Kanun yararına bozma isteminin, tehdit suçundan verilen kararın usulüne uygun tebligat yapılmadığından kesinleşmediği gerekçesiyle reddine ilişkin içtihat.
Özet: Adalet Bakanlığının, sanık hakkında verilen adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararın, sanığın aslında sabıka kaydı bulunmadığı halde sehven başka bir şahsın sabıka kaydına dayalı hukuka aykırı gerekçeyle verilmesi nedeniyle kanun yararına bozulması talebi üzerine yapılan incelemede, kararın sanığın adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesinde öngörülen iki aşamalı tebligat usulüne uyulmaksızın doğrudan 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve dolayısıyla hükmün usulüne uygun kesinleşmediği anlaşıldığından, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle, henüz kesinleşmemiş olan bu karara yönelik kanun yararına bozma talebinin reddine, kararın usulüne uygun tebliğ edilip kesinleştirildikten sonra yeniden talepte bulunulabileceğine karar verilmiştir.
6. Ceza Dairesi         2026/1221 E.  ,  2026/4169 K.
"İçtihat Metni"

KANUN YARARINA BOZMA
Tehdit suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 7.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/211 esas, 2024/732 karar sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 25.12.2025 gün ve 94660652-105-07-11412-2025-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.02.2026 gün ve 2026/6329 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın denetim süresi içinde suç işlediği ve daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunduğu gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, esasen suç tarihi itibari ile sanığın her hangi bir sabıka kaydı bulunmadığı, sehven dava dışı ... isimli şahsa ait sabıka kaydının dosyaya konulduğu, bu nedenle dosya kapsamı ile çelişen hukuka aykırı gerekçeye istinaden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamından, sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın savunması alınırken bildirdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. Maddesindeki usule göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın adresine çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu anlaşılmakla; Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/211 esas, 2024/732 karar sayılı kararının usulüne uygun kesinleşmediği, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/211 esas, 2024/732 karar sayılı kararının sanık ...'ya yukarıda açıklanan şekilde tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, henüz kesinleşmemiş olan kararlara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.