Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış marka ile iltibas ve karıştırılma ihtimali iddiasıyla davalı markanın hükümsüzlüğü talepli davasına ilişkin kararı.
Özet: Davacının 1958den beri kebap ve restoran işletmeciliği alanında kullanılan ve tanınmış “...” markasının, davalının tescilli “...” markasıyla aynı olduğunu, ayırt edicilikten yoksun olduğunu ve iltibasa yol açtığını ileri sürerek davalı markasının 43. sınıf bakımından hükümsüzlüğünü talep ettiği uyuşmazlıkta; davalı, markayı devraldığı firmanın “...” ibaresini uzun yıllardır kullandığını, davacının önceki marka sahibinin bu kullanımlara ve tescillere sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, ayrıca markanın davacının önceki sahibi tarafından şube devri ve muvafakatname ile devralan firmaya kullanım yetkisi verildiğini savunarak hükümsüzlük talebinin reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/80 Esas - 2025/436

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/80
KARAR NO : 2025/436
DAVA : Kullanmama Nedeniyle Marka İptali
DAVA TARİHİ : 06/10/2021
KARAR TARİHİ : 22/10/2025 Yazım Tarihi: 19/11/2025
(ASIL DAVADA)
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin “...” markasının 05.03.1997 tarihinde ... tescil sayısı ile 43.sınıfta tescil edildiğini, markanın 1958 yılından beri kebap, restoran işletmeciliği üzerine faaliyet gösterdiğini ve “...” olarak tanındığını, markanın lezzetli yemekler ve hizmet anlayışı ile tanınır hale getirildiğini, davalının ... tescil sayılı markasının müvekkil markası ile hemen hemen aynı olduğunu, SMK md. 25 ve 5/ç maddeleri göz önünde bulundurulduğunda ayırt edicilik özelliğine sahip olmayan ... markanın tescilinin hükümsüz olması gerektiğini, markanın logosunun müvekkilin logosuyla tıpatıp aynı olduğunu, ayrıca internet üzerinde yaptıkları araştırmada da görüldüğü gibi davalının tescil ettirdiği marka ismini internette aradıklarında müvekkilin tescilli markasına ait restoran çıktığını, buna ilişkin görüntüleri ekte sunduklarını, söz konusu ... markasının müvekkil markası ile iltibasa yol açtığını, tescilli marka hakkına açık bir tecavüz teşkil ettiğini, müvekkil markası ile aynı olup müvekkile ait markanın devamıymış gibi bir izlenim bıraktığını, ancak 1958’den bu yana kullanılagelen ve tanınmışlık kazanan markanın müvekkil markası olduğunu, internette ... arama yapıldığında ... ibareli siteler olduğunun görüldüğünü, bunun da bu markanın müvekkil markasıyla karıştırılabileceği anlamına geldiğini ileri sürerek davalı adına tescilli ... tescil sayılı markanın 43. Sınıf bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin davaya konu markayı 09.08.2019 tarihinde devir aldığını, markanın devir alındığı ... firmasının “...” ibaresi üzerinde hak sahibi olup uzun yıllardır kullandıklarını, davacı tarafından bu kullanımlara ve müvekkilinin devir aldığı marka başta olmak üzere sair tescillere sessiz kaldığını, markanın devir alındığı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasının tescil ve işe başlama tarihinin vergi levhası, oda sicil kayıt evraklarından görüleceği üzere 22.09.2016 tarihi olduğunu, bu kayıtların celbini talep ettiklerini, müvekkilinin markasını devir aldığı ve ayrıca “...” ibareli kullanımlara ilişkin muvafakat aldığı ... şirketinin kurulduğu günden bugüne halihazırda şirket adresi olan “....” adresinde faaliyetini sürdürdüğünü, bu firmanın sahibi ...’un uzun yıllardır .... ilinde yerleşik ve köklü bir çok restoranın et tedarikçisi olduğunu, en hacimli müşterilerinden birinin davacı yanın markasının önceki sahibi ... San. ve Tic. A. Ş. olduğunu, yıllar içerisinde ... A. Ş. firmasının müvekkiline olan borçları çoğalınca ... A. Ş. tarafından ... A. Ş. ... Şubesinin “....” adresindeki iş yerinin tüm markasal hakları ile birlikte ...’a devir edildiğini ve bugüne kadar da aynı adreste ... markası ile faaliyetlerine devam ettiklerini, ... A. Ş. tarafından ... ve kurucu ortağı olduğu ... Restoran’a devredilen iş yerine ait şubenin kapanışının 20.09.2016 tarihinde gerçekleştirilerek Ticaret Sicil Gazetesinde 05.10.2016 tarihinde ilan edildiğini, bunun da celbini talep ettiklerini, tüm bu resmi evraklardan da görüleceği üzere müvekkilinin markasını devir aldığı ... şirketinin kurulduğu günden beri aynı adreste ... markası ile faaliyetlerine devam ettiğini, bundan markanın o tarihteki hak sahibi ... A. Ş.’nin haberdar olduğunu, yani dava konusu ... ibaresine dayalı müvekkil kullanımları marka devri ve markayı devir aldıkları ... firmasının kullanımlarına ve tescillerine markanın o dönemdeki sahibi ... A. Ş’nin bilinçli olarak sessiz kalması suretiyle gerçekleştirildiğini, ... şirketinin markanın o dönemdeki sahibi ... A. Ş.nin bilgisi dahilinde “...” ibaresinin içeren birden çok marka başvurunda bulunduğunu, bundan haberdar olan firmanın bunlara da herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu nedenle davacı yanın müvekkilinin devir aldığı ve sonrasında da tescile dayalı güven kapsamında kullandığı markasının hükümsüzlüğünü talep hakkı bulunmadığını sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, davacı yanın iddialarının aksine taraf markaları arasında 6/1 madde anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markası ile davalı markası arasında tescilli emtialar arasında sadece çok çok sınırlı örtüşmenin bulunduğunu, taraf markalarının kompozisyonları bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların ayrıştırılabilir nitelikte olduğunu, davaya dayanak markanın önceki hak sahipleri tarafından müvekkilin markasını devri aldığı firmaya verilmiş lisans belgesi ve muvafakat belgesinin de mevcut olduğunu, müvekkil markasının bu belgelere dayanılarak gerçekleştirildiğini, müvekkili ile yaptığı görüşmelerde müvekkilin markasını devir aldığı ... şirketine markanın önceki hak sahipleri ... Ltd. Şti ve ... A. Ş firması tarafından devreden/başvuru sahibine muvafakat, lisans ve yetkilendirme belgeleri gibi birçok iznin verilmiş olabileceği yönünde bilgiler mevcut olduğunu, bu hususta araştırmalarının devam ettiğini, bu konuda yazılı deliller elde edildiğinde Sayın Mahkemeye sunulacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
( BİRLEŞEN DOSYADA)
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın davalı tarafından hiçbir surette kullanılmadığı ve davalının kullanma kastının da bulunmadığı, ayrıca kullanmadığı halde dava konusu markaya dayanarak ikame ettiği davalarla müvekkilini baskı altına almayı amaçladığı iddialarıyla uyuşmazlık konusu markanın kullanımına 5 yıldan uzun bir süre boyunca kesintisiz ara verildiği gerekçe göstererek markanın iptalini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı firma süresinde davaya cevap vermediği, ancak 24/01/2022 tarihli dilekçe ile davalı vekili tarafından vekaletname sunulduğu ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesiyle ve duruşma beyanlarında davanın reddini talep etmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmü ,
Madde 9: "(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:
a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." hükmü, " hükmü ;
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü ,
Madde 26: (1)....... markanın iptaline karar verilir:
a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması......." hükmü,
Madde 27" (1) 25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.
(2) 26 ncı madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir." hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (ortalama düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN; davacı tarafın ... sayılı tescilli markası karşısında davalı firmanın daha sonra tescil edilen .... sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesi açısından iltibas oluştuğu, davacı markalarının tanınmış olduğu, iddialarına yönelik SMK 25/1 maddesine göre davalı markasının 43. Sınıftaki hizmetler yönünden hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, davalı iddiası açısından dava konusu markanın başkasından devir alındığı, davacı açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı uğranıldığı iddialarının hükümsüzlük davasına etki edip etmeyeceği, davacı markasının iptali yönünden açılan davanın bu davaya etki edip etmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; davalı firmanın ... (...) tescil sayılı markanın davanın açıldığı, 06/10/2021 tarihinden geriye yönelik son 5 yıl içerisinde kullanılmadığı iddiasına bağlı SMK 9 ve 26. Maddesine göre markanın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Asıl davada hükümsüzlüğe konu olan 2016/8916 sayılı markanın 29 ve 43 .ncü sınıfta 12/10/2016 tarihinde başvurusu yapılıp 12/03/2018 tarihinde tescil edildiği; Mesnet marka olan ... (...) sayılı markanın ise 43.ncü sınıfta 15/04/1996 tarihinde tescil edildiği, 14/04/2016 tarihinde de yenileme işlemi yapıldığı ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Asıl davada davalı markasının tescil tarihi 12/03/2018 olduğundan ve dava tarihinde 5 yıllık süre dolmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybı itirazı haklı bulunmamıştır.
Birleşen davada dava konusu ... (...) sayılı markanın 15/04/1996 tarihinde tescil edildiği, 14/04/2016 tarihinde de yenileme işlemi yapıldığından dava tarihi esas alındığında son 5 yıl içinde tescilli olması nedeniyle markanın kullanma hak ve yetkisinin ilk tescil anından itibaren devam ettiği tespit edilmiştir.
Buna göre;
Asıl davada, iltibas ve tanınmışlık iddialarına bağlı hükümsüzlük koşulu oluşup oluşmadığı ; Birleşen davada ise davanın açıldığı, 06/10/2021 tarihinden geriye yönelik son 5 yıl içerisinde dava konusu markanın kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır.
Kullanım ispatı açısından ise yukarıdaki mevzuat hükümleri kapsamında kendisine ispat yükü düşen taraf (davalı) davaya konu markanın kapsamındaki hizmetler bakımından (markasının tescil edildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere) davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yıl içerisinde Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır.
Asıl davada bilirkişi heyetinin sunduğu 26.01.2022
tarihli RAPOR'da ÖZETLE " 1. Davacıya ait ... sayılı " ...+..." markası ile davalıya ait ... sayılı "..." markası arasında davalı markasının kapsamında bulunan “43.sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğu ve bu nedenle uyuşmazlıkta davalı markası açısından ve yukarıda sayılan hizmetler bakımından SMK 6/1 maddesinin uygulanması ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,
2. Davanın açıldığı 09.04.2021 tarihi itibariyle davalının marka tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmemesi nedeniyle uyuşmazlıkta susma suretiyle hak kaybından bahsedilemeyeceği düşünülmekle birlikte takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
3. Davacı markasının iptali davasına bakan mahkemenin davacı markasının iptaline ve bu iptal kararının da işbu davanın açıldığı 09/04/2021 tarihinden öncesine etkili olacağı yönünde karar vermesi durumunda: işbu davanın açıldığı tarih itibariyle davacı markası hukuk aleminden silinmiş olacağından o zaman huzurdaki davanın, iptal davasından etkileneceği, Ancak davacı markasının iptali davasına bakan mahkemenin iptal talebinin reddine karar vermesi veya iptalin işbu davanın açıldığı 09/04/2021 tarihinden sonraki bir tarihte etkili olacağı yönünde karar vermesi durumunda ise işbu davanın açıldığı tarih itibariyle davacı markası geçerli bir marka olacağından o zaman huzurdaki davanın, iptal davasından etkilenmeyeceği, " şeklinde ifade edildiği görülmüştür.
Birleşen davada bilirkişi heyetinin sunduğu 14/03/2022 tarihli RAPOR'da ÖZETLE " somut uyuşmazlıkta davalı adına tescilli ... numaralı markanın tescilli olduğu “Sınıf 43: Kebap salonu hizmetleri” bakımından, 6769 sayılı SMK’nın 9 uncu ve 26 ncı maddeleri hükümlerine uygun olarak ciddi biçimde kullanıldığına ilişkin delil sunulmadığı ve marka sahibinin markayı kullanamama konusunda haklı sebeplere sahip olduğunu iddia etmediği ve haklı sebeplere sahip olmadığı, bu nedenle markanın kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğu " şeklinde ifade edildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 18/05/2022 tarih ve ..... Sayı ile " birleşen davaya konu markanın kullanıldığının birleşen davada davalı tarafından kanıtlanamadığı, asıl davada dava konusu marka ile asıl davada mesnet marka arasında iltibas koşulları oluşsa da, asıl davada mesnet markanın birleşen davada asıl davanın açıldığı tarihi de etkileyecek şekilde 09/04/2021 tarihi öncesinden itibaren geçmişe etki doğuracak şekilde iptali koşulları oluştuğunun kabul edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile davalı tarafa ait ... sayılı markanın 09/04/2021 tarihi öncesi itibariyle kullanılmaması nedeniyle iptaline, (iptal kararının 09/04/2021 tarihi öncesinden itibaren geçmişe etki doğuracak şekilde iptal hükümlerinin uygulanmasına) " şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .....nin 20/12/2024 tarih ve .... sayı ile " .....
......Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere birleşen davada davacı taraf, dava konusu ... sayılı markanın kullanılmadığını ileri sürerek, dava konusu markanın iptal şartlarının ilk oluştuğu tarihten itibaren geçmişse etkili hüküm doğuracak şekilde kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince de dava konusu markanın birleşen davanın açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde, tescilli olduğu 43. sınıf hizmetler yönünden kullanıldığının birleşen davada davalı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 26/1-a maddesindeki atıf uyarınca SMK'nın 9/1. maddesine göre, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. 6769 sayılı SMK'nın 26. maddesi uyarınca kullanmama nedeniyle markanın iptali yetkisi .... ait ise de, bu hükmün SMK'nın 192/1. maddesi uyarınca kanunun yayım tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği için, 6769 sayılı SMK'nın geçici madde 4. maddesi uyarınca, SMK'nın 26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisinin mahkemeler tarafından kullanılacağı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da birleşen dava tarihi 06/10/2021 tarihinde açıldığına göre, işbu davada iptal yetkisinin mahkemeye ait bulunduğu açıktır.
Birleşen dava tarihi 06/10/2021 olduğundan dava konusunu oluşturan zaman diliminin 06/10/2016 ve 06/10/2021 tarihlerinin arası olduğu, SMK'nın 9. maddesi uyarınca markasını kullanma külfeti altında bulunan davalının somut uyuşmazlık açısından 06/10/2016 ve 06/10/2021 tarihleri arasında bu kullanımını ispat etmesi gerekmektedir.
6769 sayılı SMK'nın 9. maddesinde belirtildiği üzere, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması ve markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.
Somut olayda da, birleşen davada davalı vekili, dava konusu markanın önceki sahipleri ile birleşen davada davacı ile yapılan lisans sözleşmesi ile bizzat birleşen davacının kullandığını ileri sürmüş ve bu kapsamda birleşen davada davacı ve yetkilisi aleyhine açılan dava dosyalarına delil olarak dayanmışsa da, mahkemece birleşen davalının bu yöndeki savunması ve delilleri değerlendirilmeden, dava konusu markanın kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere marka sahibinin markayı bizzat kendisinin kullanması gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır ve markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Bu durumda, birleşen davada davalının dava konusu markanın önceki sahipleri ile birleşen davada davacı ile yapılan lisans sözleşmesi ile bizzat birleşen davacının kullandığı savunması yönünden bildirdiği tüm deliller toplanıp, gerektiğinde bu hususta bilirkişi incelemesi de yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile dava konusu markanın kullanıldığının kanıtlamadığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, birleşen davada davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Öte yandan kabule göre de, mahkemece iptal kararının etkili olduğu tarihin net olarak belirtilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak biçimde iptal kararının 09/04/2021 tarihi öncesinden itibaren geçmişe etki doğuracak şekilde uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, asıl davada davacı birlşen davada davalı vekillinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 gün ve ..... sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, " şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
YENİDEN DEĞERLENDİRME :
Mahkememizce "1-HMK hükümleri kapsamında ... iade kararına göre işlem yapılması zorunlu olduğu gözetilerek, davacı- birleşen dosyanın davalı taraf vekiline yukarıda geçen "birleşen davada davalının dava konusu markanın önceki sahipleri ile birleşen davada davacı ile yapılan lisans sözleşmesi ile bizzat birleşen davacının kullandığı savunması yönünden bildirdiği tüm deliller toplanıp gerektiğinde bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği" şeklinde ... kararı çerçevesinde davacı- birleşen dosyanın davalı taraf vekiline 2 HAFTALIK KESİN SÜRE İÇERİSİNDE bu yöndeki tüm delil ve belgeleri mahkeme kalemine ibraz etmesi gerektiğine, aksi halde ibraz etmemiş olarak değerlendirme yapılacağına,
2-1 nolu ara karar çerçevesinde kullanıma yönelik delil ve belgeler ibraz edildiği takdirde dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek, duruşmada tespit edilen uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları, ... İADE KARARI çerçevesinde kullanım ispatının yerine getirilip getirilmediği konusunda EK RAPOR alınmasına, "şeklinde ara kararı tesis edilmiştir.
... iade kararı çerçevesinde sunulan delil ve belgeler üzerinde görev verilen bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılarak rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından 30/09/2025 tarihli EK raporda ÖZETLE "Mahkemenin 1 nolu kararı çerçevesinde birleşen davaya ilişkin olarak markanın kullanımını ispatlar nitelikteki dosyaya sunulan deliller ve belgeler incelenmiştir. Yapılan incelemede söz konusu belgelerin birleşen davalı tarafça sunulan 2 adet marka lisans sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
1.Sözleşme: 25.11.2022 tarihli, 05.03.1997 tarih ve ... sayı ile tescilli ... markasının tüm malları/hizmetleri için, ... içinde .... hariç tüm illerde, 10 yıllık kullanımına dair, lisans veren ... Tic. Ltd. Şti. ile lisans alan ... Kır.San. Tic.Ltd. Şti. arasında akdedilen inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
2.Sözleşme: 10.08.2022 tarihli, 05.03.1997 tarih ve ... sayı ile tescilli ... markasının tüm malları/hizmetleri için, ... içinde .... illerinde, 10 yıllık kullanımına dair, lisans veren ... Tic. Ltd. Şti. ile lisans alan ... A.Ş. arasında akdedilen inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
Bu sözleşmeler dışında dava dosyası içerisinde başkaca bir delil tespit edilmemiştir.
Görüldüğü gibi dava dosyasına sunulan 2 lisans sözleşmesi de 2022 tarihlidir. Oysaki birleşen davalının ... tescil sayılı “...” markasının tescilli olduğu “ 43.sınıf: Kebap salonu hizmetler”inde iş bu davanın açılış tarihi 06.10.2021 tarihinden önceki 5 yıl içerisinde yani 06.10.2016- 06.10.2021 döneminde ciddi yani marka işlevine uygun olarak piyasada herhangi bir satış/sunum noktasında varlığı gözlemlenebilecek/ticari etki oluşturacak şekilde, sembolik olmayan, fiili markasal kullanımını veya kullanmamaya ilişkin haklı sebebin varlığını, tarih ihtiva eden katalog, broşür, mal/hizmet sunumuna dair fotoğraf, internet sitesi ekran görüntüsü veya benzeri ürün görselleri, işyeri tabelası, mal satış sözleşmeleri, mal/hizmet satış faturası, yazarkasa satış fişi, gazete ilanı/haberi ve benzeri delil ile ispatlaması şarttır. Bu nedenle tek başına bu sözleşmeler markasal kullanımı ispatlar nitelikte bulunmamıştır.
Birleşen davalı, dava konusu markayı cebri icra yoluyla aldığı 12.03.2021 tarihinden sonra markayı bizzat kullanmadığını beyan etmiş olmakla birlikte devralma durumu huzurdaki davada sonuca etkili olmayacaktır. Zira SMK uyarınca markanın tescilinden başlayan 5 yıllık süre boyunca kullanılması veya bu kullanıma 5 yıllık süre boyunca ara verilmemesi gerekmekte olup, SMK’de her marka sahipliği değiştiğinde 5 yıllık sürenin yeniden başlayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Üstelik böyle bir yorum SMK’nin tescil edilen markanın ciddi olarak kullanılması gerektiği biçimindeki ilkesiyle de açıkça çelişen ve markanın kullanılma külfetini fiilen ortadan kaldıran bir yaklaşımdır. Bu durum karşısında birleşen davalının külli halefiyet ilkesi gereği markanın önceki sahibinin bizzat veya onun izni ile başkalarınca kullanıldığını ispatlayıcı delillere de dayanması mümkündür. Nitekim istinaf dilekçesinde birleşen davalı vekili “birleşen davanın davacısının, müvekkilinin cebri icra yolu ile aldığı dava konusu markayı müvekkilinin devir aldığı tarihe kadar markanın önceki sahibi ile aralarındaki lisans sözleşmesine göre kullandığını, buna rağmen dava konusu markanın kullanılmadığı iddiasıyla dava açmasının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu hususlarının nazara alınmadığını, kötü niyet ve dürüstlük kuralına aykırılığın mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu markayı cebri icra yoluyla aldığı 12.03.2021 tarihinde sonra bizzat kullanmadığını, ancak daha öncede belirtikleri gibi ...'de bulunan bir restaurantta markanın kullanılmasına izin verdiklerini, birleşen davada davacının dava konusu markanın önceki sahipleri ile yaptığı lisans sözleşmesi ile markayı kullandığını, bizzat birleşen davada davacının kendi kullanımı ile kullanma şartının gerçekleştiğini, müvekkili tarafından birleşen davada davacıya karşı açılan .... e sayılı dosyasında birleşen davacı tarafından sunulan beyan ve lisans sözleşmesi ile müvekkilinin bu durumdan haberdar olduğunu, 17/05/2021 tarihli dilekçeleri ekinde bu lisans sözleşmesini sunduklarını, yine aynı dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinin de bahsi geçen dilekçe ekinde sunduklarını, .... esas sayılı dava dosyasında birleşen davada davacı şirket yetkilisi hakkında markanın önceki sahibi şirket tarafından açılan ceza davasında önceki marka sahibi şirket yetkilisinin birleşen davada davacı şirkete lisans verildiğinin beyan edildiğini, buna ilişkin duruşma tutanağının da 17.05.21 tarihli dilekçesi ekinde sunduklarını” beyan etmiştir. Ancak bu beyanlarda bahsedilen hususlara dair delillere de dosya içeriğinde rastlanılmamıştır.
Ayrıca dosya içeriğinde 26.11.2011 tarihli, ... sayı ile tescilli ... markasının, ... sayı ile tescilli ... markasının tüm malları/hizmetleri için, Türkiye’de, 20 yıllık kullanımına dair, lisans veren markanın daha önceki sahiplerinden ... ...-... ile lisans alan ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi de mevcuttur. Ancak tek başına bu sözleşme de markasal kullanımı ispatlar nitelikte bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle heyetimizce birleşen davalının veya devirden önceki marka sahibinin ... sayılı “...” markasını ciddi kullanımının gösterilmesi zorunluluğu bulunan 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında markanın tescil kapsamındaki herhangi bir hizmet üzerinde ciddi, markasal kullanımının ispatlanamadığı, bu nedenle takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere birleşen davalı adına ... sayı ile tescilli “...” markasının tescil edildiği tüm hizmetler açısından kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının somut olayda gerçekleştiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ: Heyetimizce asıl ve birleşen dava dosyaları, ekleri kapsamında yapılan incelemeler, değerlendirmeler neticesinde takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
Birleşen davalı tarafından dosyaya sunulan belgeler birleşen davalının veya devirden önceki marka sahibinin ... sayılı “...” markasını ciddi kullanımının gösterilmesi zorunluluğu bulunan 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında markanın tescil kapsamındaki herhangi bir hizmet üzerinde ciddi, markasal kullanımı ispatlamadığından birleşen davalı adına ... sayı ile tescilli “...” markasının tescil edildiği tüm hizmetler açısından kullanılmama nedeniyle iptali koşullarının somut olayda gerçekleştiği " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı -birleşen dosyada davalı firma vekilinin yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması talebi HMK 30. Maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilerek ... iade kararından sonra dosyaya sunulan rapor iddia ve kanıtlara, dosya bütünlüğüne uygun olup denetlenebilir de olduğundan yargılama gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE:
ASIL DAVADA ( Marka Hükümsüzlüğü ) ;
Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının ... (...) sayılı " ...+..." ibareli markası ile kendisinden daha sonra tescil edilen davalıya ait ... sayılı "..." ibareli markası arasında ortak olan 43.ncü sınıftaki hizmetler açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki tarihli tescilli bir marka ile sonraki tarihli bir markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 43.ncü sınıftaki hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "..." ibareli markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacıya ait " ...+..." ibareli markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, davalı markası ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu veya idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibasın varlığı koşulu oluştuğu;
Diğer yönden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu oluşmadığı, yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmasa da bu durum iltibası ortadan kaldırmadığı;
ANCAK Birleşen davada " davalı markasının, davanın açıldığı 06/10/2021 tarihten başlamak üzere geriye yönelik son 5 yıl içerisinde yani 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında markanın tescil kapsamındaki herhangi bir hizmet üzerinde ciddi, markasal kullanımının ispatlanamadığı, diğer bir anlatımla kullanma ispat yükümü olan davalı tarafın 43.ncü sınıftaki hizmetlerde 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında ... (...) sayılı " ...+..." ibareli markanın ciddi kullanımı olduğu davalı tarafca kanıtlanmadığından birleşen davada SMK 9 ve 26.ncı maddeye göre davanın kabulü ile markanın iptaline, iptal kararının asıl davanın açıldığı tarihi de etkileyecek şekilde 06/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere iptal hükümlerinin uygulanmasına " şeklinde karar verildiğinden davanın açıldığı 09/04/2021 tarihini de kapsar şekilde davacı markasının iptaline karar verilmekle asıl dava yönünden asıl davanın reddi gerekmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA İSE (Kullanmama Nedeniyle Marka İptali ) ;
Davalı ait ... (...) sayılı markanın davanın açıldığı 06/10/2021 tarihinden geriye yönelik son 5 yıl içerisinde yani 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında Kapsamındaki 43.ncü sınıftaki hizmetlerde kullanılmadığından iptali talep edilmektedir.
Adı geçen markanın bu sınıfta kullanıldığını ispatlama külfeti davalıya ait olduğundan davalı cevap vermemekle birlikte ... iade kararı gereği tahkikat aşamasında davalı tarafca dosyaya yansıtılan delil ve belgeler üzerinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda sunulan EK raporda "Davaya ilişkin olarak markanın kullanımını ispatlar nitelikteki dosyaya sunulan deliller ve belgeler incelenmiştir. Yapılan incelemede söz konusu belgelerin birleşen davalı tarafça sunulan 2 adet marka lisans sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
1.Sözleşme: 25.11.2022 tarihli, 05.03.1997 tarih ve ... sayı ile tescilli ... markasının tüm malları/hizmetleri için, ... içinde .... hariç tüm illerde, 10 yıllık kullanımına dair, lisans veren ... Tic. Ltd. Şti. ile lisans alan ... Kır.San. Tic.Ltd. Şti. arasında akdedilen inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
2.Sözleşme: 10.08.2022 tarihli, 05.03.1997 tarih ve ... sayı ile tescilli ... markasının tüm malları/hizmetleri için, ... içinde .... illerinde, 10 yıllık kullanımına dair, lisans veren ... Tic. Ltd. Şti. ile lisans alan ... A.Ş. arasında akdedilen inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
Bu sözleşmeler dışında dava dosyası içerisinde başkaca bir delil tespit edilmemiştir.
Görüldüğü gibi dava dosyasına sunulan 2 lisans sözleşmesi de 2022 tarihlidir. Oysaki birleşen davalının ... tescil sayılı “...” markasının tescilli olduğu “ 43.sınıf: Kebap salonu hizmetler”inde iş bu davanın açılış tarihi 06.10.2021 tarihinden önceki 5 yıl içerisinde yani 06.10.2016- 06.10.2021 döneminde ciddi yani marka işlevine uygun olarak piyasada herhangi bir satış/sunum noktasında varlığı gözlemlenebilecek/ticari etki oluşturacak şekilde, sembolik olmayan, fiili markasal kullanımını veya kullanmamaya ilişkin haklı sebebin varlığını, tarih ihtiva eden katalog, broşür, mal/hizmet sunumuna dair fotoğraf, internet sitesi ekran görüntüsü veya benzeri ürün görselleri, işyeri tabelası, mal satış sözleşmeleri, mal/hizmet satış faturası, yazarkasa satış fişi, gazete ilanı/haberi ve benzeri delil ile ispatlaması şarttır. Bu nedenle tek başına bu sözleşmeler markasal kullanımı ispatlar nitelikte bulunmamıştır.
Birleşen davalı, dava konusu markayı cebri icra yoluyla aldığı 12.03.2021 tarihinden sonra markayı bizzat kullanmadığını beyan etmiş olmakla birlikte devralma durumu huzurdaki davada sonuca etkili olmayacaktır. Zira SMK uyarınca markanın tescilinden başlayan 5 yıllık süre boyunca kullanılması veya bu kullanıma 5 yıllık süre boyunca ara verilmemesi gerekmekte olup, SMK’de her marka sahipliği değiştiğinde 5 yıllık sürenin yeniden başlayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Üstelik böyle bir yorum SMK’nin tescil edilen markanın ciddi olarak kullanılması gerektiği biçimindeki ilkesiyle de açıkça çelişen ve markanın kullanılma külfetini fiilen ortadan kaldıran bir yaklaşımdır. Bu durum karşısında birleşen davalının külli halefiyet ilkesi gereği markanın önceki sahibinin bizzat veya onun izni ile başkalarınca kullanıldığını ispatlayıcı delillere de dayanması mümkündür. Nitekim istinaf dilekçesinde birleşen davalı vekili “birleşen davanın davacısının, müvekkilinin cebri icra yolu ile aldığı dava konusu markayı müvekkilinin devir aldığı tarihe kadar markanın önceki sahibi ile aralarındaki lisans sözleşmesine göre kullandığını, buna rağmen dava konusu markanın kullanılmadığı iddiasıyla dava açmasının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu hususlarının nazara alınmadığını, kötü niyet ve dürüstlük kuralına aykırılığın mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu markayı cebri icra yoluyla aldığı 12.03.2021 tarihinde sonra bizzat kullanmadığını, ancak daha öncede belirtikleri gibi ...'de bulunan bir restaurantta markanın kullanılmasına izin verdiklerini, birleşen davada davacının dava konusu markanın önceki sahipleri ile yaptığı lisans sözleşmesi ile markayı kullandığını, bizzat birleşen davada davacının kendi kullanımı ile kullanma şartının gerçekleştiğini, müvekkili tarafından birleşen davada davacıya karşı açılan .... e sayılı dosyasında birleşen davacı tarafından sunulan beyan ve lisans sözleşmesi ile müvekkilinin bu durumdan haberdar olduğunu, 17/05/2021 tarihli dilekçeleri ekinde bu lisans sözleşmesini sunduklarını, yine aynı dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinin de bahsi geçen dilekçe ekinde sunduklarını, .... esas sayılı dava dosyasında birleşen davada davacı şirket yetkilisi hakkında markanın önceki sahibi şirket tarafından açılan ceza davasında önceki marka sahibi şirket yetkilisinin birleşen davada davacı şirkete lisans verildiğinin beyan edildiğini, buna ilişkin duruşma tutanağının da 17.05.21 tarihli dilekçesi ekinde sunduklarını” beyan etmiştir. Ancak bu beyanlarda bahsedilen hususlara dair delillere de dosya içeriğinde rastlanılmamıştır.
Ayrıca dosya içeriğinde 26.11.2011 tarihli, ... sayı ile tescilli ... markasının, ... sayı ile tescilli ... markasının tüm malları/hizmetleri için, Türkiye’de, 20 yıllık kullanımına dair, lisans veren markanın daha önceki sahiplerinden ... ...-... ile lisans alan ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi de mevcuttur. Ancak tek başına bu sözleşme de markasal kullanımı ispatlar nitelikte bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle heyetimizce birleşen davalının veya devirden önceki marka sahibinin ... sayılı “...” markasını ciddi kullanımının gösterilmesi zorunluluğu bulunan 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında markanın tescil kapsamındaki herhangi bir hizmet üzerinde ciddi, markasal kullanımının ispatlanamadığı,"şeklindeki tespit ve görüşe mahkememizce de aynı gerekçelerle iştirak edilerek ... sayılı “...” ibareli davalı markasının, davanın açıldığı 06/10/2021 tarihten başlamak üzere geriye yönelik son 5 yıl içerisinde yani 06.10.2016- 06.10.2021 tarih aralığında markanın tescil kapsamındaki herhangi bir hizmet üzerinde ciddi, markasal kullanımının davalı tarafca ispatlanamadığı, üzere SMK 9 ve 26.ncı maddeye göre birleşen davanın kabulü ile markanın iptaline, iptal kararının kullanım mecburiyetinin başladığı 06/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yani geçmişe etki doğuracak şekilde iptal hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Birleşen davanın KABULÜNE, davalı tarafa ait ... sayılı markanın 06/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere kullanılmaması nedeniyle markanın iptaline
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin düşümü ile bakiye 556,10-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin düşümü ile bakiye 556,10-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacının yaptığı; 850,00-TL bilirkişi ücreti, 250,00-TL tebligat gideri, 59,30-TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 1.159,30-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/10/2025
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza