Emlakçılık alanında yaşanan marka hükümsüzlüğü davasında, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde öncelikli kullanım ve kötü niyetli tescil iddiaları ile sicilden terkin talepleri savunmalarla birlikte incelenmektedir.
Özet: Davacı, 2012 yılından beri kullanılan ve kendisi tarafından devralınan bir gayrimenkul danışmanlığı işyerinin "..." adını sürdürerek bölgesel tanınmışlık kazandığını, davalının ise aynı isimle emlakçılık faaliyetine başlayıp markayı kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, "...” numaralı “...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ederken; davalı, markanın usulüne uygun tescil edildiğini, davacının tüzel kişiliğe sahip bir limited şirket olmasına rağmen davayı şahıs olarak açmasının usule aykırı olduğunu ve tescilli markasına izinsiz müdahale edenin davacı şirket olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/483
KARAR NO : 2025/428
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 20/11/2024
KARAR TARİHİ : 22/10/2025 Yazım Tarihi: 13/11/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ...’in dava dışı ...'dan 04.01.2018 tarihinde "...." adresinde bulunan "..." isimli .... işyerini devraldığını, ...’nun aynı adreste 26.06.2012 tarihinden beri emlakçılık ve gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiğini, ... ve müvekkilinin çalışmaları sonucu "..." isminin .... Çarşısı ve mahallesinde tanınmış bir işyeri olduğunu, Müvekkilinden çok sonra davalı ... tarafından aynı bölgede faaliyet gösteren ... isminde bir emlakçılık danışmanlığı daha açılıp faaliyet göstermeye başlayıp ibareyi tescil ettirdiğini, davalının müvekkiline ait olan işyeri ismini marka olarak tescil ettirmesi sebebiyle önceye dayalı kullanımdan kaynaklı işbu hükümsüzlük davasının ikamesi zaruretinin hasıl olduğunu, davalının markanın müvekkiline ait olduğunu bilmesine rağmen markayı kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini, oysa müvekkilinin bu markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalı adına tescilli "..." numaralı “...” markasının hükümsüz kılınarak sicilden terkininin gerektiğini, Müvekkilinden önce anılan markanın dava dışı ... tarafından ihdas edilip kullanıldığını, müvekkilinin de markayı devralmasından sonra da bilfiil kullanıp, markanın gelişmesi ve tanınırlığı için faaliyette bulunduğunu, sundukları deliller ile sabit olduğu üzere davalının marka tescili başvuru tarihinin müvekkilinin ve müvekkiline markayı devreden dava dışı ...'nun markayı kullanmaya başladığı, piyasaya sürdüğü, reklam verdiği, tanıttığı tarihlerden çok daha sonra olduğunu, davalı tarafın müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, davalının müvekkiline yakın muhitte çalıştığını, yani davalının tescil başvurusunda bulunduğu markaların müvekkile ait olduğunu pek ala bildiğini, davalının buna rağmen kötü niyetli olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının "..." numaralı “...” markasının .... sorgu sonucuna göre "36-..." sınıfında tescil ettirildiğini, emlakçı olan müvekkilinin bu alanda hizmet sağlamakta olup tescil ettirilen markanın doğrudan müvekkilinin iştigal alanında olduğundan müvekkilinin haklarını zedelediğini, Bir an için markanın gerçek hak sahibinin müvekkilinin olmadığı düşünülse dahi dava konusu markanın yeterli ayırt edici özellikte olup olmadığının incelenmesinin gerektiğini, "..." isminin bölgede yer alan konutkent çarşıları ve sitelerinden esinlenen bir isim olduğundan yeterli ayırt edici özellikte olup olmadığının da incelenmesi gerektiğini, yeterli ayırt edici özellikte olmaması halinde de markanın iptaline karar verilmesi gerektiğini beyan ederek ihtiyati tedbir talep ettiğini beyan ederek Davalı adına ... nezdinde kayıtlı "...” numaralı “...” markasının dava sonuna kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir konulmasını, davalı adına "..." numaralı “...” markasının hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: ... tarafından 13.02.2023 tarihinde tescillenen ... markasının daha önce karşı yana bu hususta taleplerini ve ilgili bilgileri ihtar eden şirket ... Org Ltd Şti’ye ait olduğunu, karşı yanın aynı bölgede ".... LTD. ŞTİ." ismi ile ticaret sicile kayıtlı olup, .... adresinde kain olduğunu, Müvekkilinin, tescilin ardından ... markasını kullanmaya başlayıp devam eden süreçte internet sitesi ilanlarında ve fiziki reklamlarda bu ismin ".... Ltd. Şti." tarafından hukuka aykırı şekilde kullanıldığını görüp ihtarnameyi kendilerine tebliğ ettiklerini, usule aykırı bir şekilde ".... LTD. ŞTİ." isimli şirket adına değil şahıs adına açılmış olan işbu davanın usulen reddedilmesi gerektiğini, zira mütecaviz şirketin şahıs şirketi değil bir limited şirket olduğunu, taraflarınca gönderilen ihtarın da zaten şahsa değil şirket tüzel kişiliğine gönderildiğini, Hem ekte sunulan ticaret sicil gazetesi ilgili sayfasından hem de ekte sunulan fotoğraflardan anlaşılacağı üzere; resmi tüm işlemlerde ".... ltd. şti." adını kullanan şirketin reklam ile ilgili diğer işlerinde müvekkil adına tescilli ... ismini kullanması tamamıyla hukuka aykırı olup mülkiyet hakkının da açık ihlali anlamına geldiğini, Karşı yanın müvekkiline ait olan tescilli marka hakkına şirket adına dahi olmadan asaleten verdiği cevapla; kişiler arasında serbestçe düzenlenmiş sözleşmeleri, yine kendisi tarafından kesilen bir takım faturaları ve bir kısım internet sitelerinde bu ismi kendisinin kullandığını beyan ettiğini, sunulan delillerin tamamının tescilli markanın resmiyeti karşısında açıkça yetersiz olduğunu, zira "şirketi devraldığımız şahısla isim hakkının da devredildiğini hususunda sözleşme imzaladık." demek bir önceki şirket sahibinin de marka tescili ve/veya hukuki kullanım hakkı bulunmadığından zaten yeterli ve geçerli bir iddia olmadığını, Ek olarak kişilerin serbestçe ve kendileri tarafından hukuki kontrol mekanizması olmadan kaydoldukları internet sitesinde isim kullanmak ve/veya zaten halihazırda hukuka aykırı şekilde kullanılan müvekkili adına tescilli markaya dair fatura kesmenin de yine yeterli ve hukuki bir delillendirme anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin tescilli tasarımının koruması altındaki kullanımlarının karşı yan iddialarındaki soyut delillere dayanarak ortadan kaldırılmaya çalışmasının açıkça mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, kaldı ki müvekkili şirketin ... adı altında .... bölgesinde faaliyet göstermekte olup karşı yanın da aynı bölgede ve aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini beyan ettiğini, tescilli markasının kullanılmasının müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini, bu nedenlerle davacının hukuka aykırı dayanaksız taleplerinin tam aksine ivedi şekilde marka hakkına tecavüz teşkil eden fiilleri durdurulmasını, davacı tarafın müvekkile ait marka hakkını içerir ifadelerinin kullanıldığı tabela, levha, broşür, menü, afiş, ve sair her tür yazılı-basılı materyalin toplatılmasının gerektiğini beyan ederek, haksız ve hukuka aykırı ikame edilen işbu davanın öncelikle usulden ve esastan reddini, işin esasına girilmeden, savunmaları dinlenmeden, davacı lehine dava sonucunu sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin de hukuka aykırı olduğundan ara kararla bu tedbirden vazgeçilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin .... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahısa ait ... tescil sayılı markanın davacı tarafın ileri sürdüğü 6769 sayılı SMK 6/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarına bağlı SMK 25/1 maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafın ... sayılı " ... " ibaresi şeklinde 36.sınıfta " ..., müşavirliği ve idaresi hizmetleri." 09/09/2022 tarihinde başvuru yapılıp 13/02/2023 tarihinde tescil edilen markası olduğu .... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Karşılıklı sunulan delil ve belgeler, iddia ve savunmalar, Uyuşmazlık kapsamında tahkikata geçilip bilirkişi raporu alınmıştır.
01/07/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;" Davacı ...’in dava dışı ... ile imzaladığı 04.01.2018 tarihli işyeri devir sözleşmesinin incelenmesi neticesinde sözleşmenin 3.3 maddesi “İşyerinde bulunan her türlü demirbaş, tabela, işyerine ait müşteri portföyü ve "..." markası, isim hakkı, logoları vb. her türlü maddi, fikri ve sınai haklar Devralan'a temlik edilmiştir."şeklinde olduğu tespit edilmiştir.
"..." ibaresi 26.06.2012 tarihinde uyuşmazlık dışı ... tarafından alınan "İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı"nda iş yeri unvanı olarak seçildiği gibi ... bu ibareyi iş yeri teftiş belgesinde, ... Platformuna üyelik işlemlerinde kullanmış ilaveten “... ...” ibaresi ile faturalar da kesmiştir. 04.01.2018 tarihinde ise uyuşmazlık dışı ... adına kayıtlı iş yeri davacı ...’e devredilmiş ve taraflar arasında imzalanan işyeri devir sözleşmesinin 3.3 maddesinde ki "İşyerinde bulunan her türlü demirbaş, tabela, işyerine ait müşteri portföyü ve "..." markası, isim hakkı, logoları vb. her türlü maddi, fikri ve sınai haklar Devralan'a temlik edilmiştir." Düzenlemesine göre devrin kapsamına tescilsiz ... markasını da dahil etmiştir. Sonrasında davacının 12.02.2018 tarihinde ...'nden aldığı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatında da işyeri unvanı "..." olarak belirtilmiştir. Davacı 2019-2020-2021-2022-2023 yıllarının tamamında işyeri ticaret unvanı olarak "..." unvanını kullandığı gibi işletme defterinde de işyeri unvanı olarak "..." unvanını kullanmış ve 11.10.2018 tarihli ... isimli ilan platformuna da "..." unvanı ile üye olmuştur. Ayrıca davacının kestiği 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait fiziki veya elektronik faturalarda da davacı “...-... veya ... ...” biçiminde kullanımlarda bulunmuştur. Bu belgeler iş yeri devir sözleşmesi de dikkate alındığında davacı ve davacıya iş yerini devreden ... tarafından ... ibaresinin sunduğu hizmetin kesintisiz markası olarak kullanıldığını davalı tarafın ise söz konusu kullanımlara karşı öncelik hakkının kendisinde olduğunu gösterir herhangi bir belge sunmadığını göstermektedir. Kaldı ki bizzat davalı tarafta marka kullanımlarının tescille başladığını belirtmiştir. Açıklanan nedenlerle bilirkişi davacının, davalıya ait ... sayı ile tescilli ... markasının 09/09/2022 tarihli marka tescil başvurusundan önce ... EMLAK markasını Emlakçılık Hizmetinde ciddi ve markasal olarak kullandığını, söz konusu hizmetin davalının ... sayılı markasını tescil ettiği “36.SINIF: ..., müşavirliği ve idaresi hizmetleri.”yle aynı, aynı tür veya bağlantılı olduğu, dolayısıyla dava dosyası kapsamında davacı tarafın, davalı marka başvurusundan önceki tarihli ciddi markasal kullanımını ispatladığı ve bu nedenle davalı tarafın ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği gerekçesiyle hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu düşünmekle birlikte hükümsüzlük konusunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ VE KANAAT
Davacı tarafın dava dosyası kapsamında, davalının 09/09/2022 tarihli marka tescil başvurusundan önceki tarihli ciddi markasal kullanımını ispatladığı ve bu nedenle davalı tarafın ... sayı ile tescilli ... ibareli markasının eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği gerekçesiyle hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu düşünülmekle birlikte hükümsüzlük konusunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE ;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunması , sunulan delil ve belgeler, marka tesçil belgesi , bilirkişi heyeti raporu ve dosya bütünü ile incelendiğinde;
Davacı taraf davalının ... sayılı tescilli markasının SMK 6/3 maddesine göre dava dışı ...'dan 04.01.2018 tarihinde ... adlı işyerinin devir alınması suretiyle tescilsiz olarak markasal şekilde eskiye dayalı kullanım - gerçek hak sahipliğine bağlı SMK 25. Maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmektedir. K
Davalı taraf ise marka tescilinin usulüne uygun yapıldığını, davacının marka tecavüzünde bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davaya konu markanın tescil kapsamında 36. sınıftaki emtialar (" ..., müşavirliği ve idaresi hizmetleri." ) yer almaktadır.
SMK 6/3 maddesi açısından değerlendirme;
Önceye dayalı hak ya da gerçek hak sahipliği kavramı açısından "SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin .... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları için olması gerekir. " olarak yukarıda izah edilmiştir.
Somut olayda; dosyaya karşılıklı yansıtılan delil ve belgeler yanında bilirkişi raporunda " "..." ibaresi 26.06.2012 tarihinde uyuşmazlık dışı ... tarafından alınan "İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı"nda iş yeri unvanı olarak seçildiği gibi ... bu ibareyi iş yeri teftiş belgesinde, ... Platformuna üyelik işlemlerinde kullanmış ilaveten “... ...” ibaresi ile faturalar da kesmiştir. 04.01.2018 tarihinde ise uyuşmazlık dışı ... adına kayıtlı iş yeri davacı ...’e devredilmiş ve taraflar arasında imzalanan işyeri devir sözleşmesinin 3.3 maddesinde ki "İşyerinde bulunan her türlü demirbaş, tabela, işyerine ait müşteri portföyü ve "..." markası, isim hakkı, logoları vb. her türlü maddi, fikri ve sınai haklar Devralan'a temlik edilmiştir." Düzenlemesine göre devrin kapsamına tescilsiz ... markasını da dahil etmiştir. Sonrasında davacının 12.02.2018 tarihinde ...'nden aldığı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatında da işyeri unvanı "..." olarak belirtilmiştir. Davacı 2019-2020-2021-2022-2023 yıllarının tamamında işyeri ticaret unvanı olarak "..." unvanını kullandığı gibi işletme defterinde de işyeri unvanı olarak "..." unvanını kullanmış ve 11.10.2018 tarihli ... isimli ilan platformuna da "..." unvanı ile üye olmuştur. Ayrıca davacının kestiği 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait fiziki veya elektronik faturalarda da davacı “...-... veya ... ...” biçiminde kullanımlarda bulunmuştur. Bu belgeler iş yeri devir sözleşmesi de dikkate alındığında davacı ve davacıya iş yerini devreden ... tarafından ... ibaresinin sunduğu hizmetin kesintisiz markası olarak kullanıldığını .... bilirkişi davacının, davalıya ait ... sayı ile tescilli ... markasının 09/09/2022 tarihli marka tescil başvurusundan önce ... EMLAK markasını Emlakçılık Hizmetinde ciddi ve markasal olarak kullandığını, söz konusu hizmetin davalının ... sayılı markasını tescil ettiği “36.SINIF: ..., müşavirliği ve idaresi hizmetleri.”yle aynı, aynı tür veya bağlantılı olduğu, dolayısıyla dava dosyası kapsamında davacı tarafın, davalı marka başvurusundan önceki tarihli ciddi markasal kullanımını ispatladığı " şeklindeki tespit ve değerlendirmeye iştirak edilerek davacı tarafın .... ilçesinde ... ibaresini işlevine uygun ,ayırt ediciliği sağlanmış şekilde 36.ncı sınıfta davalının marka başvuru tarihinden çok daha önce tescilsiz şekilde ticari etki yaratacak sürekli kullanımı olduğu anlaşıldığından bu açıdan SMK 6/3 maddesindeki eskiye dayalı kullanım/gerçek hak sahipliğine bağlı koşullar ve buna dayalı SMK 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu oluştuğu sonucuna varıldığı ;
Neticeden bilirkişi raporu da benimsenerek dava kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın kabulüne,
2- Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 493,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 7.108,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 22/10/2025
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır