Bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili, icra takibine itiraz, müteselsil kefilin sorumluluğu ve temerrüt faiz oranının tespiti üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesi.
Özet: Banka tarafından genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, borçlunun ve müteselsil kefilin sorumluluğu ile temerrüt faizi oranı temel uyuşmazlık noktalarını oluşturmuş; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek %58,50 temerrüt faizi uygulamış; davacı bankanın istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi ise Yargıtay içtihatlarına dayanarak, bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının fiilen uygulanan faiz oranlarına göre hesaplanması gerektiğine dikkat çekmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5049 E.  ,  2026/2042 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/923 Esas, 2025/712 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/247 E., 2021/764 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Temlik eden davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile davacı banka arasında imzalanan 17.04.2017 tarihli, 2.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, borçlulardan Akad Metal şirketinin ortağı ...'ın sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi hesabı borcunun ödenmemesi üzerine 22.02.2019 tarihinde kredi ilişkisinin kat edildiğini, davalılara ihtarname göndererek kredilerden ... 620.351,28 TL'lik alacağın tahsilinin talep edildiğini, davalıların kat ihtarından sonra bir miktar ödeme yaptığını, borçluların bakiye kısmı ödememesi üzerine Ankara 17. İcra Dairesi 2018/3810 E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, takip başlatıldıktan sonra borçlular tarafından icra dosyası haricinde davacı bankaya yine bir miktar ödeme yapıldığını, davalı borçlular tarafından 27.03.2019 tarihinde borca, faize ve takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek davalıların Ankara 17. İcra Dairesinin 2019/3810 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile 219.920,40 TL nakdi alacak yönünden takibin devamına, davalı borçluların alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça tek taraflı belirlenmiş ve denetlenebilirliği bulunmayan meblağın ödenmesinin davalılardan beklenemeyeceğini, ...'ın şirketin borcunun tamamından sorumlu olmadığını, akdedilen tüm sözleşmelerde kefil sıfatı bulunmadığını, imzaladığı kefalet sözleşmesinden çok daha fazla borç için icra takibine geçildiğini, davacı tarafından fahiş miktarda faiz istendiğini, kaldı ki faizin sorumlusunun kefil olmadığını, vadesi gelmemiş alacakların icra takibine konu edildiğini, icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı asıl borçlu şirkete 07.05.20 13... .04.2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri uyarınca kredi kullandırıldığı, davalı asıl borçlu şirkete kullandırılan krediden kaynaklı bir kısım taksit ve borçların ödenmemesi üzerine davacının kredi hesaplarını kat ederek davalı asıl borçlu şirket ve davalı kefile ihtarname keşide ettiği, ihtara rağmen davacıya ödeme yapılmaması üzerine takibe girişildiği, somut hadisede davalı kefilin kat tarihindeki borç miktarından ve kendi kefaletinden kaynaklı faiz borcundan sorumlu olduğu, davalı şirket ile davalı kefilin yukarıda belirtilen temerrüt tarihlerine göre borcun ayrı ayrı hesabının gerektiği, temerrüt faizi oranının yüzde 58,50 olduğu, davacının temerrüt faizi olarak %90,00 üzerinden icra takibini başlattığı, hükme esas alınan ve taraflarca itiraz görmeyen bilirkişi raporuna göre davacının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan 147.329,58 TL asıl alacak, 6.703,50 TL işlemiş faiz ve 335,17 TL BSMV olmak üzere toplam 154.368,25 TL talep edebileceği, icra takibinde takip tarihinden itibaren yüzde 58,50 oranında temerrüt faiz oranının uygulanacağı, davalıların bu miktarlar kadar icra takibine yapmış oldukları itirazlarının iptalinin gerektiği, davalılar takibe haksız olarak itiraz ettiklerinden ve asıl alacak tutarı likit olarak değerlendirildiğinden kabul edilen miktar dikkate alınarak asıl alacağın takdiren yüzde 20'si üzerinden icra inkâr tazminatının davalılardan tahsil edileceği, fazlaya ilişkin kısım yönünden ise davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazların yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.12.20 23... /3534 E., 2023/7327 K. sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda davalı firmaya tahsis edilen borçlu cari kredilerde en yüksek oranın %31 olduğu, UYAP üzerinde entegrasyon sayfasında Merkez Bankasına bildirilen davacının fiilen uyguladığı faiz oranın %39 olduğu tespit edilerek sözleşmede yer alan %50 oran ilave edilmek suretiyle %58,50 temerrüt faiz oranı tespit edildiği, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya başka herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, bankanın TCMB'ye bildirdiği ancak fiilen uyguladığını belgeleyemediği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, davacı tarafça dava konusu borca istinaden kat ihtarından sonra yapılan ödemelerin 28.02.2019 tarihli 62.996,49 TL, 05.03.2019 tarihli 7.315,55 TL, 06.03.2019 tarihli 142.788,29 TL, 07.03.2019 tarihli 34.973,75 TL olduğu, borçluların kat ihtarına karşın bu tarihten sonra herhangi bir ödeme yapmaması üzerine davacı banka tarafından alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine 14.03.2019 tarihinde icra takibine başlanıldığı, davacı tarafça takip başlatıldıktan sonra borçlular tarafından icra dosyası haricinde davacı bankaya ödemeler yapıldığını, takip başlatıldıktan sonra yapılan ödemelerin 12.03.2019 tarihinde 72.947,50 TL, 27.03.2019 tarihinde 97.947,50 TL, 17.04.2019 tarihinde 82.973,75 TL şeklinde olduğu bildirilmiş ise de, davaya konu takibin 14.03.2019 tarihinde başlatıldığı, hal böyle olunca 12.03.2019 tarihinde yapılan 72.947,50 TL ödemenin takipten önce yapılmış olup, bilirkişi tarafından takip tarihi itibariyle davacı bankanın alacağı belirlenirken usul ve yasaya uygun olarak bu miktarın takipten önce yapılan ödeme olarak kabulü suretiyle hesaplama yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle bankanın davalı şirkete tahsis edilen kredilere fiilen uyguladığı akdi faiz oranın %31 olarak tespit edilmiş olmasına rağmen T.C. Merkez Bankası'na bildirilen %39 faiz oranı esas alınarak temerrüt faizi belirlemesine gidilmesi doğru olmamış ise de temyiz edenin sıfatına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (temlik alan) davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine,
15.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.