Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin, yazılım geliştirme eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, edimlerin ifa edilememesi ve sözleşme feshine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir şirketin, yazılım geliştirme firmasına ısmarladığı, ancak sözleşmede taahhüt edilen sürede ve istenen özelliklerde teslim edilmediğini öne sürdüğü yazılım projesi nedeniyle uğradığı zararların tazmini, ödediği 1.711.000 TLnin iadesi ve 130.301,50 TL cezai şart bedelinin tahsili amacıyla açtığı alacak davasında, ilk derece mahkemesinin asıl davayı reddedip karşı davayı kabul eden kararına karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup, bu istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmektedir.

T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2025/277-2026/647 T.C. ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)(Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.4,6)DOSYA NO : 2025/277 EsasKARAR NO : 2026/647T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 17/12/2024NUMARASI : 2022/901 Esas-2024/699 KararDAVACI/KARŞI DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI/KARŞI DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : 23/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026 Taraflar arasında yapılan yargılama neticesinde, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı/karşı davalı vekili; müvekkili şirketin artan müşteri hacminin ölçeklenebilir şekilde karşılanabilmesi, manüel iş yükünün mümkün olabilen ölçüde azaltılabilmesi ve süreçlerin otomatik haline getirilmesi şeklindeki en temel beklentisi ve mevcut ayrık yazılım platformları halinde bulunan CRM ve FSS yazılımlarının tek bir yazılım platformunda birleştirilerek ihtiyaçlarına göre uyarlanması, geliştirilmesi ve sonuçta yeni bir yazılım yapılması, program oluşturulması, meydana gelebilecek yazılım ile hem mevcut süreçlerin efektif uygulanması hem de süreçlerin daha iyi bir şekilde tasarlanmasının sağlanması amacı başta olmak üzere yeni bir yazılım yapılması, program hazırlanması için müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 20/12/2019 tarihli eser ve hizmet sözleşmesi ve eklerinde belirlenen amaç doğrultusunda akdi ilişki kurulduğunu, davalının sözleşme ile üstlendiği edimin, sözleşmenin amacına ve özellikle müvekkili şirketin gereksinimlerine bağlı olarak müşteri ile ilk temastan, tahsilat sonundaki son temasa kadar, müşteri yol haritası oluşturulacak şekilde yeni bir yazılım yapılması, program hazırlanması, müvekkili şirketin sistemine kurulumunun sağlanması, entegrasyonun ve konversiyonun tamamlanması, güvenlik - pilot - yük - kabul gibi testlerin yapılarak teslim edilmesi, eğitim verilmesi, müvekkili şirket bünyesinde kullanılması zorunlu web siteleri ve diğer yazılımlarla bankalar ve üçüncü partilerle gerçekleştirilen hizmetlerle entegrasyonu kapsayacak kapsamda olmak üzere her türlü ayıptan, sorundan ve ihtilaftan ari olarak ve gereği gibi eksiksiz ve çalışır vaziyette 12 ay içerisinde tamamlanarak teslim edilmesinin taahhüt edildiğini, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşme ile 02/01/2020 tarihinden itibaren 12 ay içerisinde, yani 02/01/2021 tarihinde tamamlanarak teslim edilmesi gereği ve zorunluluğu sözleşmede açık ve özel olarak düzenlenmiş olmasına rağmen davalı tarafından bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, bu hususta yapılan şifahi görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, sözleşme gereği ifa edilmesi gereken edimlerin ifa edilmediğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği yapılması gereken ödemeleri 1.711.000,00 TL olarak 27/12/2019 - 25/03/2022 tarihleri arasında 6 taksitle gerçekleştirdiğini, eserin teslim edilmesiyle birlikte ödenmesi gereken bakiye bedelin ise eserin teslim edilmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından ödenmediğini, 424.800,00 TL olan bu bedele ilişkin davalı tarafça kesilen faturanın iade edildiğini, müvekkili şirket tarafından edimin sözleşme koşullarına uygun hale getirilmesi, haksız yapılan tahsilatların iadesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, karşı tarafın ise eksik ve hatalı iş yapıldığını kabul etmeyerek bakiye bedelin ödenmesini ihtaren istediğini, bu doğrultuda birden fazla karşılıklı ihtarname keşide edildiğini, Bakırköy 40. Noterliği'nin 26/10/2022 tarih ve 29683 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle müvekkili şirket tarafından tüm uyarıların sonuçsuz kalması nedeniyle sözleşmenin fesih olunduğunu, dava öncesi başvurulan arabuluculuk başvurusunun da sonuçsuz kaldığını, bu nedenle mevcut davanın açıldığını belirterek, davalının sözleşme kapsamında edimini ifa etmemesi nedeniyle müvekkili tarafından sözleşme kapsamında ödenmiş olan 1.711.000,00 TL'nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yine sözleşme gereği gecikme cezası olarak kararlaştırılan 130.301,50 TL cezai şart bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı/karşı davacı vekili; taraflar arasında davacının halihazırda kullandığı iki yazılım programının birleştirilerek müvekkili şirket tarafından yeni bir yazılım programı hazırlanması konusunda sözleşme imzalandığını, tüm yazılım programlarında olduğu üzere bu programın hazırlanması için de davacının programdan ne beklediğini maddeler halinde net bir şekilde yazılım firmasına iletmesi ve programa yüklenecek tüm bilgileri müvekkili yazılım şirketine vermesi gerektiğini, örneğin geçmişte müşteri tarafından yapılan ödemelere ilişkin bilgilerin bu program ile ulaşılabilir olması isteniyorsa, bu erişim talebinin iletilmesi, muhasebe birimine yapılan müşteri ödemelerinin şirketin diğer hangi birimlerinin erişimine açılacağının bildirilmesi, müşterilerin kimlik ve geçmiş ödeme bilgilerinin ödemeye ilişkin belgelerin müvekkili şirkete iletilmesi gerektiğini, davacı şirketin sözleşmenin ifa edildiği süre boyunca sözleşmeden bekletilerini sürekli olarak değiştirdiğini, yeni istekler ileri sürdüğünü ve verileri(programda kullanılması gereken müşteri ve şirket bilgilerini) müvekkili şirkete eksiksiz olarak teslim etmediğini, tüm bunlara rağmen müvekkili şirketin davacının ilettiği verileri kullanarak ve davacının son taleplerine uygun olarak süresinde programı (FYS) hazırladığını ve davacıya 31/12/2020 tarihinde teslim ettiğini, davacı şirketin bu tarihten sonra program kullanılabilir durumda olduğu halde, eski programın çalıştığı sistemini kapatarak, müvekkili şirket tarafından teslim edilen yeni programı devreye almadığını, bu süreçte de sözleşme kapsamında olmayan yeni istekler öne süren davacının, yeni isteklerini de karşılayan yeni bir program versiyonu yapılmasına karar verildiğini, davacıdan yeni isteklerini net bir şekilde ortaya koymasının istenildiğini, yeni analiz yapıldığını ve yeni program hazırlandığını, bu ikinci aşamada yazılı bir sözleşme imzalanmayıp, bir bedel ve süre kararlaştırılmadığını, müvekkili şirketin ilk sözleşme kapsamında olmayan yeni yazılımı da ilk sözleşmedeki bedel dahilinde testlerini yaparak hazır edip davacıya teslim ettiğini, ancak davacının bu kez eskiden BDDK kapsamında olmadıklarını, yeni yasa değişikliği ile BDDK kapsamına alındıklarını, bu nedenle programın değişen mevzuata uygun şekilde yeniden yapılması gerektiğini bildirerek müvekkili şirketten yeni yazılım için fiyat teklifi verilmesi istenildiğini, bu aşamada şifahi görüşmeler devam etmekteyken davacı şirketin, garanti hizmetleri için müvekkili şirkete açık tuttuğu sistem erişimini kapattığını, karşılıklı ihtarnamelerin keşide edilmesinden sonra işbu davanın açıldığını, müvekkili şirket tarafından gerek sözleşme ile yapılması kararlaştırılan işlerin gerekse davacının sözleşme kapsamında olmayan yeni taleplerine yönelik işlerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, kullanılabilir durumda davacıya teslim edildiğini, anlaşmazlığın davacının tamamen yeni istekler öne sürerek üçüncü kez ve bila bedel program yazılması talebinden kaynaklandığını, davacının müvekkil şirketin sisteme erişimini kapattıktan sonra ihtarnameler keşide ettiğini ve bu ihtarnamelere cevaplar verildiğini, davacının programın teslim edilmediği iddiasının doğru olmadığı gibi programın süresinde teslim edilmediği iddiasının da doğru olmadığını, programın ilk sözleşmede kararlaştırılan tarihte davacıya teslim edildiğini, bu teslimden sonra müvekkili şirketin davacının yeni isteklerine uygun program geliştirerek davacıya teslim ettiğini, ancak sözleşmede bulunmayan edimler talep edildiğinden, sözleşmede kararlaştırılan sürenin ortadan kalktığını, davacının sözleşme ile kararlaştırılan süreden sonra sürekli olarak müvekkilinden yeni taleplerde bulunması, tarafların birlikte çalışmaya devam etmesinin süre kısıtının ortadan kalktığını gösterdiğini, müvekkili şirketin sözleşmede kararlaştırılan edimleri eksiksiz olarak ve süresinde yerine getirdiğini, davacının teslim süresinden sonra gerçekleşen ilave taleplerinin de eksiksiz olarak yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada; Davacı vekili; Sözleşmeye göre müvekkili şirketin yaptığı iş karşılığında alacağının 1.800.000,00 TL + KDV' olup, müvekkili şirketin, işi tamamen yapmış olmakla bedelin tamamına hak kazandığnı, ancak, karşı davalı şirketin fatura karşılığında müvekkili şirkete toplamda 1.699.200,00 TL ödeme yaptığını, karşı davalı şirketin, sözleşmedeki ücret haricinde, ekstra olarak, önce ' Uygulaması' açıklamasıyla kesilen 02.11.2022 tarihli faturayı önce iade etmiş; ardından yapılan görüşmeler sonunda bu ekstra iş için ödeme yapmayı kabul ederek, 'Entegrasyon Yazılımı Geliştirme Bedeli' açıklamasıyla kesilen 22.03.2022 tarihli, YZL2022000000030 nolu faturayı ödediğini, karşı davalının yaptığı 25.03.2022 tarihli 11.800,00 TL miktarlı ödemenin, sözleşme bedeli karşılığında yapılan bir ödeme olmayıp; ekstra iş için yapılan bir ödeme olduğunu, karşı davalının sözleşme bedeline karşılık yaptığı ödeme toplamının ise 1.699.200,00 TL olduğunu, karşı davalının yaptığı ödeme düşüldükten sonra müvekkil şirketin, sözleşmeden doğan bakiye alacağının KDV dahil 424.800,00 TL olduğunu, bu miktar için müvekkili şirket tarafından keşide edilen 07.07.2022 tarihli, YZL2022000000067 numaralı, 424.800,00 TL bedelli fatura karşı davalı şirket tarafından iade edildiğini, karşı davalı şirkete gönderilen Ankara 63. Noterliğinin 08.08.2022 tarihli, 26936 yevmiyeli ihtarnamesi ile müvekkil şirketin alacağı olan 424.800,00 TL'nin 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini, karşı davalı şirketin, UETS tebligat ile 08.08.2022 tarihinde gönderilen ihtarnameyi 5 gün sonra 13.08.2022 tarihinde tebliğ almış sayıldığını, verilen 3 günlük sürenin sonunda ödeme yapmayarak 17.08.2022 itibariyle temerrüde düşmüştüğünü belirterek, sözleşmeden doğan bakiye 424.800,00 TL alacağın 17.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile karşı davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Taraflar arasında davacının yapmış olduğu ödemeler sonrasında işin tesliminde bakiye 424.800,00 TL'nin ödeneceği konusunda çekişme bulunmadığı yine davacı karşı davalı açısından ihtarnamenin tebliği ve atıfet süresinin eklenmesi sonrasında temerrüdün 17/08/2022 tarihinde oluştuğu, bilirkişi kurulunun reddi isteminin esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere reddedildiği, bilirkişi rapor ve ek raporunun özellikle teknik yönden gerekçeli ve denetime elverişli olmakla, rapordaki davalı yüklenicinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında edimini bütünüyle ifa ettiği yönündeki tespite itibar edilerek ve aksi yöndeki itirazlar haklı görülmeyerek, esas davada iş sahibinin açtığı kanıtlanamayan davanın reddine, karşı davacı yüklenicinin edimini ifa ettiği dikkate alınarak bakiye alacak 424.800,00 TL için açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı/karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi kurulunun reddi taleplerinin reddedilerek çelişkili ve yazılı rapora göre karar verildiğini, programın 2 yıldır çalışmadığının tespit edildiğini, bilirkişinin olmadığını ifade ettiği programların sunucu içinde mevcut olduğunu, buna rağmen programın çalışmadığını, bilirkişi ve karşı taraf çalışanının yerinde incelemeye birlikte geldiğini, raporun içerik ve sonuç kısmının çelişkili olduğunu, davalının edimini ifa etmediğini, haklı olarak sözleşmeyi feshettiklerini, eserin sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin ispat yükünün yüklenicide olduğunu, davalının işin tamamlanma süresinin aşıldığını, ortaya çıkan hataların giderilmediğini, teklif ve satış süreçlerinin, diğer özelliklerin denenmediğini, yazılımın tamamına ilişkin tüm testlerin yapılmadığını, davalının test raporlarının teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur (HMK 288/1). Keşif kararı, mahkemece, taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır (HMK 288/2). Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (HMK 266/1). Kanunda belirtilen haller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğunca birlikte ve aynı duruşmada incelenir. Bu kural doğrudanlık ilkesinin bir sonucudur. Hakimin doğrudan inceleme yaptırma yetkisi bulunmadığı gibi hakimlik yetkisinin bilirkişilere devri de mümkün bulunmamaktadır (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2019/1110 Esas, 2019/2481 Karar). Somut olayda davacı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen yazılımın davacı nezdinde keşifle incelemesi yapılmadan yerinde inceleme yetkisi verilerek hazırlanan rapora göre ve bilirkişilerin hakim yerine geçerek log kayıtlarını sunması için davacı taraf hakkında işlem yaparak ve sonuç bağlayarak sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. O halde Mahkemece yapılacak işlem, sözleşme konusu yazılımın davacı adresinde veya farklı olması halinde kurulu olduğu adreste konusunda uzman bilirkişilerce incelenmesi için yetkili Asliye Ticaret mahkemesine talimat yazılması, yazılacak talimata karşılaştırma yapmak üzere davalı tarafta bulunan yazılım suretinin ve/veya davalı nezdinde yapılan incelemeye ilişkin bilirkişi raporunun da eklenmesi, talimat mahkemesince konusunda uzman 3 mühendis ve bir hesap bilirkişisinden yeni heyet oluşturulması; bu kapsamda davalı nezdinde yapılan inceleme neticesinde alınan rapordaki teknik verilerle karşılaştırma yapılarak ve davacı tarafça istinaf aşamasında sunulan özel uzmanlık raporundaki teknik tespit ve iddialar da tartışılarak sözleşme konusu yazılımın çalışıp çalışmadığının, çalışmıyor ise bunun davacı ihmali veya kusurlu müdahalesinden mi, eksik programdan mı yoksa davalı yüklenici tarafından hatalı üretimden mi kaynaklandığının tespit edilmesi, kabule göre tespit edilen ayıp ve eksik varsa türü ve niteliğinin (açık ayıp mı gizli ayıp mı) belirlenmesi, söz konusu ayıp ve eksiklerin giderilip giderilemeyeceğinin tartışılması, kabule göre ayıp ve eksikler dikkate alınarak işin fiziki tamamlanma oranının tespit edilerek bu oranın götürü iş bedeline uygulanması ile yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin hesaplanması ve tarafların alacağının bulunup bulunmadığının tartışılması, bu şekilde ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olacaktır. Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/12/2024 tarih ve 2022/901 Esas-2024/699 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı/karşı davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı karşı davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ✍e-imzalıdırÜye ✍e-imzalıdırÜye ✍e-imzalıdırKatip ✍e-imzalıdır