Danıştay 5. Daire, 672 sayılı KHK ile ihraç edilen kamu görevlisinin, beraat kararı ve masumiyet karinesi iddialarına rağmen, OHAL Komisyonu ret kararını onayan idare mahkemesi kararının temyizini reddetti.
Özet: Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile kamu görevinden çıkarılan davacının, göreve iade başvurusunun reddi üzerine açtığı davanın, ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmesinin ardından yapılan temyiz incelemesinde, davacının suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlali, masumiyet karinesi, sendika üyeliği gibi iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bölge idare mahkemesi kararının ise hukuka ve usule uygun bulunduğu belirtilerek temyiz talebi reddedilmiş ve kararın oybirliğiyle kesin olarak onanmasına hükmedilmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/11033 E.  ,  2025/8815 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/11033
Karar No : 2025/8815
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunların suç saymadığı eylemlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak değerlendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, yasal olarak faaliyet gösterdiği dönemde Kimse Yok Mu Derneğine bağışta bulunmasının örgütsel faaliyet olarak nitelendirilemeyeceği, sendika üyeliğinin Anayasal bir hak olduğu, Anayasal bir hakkı kullanmasının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı ortaya koyan bir unsur olarak kabul edilemeyeceği, ByLock kullanıcılarının yazışmasında şahsına ait olduğu iddia edilen bilgilerin yer almasının terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymayacağı, kamu görevinden çıkarma kararının ölçülü olmadığı, hukuk devleti ilkesinin gereklerine riayet edilmediği, hakkındaki ceza yargılaması neticesinde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, anılan kararın terör örgütüyle irtibat ve iltisakı bulunmadığını ortaya koyduğu, kamu görevinden çıkarılmasının olağanüstü halin gerekli kıldığı bir düzenleme olmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye (15669/20, 26.09.2023) kararında belirlenen ilkelerin dikkate alınması gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.