İşçilik alacakları davasında, iş sözleşmesi feshedilen çalışanın ücret, fazla çalışma ve ihbar tazminatı taleplerine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı işçi, davalı işyerinde muhasebe yetkilisi ve direktör yardımcısı olarak görev yaparken, uzun yıllar eksik ödenen ücretleri, hak kazandığı ihbar tazminatının kalan kısmını ve yoğun mesaiye rağmen ödenmeyen fazla çalışma ücretlerini talep ederek dava açmıştır; ilk derece mahkemesi cüzi ihbar ve fazla çalışma alacaklarını kabul etse de, istinaf mahkemesi iş sözleşmesindeki 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu hükmü ve iddia edilen yüksek ücretin ispatlanamadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunu reddetmiş, bunun üzerine davacı vekili eksik inceleme, hatalı bilirkişi raporu ve elden ücret ödemesi iddialarının araştırılmadığı gibi nedenlerle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
9. Hukuk Dairesi         2026/1499 E.  ,  2026/3953 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1454 E., 2025/2482 K.
DAVA TARİHİ : 21.07.2016
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/280 E., 2025/150 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde muhasebe yetkilisi olarak çalışmakta iken aile ofisinde direktör yardımcısı olarak çalışmakla görevlendirildiğini, ücretinin net 6.389,81 TL olduğunu, ancak yıllarca ücretinin yarısının ödendiğini, sürekli şekilde eksik ödemelerin telafi edileceği vaadi ile bekletildiğini, ardından performans yetersizliği gerekçesi ile davalı tarafça iş sözleşmesine son verildiğini, haftanın 5 günü 09.00-20.00 saatleri arasında çalışmasına rağmen söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fark ihbar tazminatı, fark ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının mali işler-muhasebe yetkilisi olarak çalıştığını, son ücretinin brüt 7.494,00 TL olduğunu, istifa etmek suretiyle işten ayrılmasına rağmen tazminatlarının eksiksiz ödendiğini, ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 21.03.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 7 yıl 5 ay 11 gün süreyle davalı nezdinde çalıştığı, davacı işçinin son ücretinin tanık beyanları ve ücret bordrolarına göre en son brüt çıplak ücretinin 7.494,00 TL, sosyal yardımlarla beraber giydirilmiş brüt ücretinin ise 7.704,80 TL olduğu, davalı tarafça davacıya ihbar tazminatı ödemesi yapılması ile davacının ihbar tazminatına hak kazandığı davalı tarafından ikrar edilmiş olduğundan davacının bakiye ihbar tazminatına hak kazandığı, dosyada mevcut iş sözleşmesine göre fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu taraflar arasında kararlaştırılmış olduğundan davacı işçinin haftalık 5,2 saati aşan 58,39 TL fazla çalışma ücreti alacağı ile 14.01.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında 9,33 TL bakiye ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisindeki bilgi, belge ve davacı tanık beyanları değerlendirildiğinde, davacının aldığını iddia ettiği veya anlaştığını iddia ettiği aylık net ücret miktarını ispatlayamadığı, bordrolarda bulunan ücretin esas alınması suretiyle yapılan hesaplamaların yerinde olduğu, dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanları ve davacı iddiasına göre davacının haftalık 5 saat fazla çalışma yaptığı, davacının iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmanın ücretine dâhil olduğu belirtildiğinden, tanık beyanları ile ispatlanan dönem için davacının fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanmadığı; işyerindeki kart okuma giriş-çıkış kayıtlarına göre tespit edilen ve haftalık 5,2 saati aşan 2015 yılına ilişkin 2,45 saat fazla çalışması bulunduğu, kayıtların bulunduğu dönem bakımından söz konusu kayıtlar esas alınarak ve indirim yapılmaksızın yapılan hesaplamanın da yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Eksik incelemeye dayalı ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini,
2. Davacının fazla çalışma yaptığı hususunun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, davacının ara dinlenme kullanamaması ve mesai saatleri dışında evde çalışmaya zorlanması gibi iddialarının hesapta nazara alınmadığını ve çalışma süresinin eksik tespit edildiğini, işyeri kayıtlarının da eksik şekilde incelendiğini ve yıllık 270 saati aşan çalışmaların eksik belirlendiğini,
3. Davacının anlaştığı ücretin bordroda düşük gösterildiği ve farkın elden ödendiği iddiasının yeterince araştırılmaksızın davacının aylık ücret miktarının hatalı belirlendiğini,
4. İhbar tazminatının reddinin hatalı olduğunu,
5. Kararın gerekçesinin davacının istinaf iddialarını karşılamadığını, bir kısım taleplerin (ihbar tazminatı gibi) hiç gerekçeye yansıtılmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının aylık ücretinin miktarı ile ücret farkı, ihbar tazminatı farkı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.