Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, Danıştay kararıyla iptal edilen plaka ihalesi bedelinin eksik ödenen faiz farkına ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Danıştay kararıyla iptal edilen bir ihalede edindiği tahditli plakaların bedeli karşılığında davalı idareden alacağı iade ödemesinin, Türk Borçlar Kanununun 100. maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi yerine yasal faiz uygulanarak eksik yapıldığı iddiasıyla başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebini içeren bir davadır.

T.C.

ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/827 Esas
KARAR NO : 2026/615
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 02/09/2026
KARAR TARİHİ : 03/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, ... ili sınırları içerisinde ticari yolcu taşımacılığı ve servis işleriyle iştigal etmekte, özellikle ... plakalı servis araçları çalıştırdığını, davacının bu amaçla ... tarihinde davalı idarece yapılan ... plaka ihalesine katıldığını ve ... Genel Kurulu'nun ... tarihli ve .../...-... sayılı kararlarıyla ... adet tahditli ... plaka edindiğini, ancak söz konusu ihale, Danıştay ... Dairesinin .../... Esas ve .../... Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, akabinde ihale ile edindiği tahditli ... plakaların en geç ... tarihine kadar iade edilmesi, ... nın bila tarih ve ... sayılı yazıları ile davalıdan talep edildiğini, davalının da ihale neticesinde edindiği bu plakaları, idareye iade ettiğini, idare ihalenin iptali neticesinde, davacıdan evvelden tahsil ettiği parayı iade etmek zorunda olduğunu, itiraz dilekçesinde dahi kabul ettiğini, ancak idarenin, TBK'nın 100. maddesini uygulamaksızın ve yalnızca yasal faiziyle davacıya iade ettiği para, eksik olduğunu, TBK'nın 100. maddesine göre yapmış olduğu açık hesap tablosu ve buna göre icra takip çıkışındaki bedel kadar alacağının bulunduğunu, davacının almış olduğu ... Plakaların ihalesinin iptali sonucunda davalı idarenin iade etmeyi kabul de ettiğini, ancak TBK'nın 100. maddesi işletilmeksizin ve ticari temerrüt faizi yerine yasal faiz hesaplanarak davacıya iade edilen paranın eksik olduğunu, başlatılan icra takibine idarece haksız ve yersiz olarak itiraz edilmiş olmakla ve yapılan arabulucu toplantısında da bu ödemenin eksik olduğunun kabul edilmemesi üzerine arabulucu süreci olumsuz şekilde tamamlandığını ve bu sebeple borçlu tarafından yapılan yersiz itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Tensiple birlikte karar verildiğinden davalı cevap verememiştir.
DAVA :
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2015 tarih 2014/15-301E. 2015/2659K. sayılı kararında; "... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Uyuşmazlık konusu “... yapımı” işinin, davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, davalı Belediyece uyuşmazlık konusu işin ihalesi, ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Kaldı ki, TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından Belediye Başkanlığının tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, tacirin işlerinin ticari olması ilkesi de burada işlevsiz hale gelmiştir. Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup..." denilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2016 tarih 2015/4836E. 2016/3507K. sayılı kararında; "...Davacı şirketin uyuşmazlık konusu inşaat yapım işini ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı belediye uyuşmazlık konusu ihaleyi ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil, kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Kaldı ki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/II. maddesi uyarınca belediyenin tacir olarak kabulü mümkün olmadığından, tacirin işlerinin ticari olması esasının da burada kullanılmasını imkansız hale getirmektedir. Yapılan açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan, mahkemece işin esası incelenmeksizin davanın görev yönünden reddine karar verilerek talep halinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken, davanın niteliğinde ve görevli mahkemenin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir..." denilmiştir.
Belediyenin tacir sıfatı bulunmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 28/06/2018 tarih 2017/9793E. 2018/7483K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 20/12/2018 tarih 2017/606E. 2018/12488K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2019 tarih 2016/13519E. 2019/785K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarih 2016/13406E. 2019/7065K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/02/2016 tarih 2015/36615E. 2016/5671K. sayılı kararı).
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2019 tarih 2018/678E. 2019/749K. sayılı kararında; "... davanın davalı tarafı ... ... olup, davalının tacir olarak kabulünün mümkün olmaması ve davanın TTK'nun 4. maddesinde tahdidi olarak belirtilen tarafların sıfatına bakılmaksızın ticari dava niteliğinde olduğu kabul edilen davalardan olmaması nedeniyle, davaya açıklanan yasal düzenlemeler doğrultusunda Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, görevli olmayan Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla yargılamanın yapılarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği..." denilmiştir (aynı mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 29/12/2017 tarih 2017/1521E. 2017/1490K. sayılı kararı).
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih 2017/15-2141E. 2019/442K. sayılı kararında; "...6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür..." denilmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir.
Davamıza gelince; davacı ihalenin iptal edilmesi nedeni ile davalıya yaptığı ödemelerin eksik iade edildiğini ileri ödendiğini belirterek itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Uyuşmazlık konusu işin, davalı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, davalı ... uyuşmazlık konusu işin ihalesi, ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kaldı ki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından Belediye Başkanlığının tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, tacirin işlerinin ticari olması ilkesi de burada işlevsiz hale gelmiştir. Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan; dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan; dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine,
5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, 6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi delaletiyle, 114/1-c. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK.nun 115/1-2. maddesi gereğince, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a., 342. ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/09/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır