İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ambulansın karıştığı trafik kazası sonrası yaralanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat istemine karşı görevli mahkeme ve dava şartı itirazlarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 17/02/2019 tarihinde gerçekleşen ve ambulans sürücüsünün asli kusurlu bulunduğu bir trafik kazası sonucu yaralanan bir aile tarafından, sürücüye karşı açılan toplam 65.000 TL maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini kapsamaktadır; davalı tarafın vekili, zorunlu trafik sigortacısı adına, dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2231
KARAR NO : 2026/1276
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/03/2023 (Dava) - 13/07/2023 (Karar)
NUMARASI : 2023/161 Esas - 2023/509 Karar
DAVA : Tazminat
BAM KARAR TARİHİ: 07/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/07/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih ve 2023/161 Esas - 2023/509 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17/02/2019 tarihinde müvekkili ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın müvekkilinin eşi olan yine müvekkili olan ...'nin sevk ve idaresindeki araca İzmir İl Sağlık Müdürlüğü adına kayıtlı .... plaka sayılı ambulans sürücüsü davalı ....'nın sevk ve idaresindeki araç ile yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalının müvekkillerine ait aracı fark etmediğini ve kazanın meydana geldiğini, kazada müvekkili ... ve çocukları ... ve ....'nin yaralandığını, 5 günlük rapor verildiğini, 18/02/2019 tarihli raporda kazanın oluşumunda ....resmi plakalı ambulans sürücüsü davalının asli kusurlu kabul edildiğini, davalıdan şikayetçi olduklarını ve davalının Foça 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2020/120 esas - 2020/97 karar sayılı dosyada alınan beyanında üzerine atılı suçu inkar ettiğini, delil değerlemesinde mahkemece yapılan keşif neticesinde 07/02/2020 tarihli trafik bilirkişisi raporunun düzenlendiğini ve davalının taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçuna ilişkin cezalandırılmasına dair karar verildiğini, kararın 05/05/2021 tarihinde kesinleştiğini, davalının sebebiyet verdiği kaza nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ve iki çocuğu lehine 5.000,00 TL maddi tazminat, değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere olay tarihi olan 12/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kazanın oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkilinin ve çocuklarının yaşadığı üzüntü ve elemin bir miktar azaltılabilmesi adına yargılama sonunda belirlenecek tutardan şimdilik kendi adlarına asaleten ve her iki çocuk adına velayeten 60.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 17/02/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline olmak üzere toplam 65.000,00 TL tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasının 17.02.2019 tarihinde, ....'nın sevk ve idaresindeki müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı .... plakalı araç ile davacı ... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana geldiğini, .... plakalı aracın 100000007516948 poliçe numarasıyla 09.03.2018/2019 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, davanın görevli mahkemede açılmadığını, bu nedenle usulden reddi gerektiğini, dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususların ticari davalar olduğunu, TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, somut olayda .... Şirketinin, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, Sigorta Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, bu durumda Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle TTK 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereği dava ticari dava olmakla asliye ticaret mahkemesinin görev alanı içinde bulunduğunu, bu nedenle işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesini, mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerektiğini davacı tarafın, müvekkil şirkete eksik evrak ile başvuru yaptığından haksız olarak ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunun 97. maddesi ile dava yoluna başvurmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasının dava şartı olarak düzenlendiğini, davacının müvekkil şirkete eksik evrakla başvurduğunu, bu husustaki eksiklikler giderilmeden dava açıldığını, bu kapsamda öncelikle; davacının davasının usulüne uygun başvuru olmadığından reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise bu eksikliğin giderilmesi için davacıya kesin süre verilmesini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; maddi tazminat taleplerinin davacıya açıklattırılması gerektiğini, talep edilen maddi tazminat kalemlerinin hangileri olduğunun dava dilekçesinde belirtilmediğini, dolaylı olarak meydana gelen zararlar nedeniyle istenebilecek tazminat taleplerinin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi teminat kapsamı dışında olduğundan işbu taleplerden müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigorta poliçesinin bir zenginleşme aracı olmadığını, sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, kusura ilişkin yeterli inceleme yapılmadan sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kusur oranlarının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, kaza ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesine sevk edilerek özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin zorunlu mali sigorta poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, davanın görevli mahkemede açılmamış olması sebebiyle usulden reddine, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur durumuna ilişkin, ATK 2. İhtisas Dairesi'nden maluliyet oranına ilişkin, aktüer bilirkişiden tazminat hesabına ilişkin rapor alınmasına, SGK'ya müzekkere yazılarak davacı tarafa geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi ya da rücuya tabi başkaca bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na müzekkere yazılarak davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak davacı tarafa ait aracın, davaya konu kaza öncesi ve sonrasındaki tüm hasar kayıtlarının celbine, haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Foça 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/120 E - 2020/97 K sayılı dosyasında mevcut İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nün 15/01/2020 tarihli cevabi yazısından da görüldüğü üzere Sağlık Bakanlığı'na ait ambulans sürücüsü ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi devlet memuru olduğunu, davaya konu trafik kazasının görev sırasında kullandığı .... plakalı ambulans ile davacıya ait aracın çarpışması ile meydana geldiğini, Anayasa M.129/5 uyarınca memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarında, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceğini, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu' nun 13. maddesine göre kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açılabileceğini, ambulans şoförü olan davalının hasta taşıdığı sırada davaya konu trafik kazasının meydana geldiğini davalının kusuru dolayısıyla idare aleyhine dava açılabileceğini husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, husumet itirazı kabul edilmeyerek davanın esasına girilmesi halinde de haksız davayı kabul etmediklerini, kazadan sonra tanzim edilen Kaza Tespit Tutanağında her ne kadar müvekkilinin tam kusurlu olarak gösterilmiş ise de; Foça 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/120 E - 2020/97 K sayılı dosyaya sundukları, İzmir Adliyesi Bilirkişi listesinde Trafik ve Makine Baş Mühendisi bilirkişisi tarafından hazırlanan 31/10/2019 tarihli Uzman Görüşü raporuna göre kazanın oluşumunda müvekkilimiz % 75 oranında Asli kusurlu, davacının ise % 25 Tali Kusurlu olduğunu, ceza dosyasında yapılan keşif sonucu tanzim edilen ve Adli Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 07/02/2020 tarihli Bilirkişi raporuna göre de müvekkilinin 2918 sayılı KYTK'nun 57/b-5 ve 84.maddesi uyarınca Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama ihlalinden dolayı asli kusurlu, davacının ise 2918 sayılı KTK'nun 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunu, davacının talepleri konusunda çelişkiler ve belirsizlikler olduğunu, maddi ve manevi tazminatın miktarı, hangi davacı için asaleten ve velayeten ne kadar manevi tazminat talep edebildiği hususunda açıklama yapması için süre verilmesi gerektiğini, davacılardan ...'nin kaza sırasında araçta bulunmadığından TBK 56/2 maddesi uyarınca eşi ve çocukların yaralanmasından dolayı asaleten manevi tazminat talebinde bulunamayacağını, davacının kiraladığı araçların yakıt bedelini talep etmesinin mümkün olmadığını, kendi aracını kullanırken de aynı yakıt masrafını yapacağını savunarak, müvekkil aleyhine açılan işbu davanın tefrik edilerek Anayasa m.129/5, 657 Sayılı Yasa'nın 13.maddesi, HMK m.115, YHGK'nun 27/03/2015 tarihli kararı uyarınca müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından ve dava şartı yokluğundan müvekkil yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, bu talebin kabul edilmemesi davanın esası hakkında tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilmesi halinde ise usule, yasaya, yerleşik uygulamaya ve dosya kapsamına aykırı olarak açılan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk derece mahkemesince; "...Davacılar tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davaları ile ilgili olarak ;
A)Davalı ....’ye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarının REDDİNE,
B)1.754,83-TL ikame araç bedelinin 17/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan alınarak davacı ...’ye verilmesine,
2-Davacılar tarafından açılan fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece aldırılan 18/02/2019 tarihli raporda kazanın oluşumunda ... resmi plakalı ambulans sürücüsü ...'nın 2918 Sayılı Karayolları Trafik kanunun 57/1-A “Kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek” maddesini ihlal ettiğinin ve asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkili ...’nin sevk ve idaresinde olan ... Plakalı araç sürücüsünün ihlalinin olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, davalının Foça 2. Asliye Ceza Mahkemesince görülen davada üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçuna ilişkin cezalandırılmasına karar verildiğini ve söz konusu hükmün kesinleştiğini, yerel mahkemece yaşanan elim kaza neticesinde manevi tazminatın esasını ve özünü teşkil eden hususlar değerlendirilmesi gerekirken günün koşullarında sebepsiz zenginleşme olacağı kanaatine varıldığını, yerel mahkemece, müvekkilinin yeni almış olduğu aracın pert olması ve kredilerinin devam etmesine yerel mahkemeye kredi dökümleri ve ödenen dekontlar ibraz edilmiş olmasına rağmen ve söz konusu evrakların uyap üzeride kayıtlı olmasına rağmen iddianın ispatlanmadığı kanaatine varıldığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının müvekkillerini kazadan fazla üzdüğünü, kaza sebebi ile araçların pert olduğu gibi sanığın dikkatsizliği sebebi ile kredisi devam eden ve kullanamadıkları aracın kredisi devam ettiğini, her ay düzenli olarak kredi ödemelerinin devam ettiğini, kazaya sebebiyet veren ambulans sürücüsünün trafik kurallarına göre hareket ederek can güvenliğini koruyacağını bilmesi gerektiği halde kazanın asli kusurlu tarafı olması sebebi ile müvekkillerime manevi anlamda da zarar verdiğini, kaza nedeni ile araç içinde sıkışan .... ve ....'nin kazadan sonra ciddi şekilde travma yaşadıklarını, trafik kazalarının psikolojik travma kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğini, ZMSS ile sigortalının yalnızca maddi zararları karşıladığını, sigorta kapsamındaki maddi zararların, yerel mahkemece yaşanan kazada müvekkilinin aracının pert olmamış gibi davrandığını ve yine yaşanan kazada müvekkilinin ailesinin yaralanmamış gibi davranmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eylemin görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde bulunması nedeniyle davanın idare aleyhine açılarak, husumetin idareye yöneltilmesi gerektiğini, HMK m.115 uyarınca husumet ve dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme gerekçesinde her ne kadar davaya konu kazada müvekkilinin tam kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varmış ise de; Foça 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/120 E - 2020/97 K sayılı bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 31/10/2019 tarihli Uzman Görüşü raporuna göre kazanın oluşumunda müvekkilinin % 75 oranında asli kusurlu, davacı ...'nin ise % 25 tali kusurlu olduğunu, ceza dosyasında yapılan keşif sonucu tanzim edilen ve Adli Bilirkişi .... tarafından dosyaya sunulan 07/02/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre de müvekkilinin, 2918 sayılı KYTK'nun 57/b-5 ve 84.maddesi uyarınca " Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama " ihlalinden dolayı asli kusurlu, davacı ...'nin ise; "2918 sayılı KTK'nun 52/1-a maddesindeki Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken....hızlarını azaltmak zorundaırlar. "kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu görüşünün bildirildiğini, müvekkilinin, kazanın oluşumunda tam kusurlu olmadığını, ancak yerel mahkemece, müvekkilinin tam kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varmak suretiyle aleyhe manevi tazminata hükmettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazada davacının da kusurlu olması, davacı ve çocuklarının BTM ile giderilebilir şekilde yaralanması, müvekkilin devlet memuru olması, kazanın meydana geldiği 17/02/2019 tarihindeki ekonomik şartlar ve paranın satın alma gücü ve kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz gibi objektif kriterlere göre de takdir edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesine dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacılar ve davalı ... vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır
1-) Davaya konu trafik kazası ile ilgili olarak kolluk tarafından düzenlenen trafik kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda davalı sürücü ....'nın kusurlu, davacı sürücü ...'in ise herhangi bir kusur ihlalinin olmadığı tespit edilmiştir. Aynı olayla ilgili Foça 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/120 E. - 2020/97 K. sayılı kararında belirtildiği üzere ceza mahkemesince alınan kusur bilirkişi raporunda davalı ... .'nın asli kusurlu, davacı ...'nin ise tali kusurlu olarak tespit edildiği, bu rapor esas alınarak davalı ...'ün cezalandırılmasına yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itirazın reddi üzerine kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Eldeki dava dosyamızda ise mahkemece, bilirkişi incelemesi yapılmadan davacı ... kusursuz, davalı ...'ün ise tam kusurlu olduğu kanaatine varılarak hüküm tesis edilmiş ise de, kaza tespit tutanağı ve yine ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklindedir.
Somut olayda davacı ...'nin sürücülüğünü yaptığı ve çocukları olan diğer davacılar ... ve ... ..'nin içinde bulunduğu araç ile davalı ...'ün sürücülüğünü yaptığı aracın kaza yaptıkları, anılan davacıların ceza dosyasında yer alan sağlık raporlarından da anlaşılacağı üzere basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralandıkları ve 5 gün istiharat raporu düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı ..., davacı ...'nin eşi, diğer davacıların ise babası olup ise söz konusu kazada yer almamış ve bedensel bütünlüğü zedelenmemiştir. Davacıların her biri adına 15.000'er TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davacılardan ... lehine manevi tazminata hükmedilmişse de, yukarıda belirtilen yasal düzenleme dikkate alındığında mağdurun yakınları sadece ölüm ve ağır bedensel zarar halinde manevi tazminat isteminde bulunabileceğinden, davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-) Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 E. - 2024/226 K. sayılı kararı (RG-14/03/2025) ile, HMK'nın 326/2. maddesinin -manevi tazminat davaları yönünden- Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve işbu iptal kararı 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu kararda da belirtildiği üzere, maddi tazminat davalarından farklı olarak, manevi tazminat davalarında hüküm altına alınacak manevi tazminat miktarının belirlenmesi tamamen hakimin takdirinde olduğundan, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği manevi tazminat tutarını önceden öngörebilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde, manevi tazminatın kısmen reddedilen miktarı yönünden davacı taraf aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olacaktır. Ayrıca, AAÜT’nin "manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10./(2). maddesinde yer alan; “...(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” hükmü de 08.01.2026 tarihli ve 33131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile yürürlükten kaldırılmış olup Anayasa Mahkemesi kararı ve AAÜT uyarınca davacıların hükmedilecek manevi tazminat miktarını öngörmesi mümkün olmadığından, anılan yasal değişiklikler gereği davacılar ..., ... ve .... bakımından yeniden tesis edilecek kararda davalılardan ... yönünden kısmen reddedilen manevi tazminat miktarları yönünden anılan bu davacılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmaması gerektiği gözetilmelidir.
4-) Davacı vekili, eldeki davayı ... ve ... yönünden hem kendi adlarına hem de ... ve .. . yönünden velayeten açmış olmasına rağmen karar başlığında davacı olarak yalnızca ... ve ...'nin gösterilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacılar ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/161 Esas - 2023/509 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-İstinaf eden tarafların diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgili tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında istinaf eden taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/07/2026