Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinden, yazar-yayıncı telif sözleşmesi ihlali ve eserlerin basımını durdurma ihtiyati tedbir talebi incelemesi.
Özet: Davacı yazar, yayıneviyle yaptığı telif sözleşmelerinin hileyle kurulduğunu, anlaşılan telif oranının (%8) sözleşmelerde (%1,70) düşük gösterilerek eksik ödeme yapıldığını, eserleri için izni dışında bandrol işlemleri yapıldığını ve mali haklarının ihlal edildiğini iddia ederek sözleşmelerin iptalini veya uyarlanmasını, eksik ödenen telif bedellerinin tahsilini ve dava süresince eserlerinin çoğaltılması, basımı, dağıtımının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı yayınevi ise sözleşmelerin yazarın kendi iradesiyle imzalandığını, iddiaların soyut olduğunu ve hile bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, yazarın eserlerin çoğaltılmasının durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebini, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı ve kararın yayınevi üzerinde telafisi imkansız zararlara yol açabileceği gerekçeleriyle reddetmiş olup, bu ret kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2026/1232 - 2026/1260
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1232
KARAR NO : 2026/1260
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2026
NUMARASI : 2025/524 E.
TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/04/2026 tarih ve 2025/524 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında davalının beyanları ve sektördeki güven ilişkisine dayalı olarak üç adet kitabın yazımı hususunda telif sözleşmeleri düzenlendiğini, anılan bu sözleşmelerin imzalanmasından sonra müvekkiline %1,70 oranı üzerinden ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin beklenenden düşük olması nedeniyle müvekkili ile davalı arasında yapılan görüşmede davalı tarafından bir hata yapıldığı ve ödemenin %8 oranı üzerinden yapılacağı hususunda müvekkiline söz verildiğini, davalının sözleşmenin imzalanması sırasında teknik hesaplama adı altında gerçek dışı açıklamalarda bulunarak müvekkilinin iradesini fesada uğrattığını, davalının 22/10/2025 tarihli cevabında hileli davranışlar ile müvekkilini yönlendirdiği ve gerçekte tarafların üzerinde uyuştuğu oranın %8 olduğu hususunda açık kabulünün bulunduğunu, dolayısı ile sözleşmenin uyarlanması ve yazılı metnin müvekkilin gerçek iradesi doğrultusunda düzeltilmesi gerektiğini, %15 telif oranının uygulandığı bir sektörde, davalının müvekkiline sözlü olarak vermiş olduğu %8'lik oranı yazılı sözleşme ile %1,70’e düşürmesi ve fiili olarak %4 üzerinden ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yazarın bilgisi ve rızası dışında yapılan bandrol işlemleri, yetkisiz baskılar ve telif oranının gizlenmesinin FSEK kapsamında ağır ihlal teşkil ettiğini, davalının eylemlerinin eser sahibinin mali haklarına yönelik tecavüz, haksız kullanım ve sözleşmenin açıkça ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilin hiçbir şekilde süresiz yayın hakkını devretmediğini, "..." ve özellikle "..." adlı kitaplar için müvekkilin imzası, onayı ve yazılı yetkilendirmesi olmaksızın bandrol başvurusu yapıldığını ileri sürerek taraflar arasında imzalanan yayıncılık sözleşmesinin, TBK m. 36 kapsamında hile ile kurulduğunun tespitiyle iptaline, aksi kanaat hâlinde sözleşmenin taraflar arasındaki sözlü mutabakata uygun olarak %8 (setli satışlarda %10) oranları üzerinden uyarlanmasına, davalı tarafından eksik ödenen tüm telif bedellerinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve gerçek satış rakamlarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca tedbiren müvekkiline ait eserlerin dava süresince her türlü çoğaltımı, basımı, dağıtımı, satışı, yayımı, okuma projelerinde kullanımı ve yeni bandrol alma işlemlerine konu edilmesinin durdurulmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından telif sözleşmelerinin geçersizliğini ve feshin geçerli sayılmasını talep ve dava edilmiş ise de, Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2025/478 Esas sayısı ile davacının gönderdiği fesih ihtarnamesinin geçersizliğinin tespiti talep edildiğinden derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında yazılı telif sözleşmelerinin tamamında davacının imzasının bulunduğunu, davacının anılan sözleşmeleri kendi iradesi ile imzaladığını, müvekkilinin davacının iddialarını doğrulayan herhangi bir beyanının bulunmadığını, davacının tamamen soyut ve kendi kendini doğrular iddiaları dışında ortada somut herhangi bir delil, bilgi, belge ve emare bulunmadığını, davacıya ödenmesi gereken muaccel bir borcun olmadığını, müvekkili ile davacı arasında farklı tarihlerde düzenlenen, yazarın imzasına havi 9 adet yazar telif sözleşmesinin bulunduğunu ve bu sözleşmeler ile adı geçen eserlerin telif hakkının 5 yıl süre ile müvekkiline devredildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı yayınevinin davacının mali haklarını ihlal ettiği iddiasına dayanan eserlerin çoğaltılması ve dağıtılmasının derhal durdurulması talebinin yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, davalı yayınevinin faaliyetlerinin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye dayandığı, tedbir kararı için hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da ciddi bir zararın doğacağı durumun varlığının gerektiği, ihlal iddiasının parasal alacaktan kaynaklanması halinde bu durumun yargılama sonunda tazminatla giderilebileceği ve ihtiyati tedbirin davanın esasına yönelik sonuç doğuracak şekilde verilmesinin yayınevi üzerinde telafisi imkansız zaralar doğuracağı ve kitapların toplatılması veya basımın durdurulmasının üçüncü kişileri de etkileyecek orantısız bir önlem olduğu gerekçesi ile ihtiyati tedbirin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya içinde bulunan en önemli delil niteliğindeki davalı tarafın 22/10/2025 tarihli elektronik postasında müvekkili ile yapılan sözleşmelerde uygulanacak gerçek telif oranının %8 olduğunu fiilen kabul edildiğini, davalının sözleşmede yer alan %1,70 oranını seri kitap sistemi ve teknik hesaplama gibi hayatın olağan akışıyla bağdaşmayan gerekçelerle açıklamaya çalıştığını, davalının bu savunmasının dahi sözleşmedeki oranın taraflar gerçek iradesinin göstermediğini kanıtı olduğunu, zira tarafların %1,70 oranı üzerinde uyuştuğunun kabulü halinde davalının bu oranı açıklama ve meşrulaştırma ihtiyacı duymayacağını, müvekkilinin uzun bir süre telif ödemelerine ilişkin yeterli bilgiye erişememesi, satış ve baskı adetlerinin kendisinden gizlenmesi ve ödemelerin sistematik biçimde geciktirilmesinin davalının iyi niyetle hareket etmediğini ortaya koyduğunu, mahkemenin gerekçeli kararındaki yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği şeklindeki genel ibarenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin yeterli bir açıklama içermediğini, oysa HMK m. 389. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir değerlendirmesinde mahkemenin görevinin mevcut deliller çerçevesinde hakkın varlığına ilişkin kuvvetli bir olasılık bulunup bulunmadığını değerlendirmekten ibaret olduğunu, mahkemenin, mevcut uyuşmazlığı yalnızca “parasal telif alacağı” çerçevesinde değerlendirerek ihtiyati tedbir talebini reddetmesinin FSEK’in eser sahibine tanıdığı özel koruma rejimiyle bağdaşmadığını, davalı tarafın çoğaltma dağıtım ve bandrol faaliyetlerine devam etmesi halinde dava sonunda müvekkil lehine karar verilmiş olsa dahi eserlerin piyasaya sürülmesi ve üçüncü kişilere yayılması nedeniyle doğacak zararların tam anlamıyla giderilmesinin fiilen mümkün olamayacağını, davalı yayınevinin müvekkiline ait eserler üzerindeki kullanım faaliyetlerinin halen devam ettiğini taraflar arasındaki hukuki ilişkinin geçerliliği ciddi biçimde tartışmalı olduğunu, müvekkili tarafından haklı nedenle fesih iradesinin ortaya konulduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli bulunduğu, somut olayda ise uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği ve ihtiyati tedbir talep eden tarafın bu aşamada davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir isteyen davacıdan alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.