Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, banka dışı kredi kefaletinde azami miktar belirtilmese dahi şirket ortağı kefilin dürüstlük kuralı gereği sorumlu olduğuna hükmederek itirazın iptalini kararlaştırdı.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, bankanın şirket ortağı davalı aleyhindeki müteselsil kefalete dayalı itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin kefalette azami limitin el yazısıyla belirtilmediği gerekçesiyle davanın reddi kararını hatalı bulmuştur; zira kefilin, sözleşmenin kredi limitini gösteren sayfasında imzasının bulunmasıyla limiti bildiği, kredi kullanan şirketin ortağı olarak menfaat sahibi olduğu ve dürüstlük kuralı gereği, kredilendirme aşamasında bankaya güven veren birinin şekil şartlarını bahane ederek sorumluluktan kaçamayacağı gerekçesiyle davacı bankanın istinaf talebini haklı görmüştür.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO :.KARAR NO :.T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...) *ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :.NUMARASI : .DAVACI : ...DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)KARAR TARİHİ : 30/12/2025KARAR YAZIM TARİHİ : 27/04/2026 İSTİNAF ÖNCESİ SÜRECİN ÖZETİ:Davacı banka, dava dışı bir şirketle banka arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, şirkete kredi kullandırıldığını, davalının da sözleşmede müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip icra takibine geçildiğini, davalının .... ve ...numaralı riskler için takipten sorumlu tutulduğunu, takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali davası açmıştır.Davalı taraf davanın reddini talep etmiş, borçlu şirketin eski ortağı olduğunu, 11.04.2016 tarihinde şirket paylarını aktif ve pasifiyle hukuki ve mali yükümlülüklerle birlikte başka bir ortağa ortak devrettiğini, şirket ortağı olması nedeniyle kefil sıfatıyla bir takım sözlemeler imzaladığını, ancak müvekkil söz konusu belgelerde imzasının bulunmadığını, talep edilen faiz miktarının fazla olduğunu iddia etmiştir.İlk derece mahkemesi delilleri topladıktan sonra davanın reddine karar vermiştir. Karara gerekçe olarak, “11.10.2012 tarihli sözleşmede davalının kefalet limitinin belirtilmediği, kefalet sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması yanı sıra kefilinin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet durumunda bu anlama gelen bir ifadenin kefilin el yazısı ile belirtilmesi de gerektiği, somut olayda kefaletin azami miktarının yazılmadığı” hususlarına yer verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İcra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davacı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dava; İcra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Davacı yanca İstinaf başvuru dilekçesinde; takip öncesi süreç özetlenmiş, davalının sadece iki krediden sorumlu olduğu belirtilmiş, borcun miktarı ve uygulanan faizin dayanakları anlatılmış ve her ne kadar kefalet limiti yazmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, sözleşme limitinin 1.250.000,00 TL olarak belirtildiği sayfada kefilin de imzası olduğu, davalının kefalet limitinin yazmamasına dair savunma yapmadığı, bu sebeple de kefaletin geçerli olduğu, kredi kullanırken bankada güven uyandıracak şekilde kefil olan kişinin kefaletin geçersizliğini ileri süremeyeceği iddia edilmiştir.Dairemizce yapılan değerlendirmede davacı tarafın istinaf sebeplerinin haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Öncelikle belirtelim ki, akdin kurulduğu esnada kefil olan kişinin belirsiz bir sözleşmeye imza atmaması amacıyla yasada özel bir düzenleme yapılmıştır. Burada korunan hukuki yarar, kefilin ne kadarlık bir sorumluluk altına gireceğini bilecek durumda olmasıdır. Yani sözleşmede limit belli ise, nereden yazdığının bir önemi yoktur. Nitekim sözleşmenin limitine dair sayfada davalının imzası vardır. Bu da limiti bildiğini açıkça gösterir. Kefil bir üçüncü kişi değil, şirketin ortağı ve yetkilisidir. Alınan krediden dolaylı da olsa menfaati olan biridir. Hatır, iyilik veya hayır için kefil olan kişiden farklı pozisyondadır. Hatta çok zaman kredi limiti müşteri sıfatıyla şirket temsilcilerinin talebi esas alınarak belirlenir. Dolayısıyla kefilin sorumluluk sınırını bilmediği söylenemez. Zaten bilirkişi raporunda yazana kadar davalı tarafın böyle bir savunması da olmamıştır.Öte yandan şirketin ortağı ve yöneticisi olarak sözleşmenin kuruluş aşamasında bizzat bulunan, kişisel kefaletini ortaya koyarak bankaya güven uyandıran birinin sonradan sekil şartlarını bahane ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışması, TMK'nın 2'inci maddede yazılı dürüstlük kuralına aykırıdır. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını öderken dürüst davranmak zorundadır. Krediyi kullanırken kefaleti geçerli, geri öderken geçersiz saymak doğru değildir. İlk derece mahkemesinin bu gerekçesi hatalıdır, kararın kaldırılması gerekir.İlk derece mahkemesinde yeterli delil toplanmış, bilirkişi raporu alınmış ve taraflara tebliğ edilmiştir. Bu rapor hüküm vermeye yeterlidir. Zaten davacı banka tüm kredi borçlarından değil sadece kredi kartı ve ek hesaptan sorumlu tutmuştur. Davacının da belirttiği üzere bu kalemler ortaklık sürdüğü müddetçe bizzat ortak tarafından kullanılan kalemlerdir. Hesabın usulüne uygun olarak kat edildiği nazara alınarak, bilirkişinin faize yönelik hesaplamalarının yeterli olduğu takdir edilmiştir. Bilirkişi takip tarihi itibariyle 00158007300222968 numaralı risk yönünden toplam 10.871,50-TL ve 4289450157190845 numaralı risk yönünden 15.709,59-TL bakiye borç hesaplamıştır. Bu alacağa takip talebinde yazılı olan yıllık %24 faiz ve %5 BSMV uygulanacaktır. Davacı taraf takipte risk kalemlerini ayrıştırmadığı için toplam borç üzerinden takibin devamına karar verilmelidir. Bu durumda dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine gerek kalmadan Dairemizce esas hakkında yeni bir karar verilmesi uygun bulunmuş ve yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 inci maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b.2 inci maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Bursa Kapatılan .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına davalı borçlu ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, 2-Bu borçlu yönünden takibin 26.581,00-TL asıl alacak üzerinden yıllık %24 faiziyle devamına, faiz için ayrıca %5 BSMV uygulanmasına, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Alınması gerekli olan 1.815,74 karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 1.100,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 862,45-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 26.581,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 7.321,01-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak arta kalan kısmın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, II-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,III-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 ...Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ......¸(e-imzalıdır) ...Katip ... ¸(e-imzalıdır)