Ticari satımdan kaynaklanan devre mülk sözleşmesine dayalı borcun olmadığı ve senetlerin iptali talebiyle açılan menfi tespit davasında Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı.
Özet: Ev hanımı olan davacı, devre mülk satış vaadi sözleşmesi uyarınca düzenlediği senetlerin bedelini banka aracılığıyla tam olarak ödediğini ve yapılan ek sözleşmeyle borcun düşürülmesine rağmen senetlerini geri alamadığını iddia ederek, hakkında başlatılan icra takibine karşı menfi tespit davası açmıştır; davacı, ödemelerinin tam olması nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, icra takibine konu senetlerin iptalini ve icra işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederken, davalı şirketler senetlerin hukuken geçerli olduğunu, davacının ödeme sonrası senetleri teslim alması gerektiğini ve iflas süreci kapsamında usuli itirazlar ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/539 Esas - 2026/291

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2017/539
KARAR NO : 2026/291
....
...
...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/08/2016
KARAR TARİHİ : 16/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... nolu taşınmaz için devre mülk satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bu satış sözleşmesi gereğince ...'nin müvekkilinden 10 Aralık 2011 tarihli 800,00 TL bedelli, 10 Aralık 2012 tarihli 2.200,00 TL bedelli, 10 Aralık 2013 tarihli 3.812,00 TL bedelli, 10 Aralık 2014 tarihli 4.782,00 TL bedelli, 10 Nisan 2015 tarihli 1.636,00 TL bedelli olmak üzere 5 adet senet imzalatılarak alındığını, müvekkilinin her ay çeşitli tarihlerde Yapı Kredi Bankası aracılığıyla ... hesabına devremülk satış taksidi denilerek açıklamaları olarak banka hesaplarına ödeme yapıldığını, daha sonra 2013 yılı Mart ayında .... ve müvekkilinin kendi aralarında 06/03/2013 tarihli ek bir sözleşme yaparak 01/05/2011 tarihli ve 11246 nolu devremülk satış sözleşmesinde belirlenen 13.320,00 TL olan devremülk satış sözleşmesi bedelinin her iki tarafın da mutabakata varması sonucunda 7.850,00 TL olarak kararlaştırıldığını, bu sözleşme gereğince 5 adet senet borcunun ödenmesi sebebiyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin tapuyu da alması sonrasında davalı şirketten senetlerini istediğini fakat alamadığını, .... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile diğer davalı ... arasında hiçbir hukuki ilişki olmadığını, senet fotokopileri olmadan gönderilen tebligatın usule aykırı olduğunu, müvekkilinin ev hanımı olduğunu, hiçbir yerden aldığı bir maaşı veya ek geliri olmadığını belirterek davalı şirket ile müvekkili arasında yapılan 01/05/2011 tarihinde .... nolu taşınmaz için devre mülk satış vaadi sözleşmesi ve ... ve müvekkili kendi arasında 06/03/2013 tarihinde imzaladığı ek sözleşme uyarınca davacının belirlenen bedelin hepsini .... Bankası aracılığı ile açıklamalı olarak davalı hesabına ödeme yapması sebebiyle hiçbir borcunun olmadığının tespitine, dava konusu olan 01/05/2011 tanzim ve 10/12/2014 tarihli 4.872,00 TL ve 01/05/2011 tanzim ve 10/04/2015 tarihli 1.636,00 TL bedelli iki adet senedin müvekkili açısından iptaline, dava konusu senedin tahsili halinde, müvekkilinin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu senetlerin, teminatsız veya mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve işbu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı Müflis ... dosyasıyla da iflas işlemlerine başlanıldığını, hak sahibi olduğunu iddia edenin iflas masasına başvurması gerektiğini, üstelik müflis hakkında iflas kararı kesinleşmemiş olup ikinci alacaklılar toplantısının da yapılmadığını, bu sebeplerle İ.İ.K. 194. maddesi gereğince yargılamanın durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki iddialarını kanıtlamaları gerektiğini, bu hususta taraflarına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı için husumet yönünden itiraz ettiklerini, müflise ve iflas idaresine karşı açılan davalarda alacaklı olduğunu iddia eden tarafın temel borç ilişkisini ispatlaması gerektiğini, davalı müflis şirkete ödemelerin yapılıp yapılmadığının, senetlerin neye istinaden verildiğinin incelenmesi ve iddiaların davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; vekil edenin takibe konu ettiği senetlerin, şekil şartlarının hepsine haiz, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bonolar olduğunu, davacının dava dilekçesinde borcunun olmadığını bu nedenle söz konusu hususun tespit edilmesi gerektiğini iddia ettiğini, ancak bu beyanın hukuken korunmayacağının açık olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 646. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür.” şeklinde olduğunu, kanunun amir hükmü gereğince, davacının sözleşme ile ilgili borçlarını ödemiş ise icra takibine konu olan senetlerini geri alması gerektiğini, davacının senetlerini geri almadığını ve bu konuda herhangi bir işlem yapmadığını, ne zaman ki vekil eden alacaklarına karşı ciro edilen senetleri icrai işlemlere konu ettiğini ancak o zaman iddialarını ileri sürdüğünü, vekil eden itiraza konu takip senetlerinin iyi niyetle iktisap etmiş hamil konumunda olduğunu, vekil edenle, davacı arasında herhangi bir ticari ilişki hiç olmadığını, davacının borcunu ödediği iddiasının sözleşme yaptığını iddia ettiği tarafa karşı ileri sürülecek itirazlar olduğunu, vekil edenin itiraza konu takip senetlerini iyi niyetle iktisap etmiş hamil konumunda olduğunu, davacının senetlerini kötü niyetli olarak ciro edildiğini ileri sürdüğünü ancak herhangi bir kanıt ileri süremediğini, vekil eden itiraza konu takip senetlerini, düzgün ciro zinciriyle ve iyi niyetle devralan hamil konumunda olduğunu, takibe konu edilen senetlere ilişkin borcu ödemediğini ve takip dayanağı senetteki imzaya itiraz etmediğini, davacının ileri sürdüğü tüm iddiaların sözleşme yaptığı taraf olanlehtar .... keşideci .... olduğunu, senetlerin lehtar tarafından vekil edene ciro edildiğini, bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti, bono iptali ve iadesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esastan reddine ve takibin devamına karar verilmesine, davacının yapmış olduğu kötüniyetli itiraz sebebiyle, takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, devremülk satış sözleşmesine dayalı olarak verilen senetlerden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti isteğine ilişkindir.
6502 sayılı TKHK’un 4 üncü maddesinin 5 inci fıkrasında “Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.” hükmü yer almakta, davaya konu senetlerin (bonoların) keşide tarihinde yürürlükte bulunan mülga 4077 sayılı Kanun'un 6/A maddesinin 3. fıkrası (vade tarihlerinde ve halen yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK m. 4/5) gereğince, "Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Tüketici senetlerinin nama yazılı olmasının faydası, def’ilerin ileri sürülmesinde kendini gösterir. Eğer kıymetli evrak tedavüle çıkmışsa ve hamiline veya emre yazılıysa sadece mutlak def’iler ileri sürülebilecektir. Ancak nama yazılı olursa bu durumda temel ilişkiyle ilgili olsun veya olmasın tüm nispi def’iler de ileri sürülebilir olacaktır. Bunun sonucu olarak da tüketici örneğin malın ayıplı olması durumunda satıcıya karşı ileri sürebileceği def’ileri, hamile karşı da ileri sürebilecektir ya da dönme hakkını kullanmışsa ödeme yapmaktan kaçınabilecek veya indirim hakkını kullanmışsa senette yazan miktardan azını ödeyerek borcundan kurtulabilecektir. Yine eğer mal teslim edilmemişse tüketici ödemezlik def’ini de hamile karşı ileri sürebilecektir. Tüketicinin düzenleyeceği kıymetli evraka böyle bir sınırlama getirilmesinin sebebi nama yazılı evrakın tüm def’ilerle birlikte devrediliyor olmasıdır. Böylece tüketici, aldığı mal ayıplı çıkarsa veya mal hiç teslim edilmezse bu def’ileri senedi devralan üçüncü kişilere de ileri sürebilecek ve zayıf taraf olan tüketici korunmuş olacaktır ( Aynı yönde, .... sayılı ilamı).
Somut olayda ,sözleşmeye göre verilen ve bedeli ....'ye ödenmiş olan senetleri diğer davalının ... tarafından emre yazılı olarak düzenlediğinden, davacının satıcı ile olan temel ilişkiden kaynaklanan def'ileri senedi elinde bulunduran üçüncü kişi durumundaki davalı ...'ne karşı da ileri sürebilmesi mümkündür. Bu sebeple davacının senetlerin nama değil emre yazılı olarak düzenlenmesi sebebiyle geçersiz olduğu,yine senet bedellerinin ...'ye ödenmiş olması nEdeniyle davacının davasında haklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile ,davacının .... esas sayılı takip soyasındaki 01/05/2011 tanzim ve 10/12/2014 tarihli 4.872,00 TL ve 01/05/2011 tanzim ve 10/04/2015 tarihli 1.636,00 TL bedelli iki adet senetler nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine,davacı tarafından ödenen 5.708,65 TL 'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, alacağın 393,98 TL' sine 15.11.2016, 372,79 TL sine 19.12.2016, 516,88 TL'sine 18.01.2017, 350,00 TL'sine 17.02.2017, 350,00 TL'sine 08.03.2017, 425,00 TL'sine 10.04.2017, 400,00 TL'sine 10.05.2017,
400,00 TL'sine 08.06.2017, 500,00 TL'sine 12.07.2017,500,00 TL'sine 14.08.2017, 450,00 TL'sine 11.09.2017,500,00 TL'sine 10.10.2017,500,00 TL'sine 09.11.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kabulü ile ,davacının ...esas sayılı takip soyasındaki 01/05/2011 tanzim ve 10/12/2014 tarihli 4.872,00 TL ve 01/05/2011 tanzim ve 10/04/2015 tarihli 1.636,00 TL bedelli iki adet senetler nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine,
Davacı tarafından ödenen 5.708,65 TL 'nin davalı Kızılcahamam ...'den alınarak davacıya verilmesine, alacağın 393,98 TL' sine 15.11.2016, 372,79 TL sine 19.12.2016, 516,88 TL'sine 18.01.2017, 350,00 TL'sine 17.02.2017, 350,00 TL'sine 08.03.2017, 425,00 TL'sine 10.04.2017, 400,00 TL'sine 10.05.2017,
400,00 TL'sine 08.06.2017, 500,00 TL'sine 12.07.2017,500,00 TL'sine 14.08.2017, 450,00 TL'sine 11.09.2017,500,00 TL'sine 10.10.2017,500,00 TL'sine 09.11.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL harçtan 128,41 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 603,59 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan 334,00 TL posta ve tebligat gideri, dava açılırken ödenen 157,61 TL yargılama harcı olmak üzere toplam 491,61 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 7.518,91 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair davalı ....vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026
....