5. Ceza Dairesi, polis memurunun rüşvet/görevi kötüye kullanma eylemlerinin kamu kurumlarını araç kılarak nitelikli dolandırıcılık olduğunu belirterek yerel mahkeme kararlarının bozulmasına hükmetti.
Özet: Yargıtay, yerel mahkemenin, polis memuru sanık ve diğer bir sanığın adli vakalarda şüphelileri para karşılığında serbest bırakma eylemlerini görevi kötüye kullanma olarak değerlendirerek verdiği mahkumiyet kararlarını; söz konusu eylemlerin kamu kurumlarını araç kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturması, hükümlerde çelişki bulunması ve katılan Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedenleriyle bozmuş, ancak diğer sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerini ise onamıştır.
5. Ceza Dairesi         2022/5441 E.  ,  2026/5954 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/257 Esas, 2022/188 Karar
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Başvurularının kapsamına göre katılan ... vekilinin temyiz talebinin sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne, katılan Hazine vekilinin temyiz talebinin sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine ve sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik vekalet ücretine hasren, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz taleplerinin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle kurulan beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanıklardan ... hakkında kurulan beraat ve mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre mahkumiyet hükümleri yönünden sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kızıltepe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan sanık ...'nın 24.08.2012, 26.08.20 12... .01.2013 tarihlerinde gerçekleşen adli vakalarda polis merkezine alınan şüphelilerin salıverilmesi karşılığında sanık ... aracılığıyla menfaat temin ettiği iddiasıyla hakkında rüşvet alma, sanık ... hakkında ise rüşvet verme suçundan açılan kamu davalarında; sanık ...'ın olay günü söz konusu vakalarda görevli olmaması nedeniyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve bu suça azmettirme suçundan sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de rüşvet alma suçunun kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması ya da yapmaması suretiyle işlenebileceği, yine görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için suç teşkil eden fiilin sanığın görevi kapsamında bulunması gerektiği, somut olayda sanık ...'ın suç tarihlerinde adli vakalarda görevli olmaması, olay günlerinde görevli Cumhuriyet savcılarının şüphelilerin salıverilmesi yönünde talimatlarının bulunması karşısında, sanıklar ...ve ...'in iştirak halinde diğer sanıklar ..., ..., ... ve ...'den para alması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanık ... hakkında hükmün birinci fıkrasında rüşvet verme suçundan dava açılmadığı halde gerekçe gösterilmeksizin beraatine karar verilirken diğer taraftan hükmün ikinci fıkrasında rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyet hükmü kurularak hükümlerde çelişki oluşturulması,
Kabule göre de;
Sanıkların mahkumiyetine karar verildiği halde kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin ve sanıklar ... ile ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... bakımından kazanılmış hakkı saklı tutulan hükümlerin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.