Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet kararında, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılması ve suç unsurlarının teşdit sebebi sayılması hukuka aykırı görüldüğünden Yargıtay 3. Ceza Dairesi bozma kararı verdi.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf incelemesinden geçen mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesi sonucunda, yargılama sürecindeki usuli işlemler ve delil toplamanın kanuna uygun yapıldığı, eylemlerin suç tipine uyduğu tespit edilmişse de, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınması ve alt sınırdan uzaklaşılması Anayasanın 138. maddesi ile TCKnın 61. maddesine aykırı bulunarak hukuka aykırı görülmüş ve bu nedenle hükmün bozulmasına, dosyanın temel cezanın yeniden belirlenmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/25625 E.  ,  2026/11209 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/275 E., 2022/1455 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/261 E., 2021/536 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.