Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin teslimatına ilişkin ispat yükü ve kira sözleşmesi tadilat masrafları uyuşmazlığını inceliyor.
Özet: Davacı şirketin, davalıya ürün satışı ve hizmet sunumu karşılığı düzenlenen faturalar ile kira sözleşmesi gereği kiracı adına yapılan çatı-teras kapatma masraflarından kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, davalı faturalardaki ürün ve hizmetleri almadığını, tadilat masraflarının kendi sorumluluğunda olup kendisi tarafından yapıldığını savunmuş; ilk derece mahkemesi, davacının icra takibine konu faturaların davalı kayıtlarında yer almadığını ve fatura muhteviyatı mal veya hizmetlerin davalıya teslim edildiğine dair yazılı belge sunamadığını belirterek, ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...

T.C
B U R S A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
....HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirket inşaat işlerinde hizmet vermekte olup davalı/borçlulara 19/10/2019 Tarih 0613 No'lu 40.434,58 TL, 19/10/2019 Tarih 0614 No'lu 40.434,57 TL ve 19/10/2019 Tarih ...No'lu 22.764,98 TL miktar ve bedelleri belli ürünlerin satışını ve hizmeti yaparak faturaları tanzim ettiğini, bu faturalara binaen ve ek olarak müvekkili şirketin yapmış olduğu 30.03.2021 tarihli 30.600,00 TL tutarındaki (02.05.2018 tarihli kira sözleşmesi gereği kiracı adına çatı terasların ve balkonların kapatılması için yapılan pvc masrafı), 30.03.2021 tarihli 5.050,00 TL tutarındaki (02.05.2018 tarihli kira sözleşmesi gereği kiracı adına çatı terasların ve balkonların kapatılması için yapılan mermer masrafı) alacaklarını talep ettiğini, ancak davalıların müvekkili şirketin alacaklarını ödemeye yanaşmadığını, fatura muhteviyatı mallar davalıya teslim edilmiş olup müvekkili firmanın ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile bu durumun açığa çıkacağını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin ise davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu faturalar gerçeğe aykırı düzenlenmiş olup müvekkili şirketin karşı taraftan herhangi bir ürün ya da hizmet almadığını, yine davacı yan 02.05.2018 tarihli kira sözleşmesi gereği kiracı adına çatı, teras ve balkonların kapatılması için yapılan 30.,600,00 TL PVC masrafı ve 5.050,00 TL mermer masrafı olduğunu ileri sürmüşse de bu iddiaların da tamamen asılsız olduğunu, davalı yan, 02.05.2018 tarihinde düzenlenen sözleşmeyi dayanak göstererek bu talepleri ileri sürmüşse de belirtilen sözleşmede böyle bir hüküm bulunmadığını, şöyle ki; taraflar arasında 02.05.2018 tarihinde ...Bursa adresinde yer alan dört adet müstakil yapının kiralanmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen hükme göre çatı terasların kapatılması, balkon kapatmaları ile diğer tadilatın kiracıya ait olduğunu, bu maddeye göre tadilat, teras ve balkonların kapatılması iş ve masraflarının kiracı müvekkiline ait olduğunun açık olduğunu, bunların kiralayan şirket tarafından yapılacağını konu alan herhangi bir ek sözleşme de yapılmadığını, müvekkilinin söz konusu tadilatları kendisinin yaptığını, davalı şirketin bu masrafları kendisinin yaptığına ilişkin iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, ayrıca davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının iddiasını senetle ispat etmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki faturanın, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olduğu, öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olduğu ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nın 23/2. maddesi anlamında sonuç doğurmasının da beklenemeyeceği, satım sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda ispat yükü satıcıda olup davaya konu edilen malın satılıp teslim edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, alıcı ya da yetkilisi tarafından imzalanmış sevk irsaliyesi, teslim belgesi ya da satıcı tarafından keşide edilen faturaların alıcının defterlerine işlenmiş olması gibi durumlarda kanıt yükünün yerine getirildiğinin kural olarak kabul edileceği(Antalya 11 HD.2021/1748 E.-2023/799 K. Sayılı ilamı), yukarıdaki bilgiler doğrultusunda somut olay incelendiğinde; uyuşmazlık konusu somut olayda ispat yükü davacıda olup ; bilirkişi raporunda davacı tarafından icra takibine konu 19/10/2019 Tarih 0613 No'lu 40.434,58 TL,19/10/2019 Tarih 0614 No'lu 40.434,57 TL, 19/10/2019 Tarih 0615 No'lu 22.764,98 TL bedelli ürün satışına ilişkin faturaların davalı kayıtlarında yer almadığı, davaya konu faturalar muhteviyatında yer alan mal ve hizmetlerin davalıya teslimine ilişkin bilgi ve belgenin dosya içeriğinde yer almadığı kanaatine varıldığı belirtilmiş olup, davaya konu edilen malın satılıp teslim edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanması esas olmakla, alıcı ya da yetkilisi tarafından imzalanmış sevk irsaliyesi, teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla, davacı taraf yemin deliline dayandığından, yemin delilinin hatırlatıldığı, yemin metni de sunulmadığından davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE, davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 19/04/2024 tarihli ek kararı ile, gerekçeli kararın 5 nolu ; " Davalının vekil ile temsil edildiğinden A.A.Ü.T göre 18.560 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" bendinde yazılan vekalet ücretinin sehven hatalı olduğu, maddi hata olduğu açıkça anlaşılmakla davacılar vekilinin tavzih ve tashih talebinin KABULÜ ile, Mahkemenin ... E. numaralı dava dosyasının ... karar sayılı gerekçeli kararın vekalet ücreti 5 nolu bendinin kaldırılarak hükmün tavzihi ve tashihine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sunulan 2020 kayıtlarına göre müvekkilinin 2020 yılı açılış fişinde (2019 yılından devir) davalıdan 151.119,13 TL alacaklı olduğunun ortaya konulduğunu, karşı şirketle bu faturaların dışında başka herhangi bir faturalı işlem yapılmadığını, iş tesliminde kesilen faturanın art niyetli olarak davalı tarafından iade edildiğini, müvekkilinin 2019 yılı cari hesabı istendiğinde kayıtlı faturaların dışında 2019 yılı ve öncesinde başkaca hiçbir işlem bulunmadığının ortaya çıkacağını, bu sebeple 2019 defterlerinin bulunmamasının bu alacağın olmadığı anlamına gelmeyeceğini, konut olarak yapılmış bir binanın sözleşme ile okula dönüştürülme işinin malzemeli işçilik olarak karşılıklı imzalanan sözleşme ile müvekkili firmaya verildiğini, keşif mahallinde çalışan ustalar ve malzeme getiren firmalar dinlendiğinde bu işlerin müvekkili tarafından yapıldığının görüleceğini, karara dayanak bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinde dava konusu faturaların bulunmadığı belirtilmiş olup bu hususun müvekkili yönünden herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını, davadaki haklılıklarının ispatlandığını, mahkeme aksi kanaatte ise keşif taleplerinin kabulü gerektiğini belirterek hükme yönelik istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, istikrar kazanmış Yargıtay içtihatlardan da anlaşılacağı üzere müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin tavzih kararı ile kaldırılmasının hukuka uygun olmadığını belirterek ek karara yönelik istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı, akdi ilişkiyi inkâr etmiş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu icra takibi, bir kısım inşaat imalatlarını konu alan 19/10/2019 tarihli 22.764,98 TL, 40.434,57 TL ve 40.434,58 TL bedelli 3 adet faturaya dayalı alacak ile 02/05/2018 tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan 30.600,00 TL ve 5.050,00 TL alacak talebine ilişkindir.
Mahkemenin 10/11/2022 tarihli duruşma 5 nolu ara kararı ile, dava konusu itirazın iptaline konu icra takibinde talep edilen 30.600, 5.050 TL asıl alacaklar ve 3,74 TL, 22,64 TL işlemiş faiz alacakları yönünden yargılamanın iyi bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla HMK 167 maddesi uyarınca bu dosyadan tefrik edilerek, yeni esasa alınmasına karar verilmiş, akabinde Mahkemenin 10/11/2022 tarihli ... E..... K. sayılı kararı ile, kira sözleşmesinden kaynaklanan davada Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa BAM .. HD 10/01/2024 tarih ... E., ...K. sayılı kararı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Tefrik kararı sonrası iş bu davada uyuşmazlığın, icra takibine konu bir kısım inşaat imalatlarını konu alan 3 adet faturaya ilişkin olduğu açık olup, yukarıda da açıklandığı üzere davalı akdi ilişkiyi inkâr etmiştir.
“Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi,yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan kişinin veya onun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ticari defterler, ikrar veya yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir.
Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.”(Yargıtay-kapatılan-15 HD 10/09/2018 tarih 2017/394 E., 2018/3129 K. sayılı emsal kararı)
Somut olaya döndüğümüzde davacı tarafça istinafında açıkça taraflar arasında konut olarak yapılmış bir binanın okula dönüştürülme işinin malzemeli işçilik olarak kendisince yapılmasına ilişkin karşılıklı imzalanan sözleşme bulunduğu ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında bu yönde düzenlenmiş yazılı bir sözleşmeye rastlanılmamış olup, faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı da tespit edilmiştir. Salt keşif ve tanık beyanları ile de akdi ilişkinin ispatı mümkün olmadığına göre, davacının iddiasını ispat edemediği kabul edilmelidir. Bu itibarla mahkemece davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan mahkemece hükümde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmişken, davacı tarafın tavzih talebi üzerine yukarıda açıklanan ek karar ile maddi hata yapıldığı gerekçesiyle hükmün bu kısmının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, karar tarihi itibariyle azledilmiş olsa da davalının yargılamada sırasında vekille temsil edildiği dikkate alındığında HMK 304 maddesi uyarınca maddi hata olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, 305.maddesi uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceğinden, mahkemenin ek kararı usul ve yasaya uygun görülmemiştir. (Yargıtay 12 HD 30/11/2021 tarih 2021/5738 E. 2021/10800 K. sayılı emsal kararı)
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl hükme yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 m. uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin ... tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 m. uyarınca 19/04/2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin tavzih/tashih talebinin reddi yönünde yeni ek karar verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-)Davacı vekilinin asıl hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-)Davalı vekilinin .... tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2024 tarih, ... E. ... K. sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA,
3-)HMK’nın 353/1/b/2 maddesine göre YENİDEN EK KARAR VERİLMESİNE,
"Davacı vekilinin tavzih/tashih talebinin REDDİNE,"
3-İstinaf harç ve giderleri yönünden;
a-)Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı 615,40-TL’den, peşin alınan 427,60-TL’nin mahsubu ile bakiye ‬187,80-TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
b-)Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
c-)İstinaf başvuru aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-)İstinaf başvuru aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama gideri 50,00-TL ve 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.219,4‬0-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f-)Karar kesinleştiğinde istinaf avansı iadesi ile talep halinde harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 09/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Katip ...
¸(e-imzalıdır)