş sözleşmesinin sona ermesi akabinde müvekkili Şirketin bilgi teknolojileri departmanı tarafından e-posta ve sair hesapların kapatılması işlemleri sırasında davalının iş sözleşmesine ve iş sözleşmesi ekinin 3. maddesine aykırı olarak şirkete ait özel prosedür, talimat, müşteri sözleşmeleri ve teknik şartnameler gibi ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeleri işten ayrılmadan kısa bir süre önce şirket hesabından şahsi e-posta hesabına aktardığının tespit edildiğini ileri sürerek davalının işbu sözleşmelere aykırı eylemlerinin tespiti ile davalının iş sözleşmesinde ve ek sözleşmede belirtilen sır saklama yükümlülüğünün ihlali nedeniyle cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kendisinin oluşturduğu bir kısım dokümanları kendi e-posta hesabına gönderdikten sonra gönderilen evraklar arasına şirkete ait ve ihtiyacı olmayan bir kısım evrakların da karıştığını fark ederek gelen e-postayı hiçbir evrakı indirmeden sildiğini, belgelerin davalı tarafından davacının menfaatine aykırı şekilde kullanıldığı ya da başkalarına ifşa edildiğinin iddia edilmediğini, sır saklama yükümlülüğünün ihlâl edilmediğinin kabulü gerektiğini, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşmede yer alan cezai şart hükmünün hukuken geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının gönderdiği belgelerin ticari sır mahiyetinde olduğuna dair herhangi bir belirleme yapılamadığı, davalının eyleminden dolayı davacı Şirketin maddi bir zarara uğradığına ve dava dışı şirket tarafından bu ticari bilgilerin kullanıldığına dair somut hiçbir veri bulunmadığı, davalı hakkında ticari sır mahiyetindeki belgeleri açıklamak suçundan dolayı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/58774 soruşturma numaralı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davalının müvekkili Şirkete ait ticari belgeleri şahsi e-posta hesabına e-posta ile aktardığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamasına rağmen davalının ikrarına değer verilmediğini, 2. Dosya kapsamında alınan raporlardaki tespitlere itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, 3. Cezai şartın talep edilebilmesi için herhangi bir zararın ispatının şart olmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı ve buna bağlı olarak cezai şart talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.