Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, azınlık ortakların anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasında ilk derece mahkemesinin ret kararına yönelik istinaf başvurusu hakkında kararını açıkladı.
Özet: Bir anonim şirketin azınlık hissedarları tarafından, 2019 yılı olağan genel kurul kararlarının, yavru şirketlerin oy kullanımı, vasinin yetkisizliği, fahiş yönetim kurulu ücretleri, hatalı kar payı dağıtım yöntemi ve ana sözleşmedeki ağırlaştırılmış nisapların dolaylı değiştirilmesi gibi gerekçelerle iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, bu iddiaların kararların geçersizliğini gerektirmediği, yavru şirket oylarının sonuca etkili olmadığı, vasinin özel yetkiye ihtiyaç duymadığı, yönetim kurulu ücretlerinin makul bulunduğu, kar dağıtımının yasal sınırlara uygun olduğu ve ana sözleşme değişikliklerinin azınlık haklarını kısıtlamadığı gerekçeleriyle davanın reddine hükmetmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :.
KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)*
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .
NUMARASI : .
DAVACILAR : .
DAVALI :.
VEKİLLERİ :. .
DAVA : Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının İptali
KARAR TARİHİ : .
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı anonim şirketin toplam %35 hissesine sahip iki ortağı olan davacılar, şirketin 25/12/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı iptal davası açmıştır. Toplantının usulsüz olduğu iddia edilerek tamamen iptal edilmesi, bu mümkün olmazsa davacıların karşı oy kullandığı maddelerin iptali istenmiştir.
İptal gerekçesi olarak öne sürülen sebepler özetle şunlardır:
Yavru şirket niteliğindeki iki şirketin toplantıya katılması ve oy kullanması,
....’ya vesayeten toplantıya katılan ve iki yıllık görev süresi dolmuş olan vasi ...'nun vesayet makamından özel yetki almamış olması,
Genel kurulda şirketin UFRS hükümlerine göre kar payı dağıtılması yönündeki kararının hukuka ve yasalara aykırı olması,
Yönetim kurulu üyeleri için % 18 nispetinde artışla kararlaştırılan ücret ve huzur haklarının fahiş ve hakkaniyete aykırı olması,
Sağlık sorunları olan yönetim kurulu üyesi ... görev yapamayacak olmasına rağmen ödeme yapılmasının hakkaniyete aykırı olması,
Ana sözleşmenin 20 ve 25’inci maddelerinde yapılan değişikliğin dolaylı olarak ana sözleşmenin 5, 7 ve 28. maddelerindeki ağırlaşmış toplantı ve karar nisaplarının değiştirmesi, bunun da azınlık haklarını kısıtlayıcı nitelikte olmasıdır.
Davalı taraf davanın reddini istemiş, toplantı ve karar nisabının yasaya uygun olduğu, yavru şirketlerin toplantı ve karar nisabında hesaba katılmasalar bile nisabın sağlandığını, vasinin toplantıya katılmak için özel izin alması gerekmediği, keza ... adına kullanılan oyun da etkili olmadığı, yönetim kurulu üye sayısının beş kişiden üç kişiye düşmesi sebebiyle ücretlerde yapılan artışın hakkaniyete aykırı sonuç doğurmadığı, Sulhi Baykal'ın sağlık sorunları nedeniyle işe gelmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, yine Rahmi Kuru’nun şirketin kuruluşundan beri büyük özveriyle çalışması nazara alındığında ahde vefa ilkesi gereğince davacıların talebinin uygun olmadığı, ana sözleşmenin 20 ve 25’inci maddelerindeki değişikliğinin 5, 7 ve 28’inci maddelerde öngörülen nisaplara etki etmediği savunması yapmıştır.
İlk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi özetle;
Rahmi Kuru vasisinin toplantıya katılmak ve oy kullanmak için vesayet yahut denetim makamından özel yetki alınması gerekli değildir.
Huzur hakları ve ücretlerdeki artış ile sonuç olarak belirlenen ücret şirketin potansiyeline uygun olup, hakkaniyetsiz değildir. Bu konuda bilirkişi incelemesi de yapılmıştır. Ayrıca maaş alan ortak sayısı beşten üçe düşmesi, Ocak ayından sonra da Rahim Kuru'nun ayrılmasıyla maaş alan ortak sayısının ikiye inmesi dikkate alındığında şirketten ödenecek olan maaş ve huzur hakkında hakkaniyete aykırı bir durum yoktur.
Finansal tablolarını TMS/TFRS’ye göre düzenleyen tüm anonim şirketlerin, dağıtılması öngörülen kâr payları tutarı, Vergi Usul Kanununa göre tutulan kayıtlarda bulunan kâr dağıtımına konu kaynakların toplam tutarını aşamayacaktır.
Gelir tablosuna göre şirketin 2019 yılı vergi sonrası net karı 16,669,434.00-TL dir. Genel kurulda kar payı dağıtımında UFRS'ye göre belirlenen 16,669,434.TL net kâr baz alınmıştır. Vergi Usul Kanunu uyarınca maliyeye bildirilen net kar ise 24,194,342.TL’dir. Dağıtılacak kar 24,194,342. TL’yi aşamayacağından 16,669,434.TL kâr dağıtımı VUK göre belirlenen karı aşmamaktadır. Dolayısıyla Tebliğe aykırılık söz konusu değildir.
Yavru şirketlerin toplantıda oy hakkı bulunmadığı doğrudur. Ancak onların oyu oylamanın sonucuna etkili değildir. Bu husus iptal veya hükümsüzlük sebebi değildir.
Davacılar ana sözleşmenin 20’nci maddesinde belirtilen karar nisabı ve istisnai hükümlerin içeren 3, 5, 7 ve 28’inci maddelerin saklı kalması gerektiğini ileri sürmüşse de , davacıların dolaylı olarak değiştirildiğini iddia ettiği maddelerde özel nisaplar öngörülmüştür. Ana sözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü ancak yine o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. Dolayısıyla davacıların iddia ettiği olumsuz etki doğmayacaktır.
Genel kurul kararında 5, 7 ve 28’inci maddelerde öngörülen özel nisaplar değiştirilmişse değişiklik için yine o maddelerdeki özel nisaplar aranacaktır. Ancak genel kurul kararının bu maddelere ve öngörülen nisaplara etkisi yoksa bu durumda bu maddelerdeki özel nisapların aranması söz konusu olmayacaktır.
Genel kurul toplantısında alınan kararlarda sermaye değişiklikleri, şirketin süresi yahut bu maddelerdeki oranların kaldırıldığını belirten bir karar bulunmamaktadır. Kısacası bu maddeleri değiştiren bir genel kurul kararı yoktur.
Ana sözleşmenin 25’inci maddesinin 2’nci fıkrası 5 ve 7. maddelerde öngörülen nisapların tekrarı niteliğindedir, sonuca etkili değildir.
28’inci maddede yalnızca ikinci temettü oranı değişikliğinde oybirliği aranmıştır. Bu nedenle ana sözleşmenin 25/2.maddesi 28.madde bakımından tekrar niteliğinde değildir. Ancak 28’inci madde kar payının dağıtım şekli ve temettü ayrılmasına ilişkin olup genel kurulun 24 ve 25 numaralı kararları davacı tarafın da olumlu oyuyla ve oybirliği ile alınmıştır. Davacıların hükümsüzlük gerekçesi yerinde değildir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Davacı tarafın istinaf sebepleri temel olarak dava dilekçesi ve süreç içindeki iddialarıyla aynı paraleldedir. Aşağıda başlıklar halinde özetleyip değerlendireceğiz.
Şirketin iktisap ettiği kendi payları ve yavru şirketin paylarının oylamada nazara alınmış olması:
İlk derece mahkemesinin bu konudaki kararı ve yorumu yerindedir. Elbette şirketin kendi payları ve yavru şirketin paylarına isabet eden oy hakları donmuştur. Dolayısıyla toplantıya katılıp oy kullanmaları doğru değildir. Ancak etkililik kuralı çerçevesinde değerlendirme yapmak gerekir. Somut olayda anılan oylar hesap dışı bırakıldığında toplam oy hakları itibarıyla davacıların karşı oyuna rağmen gerekli nisap sağlanmıştır. İlk derece mahkemesinin hesabında küçük bir hata olsa bile sonuç değişmeyecektir. Davacıların bu istinaf sebebi yerinde değildir.
... vasisinin vesayet makamından özel izin almamış olması:
Somut olayda vesayet halinin sürdüğü tartışmasızdır. Yani vesayet kararı kalkmamış, vasi de değişmemiştir. Genel kurulda alınan kararlar kısıtlı aleyhine değil, bilakis davacıların da iddia ettiği üzere, genel olarak lehinedir. Şirket ana sözleşmesindeki değişiklikler ve rutin toplantı işlemlerinin vesayet makamınca olumlu veya olumsuz yönde değerlendirilmesi mümkün değildir. Kısıtlı aleyhine açık bir tasarruf söz konusu olmadığına göre vesayet makamından izin alınması da gerekmez.
Kâr payı dağıtımında 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre tutulan defterlerden çıkarılan finansal tabloların esas alınması gerekirken Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre yapılmasına karar verilmesi:
Dikkat edilirse her halükarda dağıtılması kararlaştırılan kâr payı Vergi Usul Kanunu’na göre yapılacak hesabın altında kalmaktadır. Bu sebeple sonuca olumlu veya olumsuz etki etmeyen bu kararın iptalinin istenmesinde veya iptal edilmesinde pratik bir yarar yoktur. İlk derece mahkemesinin değerlendirilmesi yerindedir.
Yönetim kurulu üyeleri için öngörülen Ücret ve huzur hakkının fahiş olması:
Şirketin mali durumu ve ücret alan kişi sayısının azalması birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesinin yorumu ve takdiri yerindedir. Alınan ücretlerin şirket veya diğer ortaklar yönünden ciddi bir mali külfet getirmediği açıktır. Bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Sağlık sorunları nedeniyle şirkete gelemeyen yönetim kurulu üyelerine ücret verilmesi:
Bu konuda genel kurulun iradesini geçersiz saymak için bir sebep yoktur. Şirketin kurucu ortaklarının zor zamanlarında desteklenmesi şirketin ve çoğunluğun takdiridir. Kaldı ki pandemi sürecinde yaşanan bazı olumsuzlukların sağlık sorunları yaşayan ortaklar aleyhine kullanılması doğru olmaz. Şirketin sıradan çalışanları dahi sağlık sorunları yaşadığı dönemlerde ücret haklarından mahrum bırakılmazken kurucu ortaklar için tersini düşünmek ortaklık ruhuna aykırı olur. Genel kurul çoğunluğunun bu durumda alacağı tutum daha çok takdire bağlı olduğundan Dairemizce hakkaniyet değerlendirmesi yapılması uygun görülmemiştir.
Ana sözleşmenin 20 ve 25’inci maddelerinde yapılan değişikliğin dolaylı yoldan 5, 7 ve 28’inci maddelerdeki ağırlaştırılmış nisabı ortadan kaldırdığı:
Bu konuda ilk derece mahkemesinin yaptığı değerlendirme usul ve yasaya uygundur. Kararda detaylı açıklama yapıldığından tekrarında yarar görülmemiştir. Ancak dairemizin genel görüşü de ağırlaştırılmış nisap gereken maddelerin temelde bir değişikliğe tabi tutulmadığı yolundadır. Buradaki tek istisna 28’inci madde yer alan ve kar payının dağıtım şekli ve temettü ayrılmasına ilişkin olan maddedir. Fakat ilk derece mahkemesinin değindiği üzere 24 ve 25 numaralı kararlara davacı taraf da olumlu oy vermiş, bu kararlar oybirliği ile alınmıştır. Dolayısıyla davacıların bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-)İstinaf eden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 31/12/2025
...
Başkan ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Katip ...
¸(e-imzalıdır)