Orman sınırları dışına çıkarılan 2/B arazisinin Hazine adına tescilli olup, kullanım kadastrosu sonrası zilyetlik ve 6292 sayılı Kanuna göre mülkiyetin tescil şartı uyarınca ifraz talebinin değerlendirildiği temyiz kararı.
Özet: Bir orman sınırları dışına çıkarılmış (2/b) vasıflı taşınmazın hazine adına kayıtlı olmasına rağmen, davacının uzun yıllara dayalı fiili kullanımına dayanarak bir kısmının adına ayrı tescilini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi; yerinde yaptığı inceleme ile taşınmazın taraflarca fiilen ayrılmış kısımlarını ve davacının kullanımını tespit ederek, davacının iddiasını kabulle, dava konusu 2.667,00 m²lik kısmın tapu kaydının iptali, ifrazı ve yeni bir parsel numarasıyla tekrar hazine adına tescil edilerek, davacı tarafından kullanıldığına dair beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar vermiş, hazinenin 6292 sayılı Kanun kapsamında satış sözleşmesi olsa dahi tescil olmadan mülkiyetin devredilemeyeceği gerekçesiyle davanın esastan incelenmesini uygun bulmuştur.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/674 E., 2025/1095 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kavak Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/309 E., 2024/533 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 4.184,81 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1980 yılından beri ...'ın kullanımındadır" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 1 01... parselin davalı adına tespit edildiğini, taşınmazın iki parça halinde kullanıldığını, parselin 2.500 m²sini kendisinin kullandığını ve davalı ile sınırlarının dahi belli olduğunu ileri sürerek, taşınmazın sınırlarının ölçülerek davalı ile adlarına ayrı ayrı tespitini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; kadastro tespitinde hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini ve dava açılmasına Hazinenin sebebiyet vermediği, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davalı ...'ın keşifte alınan beyanında davayı kabul ettiği görülmektedir. Mahkememizce mahallinde yapılan keşifte davacı ile davalının kullandıklarını iddia ettikleri kısımların zeminde eski taş ve tonç ile ayrıldığı, alınan mahalli bilirkişi beyanlarında davacı ve davalının kullandığı kısımların zeminde belli olduğu, uzun yıllardır kullanımın bu şekilde olduğu, intikalin paylaşım sonucu gerçekleştiği, davacının ise paylaşım sonrasında satın almak suretiyle davaya konu kısmı kullandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının davasını davalı ... yönünden ispatlamış olduğu Mahkememizin kabulündedir. Diğer davalı ... yönünden açıklama yapmak gerekmektedir. Her ne kadar davalı, 1 01... parsel sayılı taşınmazı 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satın aldığını belirtmiş ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 705. maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı ifade edilmiş; miras, Mahkeme kararı, cebri icra işgal ve kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı belirtilmiş ise de 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesi diğer hallere girmemektedir. Buna göre; sözü edilen Kanun maddesi uyarınca, ayrıksı durumlar dışında taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için tapu kütüğüne tescil şart olduğuna ve 6292 sayılı Kanun'da satış ile mülkiyetin kazanılacağına dair bir kanuni düzenleme de bulunmadığına ve taşınmaz halen tapuda Hazine adına kayıtlı bulunduğuna göre, idarece satış sözleşmesi yapılmış olması, davanın dinlenme olanağını ortadan kaldırmaz. (Dairemizin 2022/907-6458 Karar, 2021/16583 Esas ve 2022/4691 Karar) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/618 Esas ve 2019/820 Karar sayılı kararında da; "6292 sayılı Kanun gereğince taksitli satış sözleşmesi yapılması, tapuya satın alan adına tescil yapılmadığı ve taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğundan tespitten önceki nedene dayalı kullanıcı şerhi davasının dinlenmesine engel teşkil etmemektedir." şeklinde benzer bir durumdan bahsedilmiştir. Dava konusu taşınmazın tapuda halen Hazine adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından davanın esası inceleme konusu yapılmıştır ve sonuç olarak davalı ...'ın itirazının yerinde olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... ve harita mühendisi ....'nın sunmuş olduğu 30.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.667,00 m²lik kısmının tapu kaydının iptaline, bu bölümün bahsi geçen taşınmazdan ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası ile Hazine adına tesciline ve taşınmazın beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır ve ... tarafından kullanılmaktadır" şeklinde şerh yazılmasına karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "4721 sayılı Kanun'un 705/1. maddesi; "taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, Mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile Kanun'da öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." hükmünü amirdir. Buna göre; sözü edilen kanun maddesi uyarınca, ayrıksı durumlar dışında taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için tapu kütüğüne tescil şart olduğuna ve 6292 sayılı Kanun'da satış ile mülkiyetinin kazanılacağına dair bir yasal düzenleme de bulunmadığına ve taşınmaz halen tapuda Hazine adına kayıtlı bulunduğuna göre, idarece satış sözleşmesi yapılmış olması, davanın dinlenme olanağını ortadan kaldırmaz. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edenin sıfatına, çekişmeli taşınmazın halen Hazine adına kayıtlı olup, davanın dinlenme olanağının ortadan kalkmamasına, dava konusu taşınmaz bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmesi ve aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiş olmasına, mahallinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre tespit tarihi itibarıyla davacının kullanımında olduğunun belirlenmesine göre Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davayı kabul eden davalılardan ...'ın taşınmazın tümü bakımından kendisi lehine yapılan tespit neticesinde sahibi olduğu hakkın tamamını diğer davalı ...'a muvafakatname vermek sureti ile devrettiğini, muvafakatnamenin dava tarihinden sonra verildiğini, bu nedenle kabul beyanına itibar edilmiş olmasının doğru olmadığını, taşınmazın ... adına tescili için Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığını, tescil işleminin yapılmadığını, tescil yapılmış olsaydı malikin ... olacağı ve Hazinenin kanuni hasım olmayacağını, ancak kararın bu hali ile kesinleşmesi halinde Hazine tarafından tahsil edilen tutarın iadesinin söz konusu olacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.