Davacı firmanın marka iltibası ve kötü niyet iddialarıyla Türk Patent ve Marka Kurumu kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebi davası.
Özet: Bu hukuki metin, davacının, rakip firmanın tescil başvurusu yaptığı markanın kendi yirmi yılı aşkın süredir ticari hayatta kullanılan ve tanınmış markalarıyla görsel, sesçil ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı mal ve hizmetleri kapsadığını ve tüketiciler nezdinde iltibas yaratacağını ileri sürerek, rakip markanın kötü niyetle tescil edildiğini iddia etmesine rağmen Kurum tarafından itirazının reddedilmesi üzerine, söz konusu Kurum kararının iptalini ve başvurusu yapılan markanın hükümsüzlüğünü ile sicilden terkinini talep ettiği bir davayı konu almaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/487 Esas - 2025/400
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2024/487 KARAR NO : 2025/400DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali-HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 22/11/2024KARAR TARİHİ: 13/10/2025 Yazım Tarihi:31/10/2025İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili firma mesnet markası ile davaya konu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, yine kapsadığı emtiaların da aynı ve benzer olduğunu, davacı tarafça ikame edilen işbu dava ile söz konusu ... kararının iptali ve davaya konu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmelerinin zaruriyetinin hasıl olduğunu, davalı yan markası olan “...” ibareli marka bütünsel olarak değerlendirildiğinde müvekkili firmanın tescilli ... esas unsurlu nihai tüketici nezdinde tanınmış markaları ile görsel, sesçil ve kavramsal olarak benzer olduğunu, müvekkili firma markası ile ... kod numaralı markanın başvurusunun aynı sınıflar bakımından yapıldığını, taraf markalarının nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, davaya konu ... kararında bu konu değerlendirilmeden, müvekkil firmanın dava konusu markaya yapmış olduğu itirazın, kullanım bakımından sunulan delillerin yeterli görünmemesi sebebi ile reddedildiğini, müvekkil firma dava konusu markaya mesnet gösterdiği markasını ve diğer markalarını ciddi suretle kullandığını, bu durum sunacağı belgeler, müvekkilin ticari defter ve belgeleri, katalogları, internet sitesi, işyeri görselleri, fuar görselleri incelendiğinde, müvekkilin markasının ciddi anlamda kullanıldığı anlaşılacağı, sınai mülkiyet kanunun 19. maddesinde aranan ciddi ve yoğun surette kullanım sabit olacağını, her ne kadar dava konusu Kurum kararında aksi yönde kanaat bildirilmiş olsa da huzurdaki dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkili firmanın 25 yıldan uzun süredir kullandığı ticaret unvanı ve yine 20 yıldan fazla süredir kullanmakta olduğu tescilli markalarının varlığına rağmen, davalı yan tarafından müvekkil firma tarafından kullanılan emtialar/hizmetler kapsamında tescil müracaatına konu edildiğini, müvekkili firmanın tescilli markası ile iltibas teşkil eden marka tescil müracaatının; müvekkili firmanın markasının tescilli olduğu emtia ve hizmetlerde gerçekleştirmiş olmasının kötü niyetli olduğu ifade ederek ... sayılı kararının iptaline ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına; ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıların üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firmaya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet iddiasını, ...'in ... sayılı ... kararının iptalini, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğünün gerektirip gerektirmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 30/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 22/11/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun. ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ...... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğ kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markası.... 15/08/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1-Dava konusu marka başvurusu kapsamında bulunan çekişme konusu emtialar ile davacı tarafa ait ... sayılı markası kapsamındaki tüm emtiaların aynı ve/veya benzer olduğu, diğer markalarda yalnızca 03 ve 05.sınıfa ait emtiaların aynı ve/veya benzer olduğu, 2-Davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, 3-Somut olayda SMK m. 6/6 koşullarının oluşmadığı, 4- Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 5- İşbu raporda varılan sonucun, dava konusu ... kararı ile uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının ".... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " asli ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının".... " asli ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"...." asli ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının ".... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.13/10/2025 Katip .... Hakim ....E İmzalıdır. E İmzalıdır.