İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, trafik kazası kaynaklı, Almanyada tespit edilen araç hasarı ve ekspertiz ücreti alacağına ilişkin maddi tazminat davası istinaf kararı.
Özet: Davacı, 2019da meydana gelen trafik kazası sonucu aracında oluşan 8.284,23 Euro maddi hasar ve 1.067,43 Euro ekspertiz ücretinin davalı sürücü ve sigorta şirketinden tahsilini talep ederken, davalı sigorta şirketi kusurlu olmadıklarını, sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, daha önce kısmi ödeme yapıldığını, Almanyadan alınan hasar raporunun fahiş ve tek taraflı olduğunu, zararın TL üzerinden ve dava tarihindeki kurla hesaplanması gerektiğini, KDVnin ve ekspertiz ücretinin kabul edilemezliğini, davacının müterafik kusuru olduğunu ileri sürmüş; davalı sürücü ise kazanın yağmur kaynaklı olduğunu, kusurunun bulunmadığını, delillerin yetersizliğini ve yetki itirazında bulunmuştur.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/2203 KARAR NO : 2026/1227T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 30/09/2020 (Dava) - 13/09/2023 (Karar) NUMARASI : 2020/544 Esas - 2023/573 KararDAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)BAM KARAR TARİHİ: 01/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/544 Esas-2023/573 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.07.2019 günü davalı ...’ın sevk ve idaresinde olup, adına kayıtlı bulunan .... plakalı araç ile seyir halinde iken, kırmızı ışıkta duran müvekkili ...’e ait ... plakalı ... marka aracın arka kısmına çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, davalı sigorta şirketinin, kazaya neden olan ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğunu, müvekkilinin kazadan bir süre sonra, yerleşik olduğu Almanya ülkesine döndüğünü ve aracını, anılan ülkede faaliyet gösteren “...” ünvanlı hasar tespit bilirkişine muayene ettirdiğini, araçta, KDV dahil 8.284,23 Euro tutarında hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, bilirkişi incelemesi için, ayrıca KDV dahil 1.067,43 Euro ekspertiz ücreti ödediğini, davalı sigorta şirketine hasar başvurusunda bulunulduğunu, ancak olumlu bir sonuç alınamadığını, meydana gelen toplam 8.284,23 Euro tutarındaki hasar bedelinin ödeme günündeki TL karşılığının, davalı sigorta şirketi bakımından, kendisine yapılan hasar başvurusunun tebliğ tarihine 8 iş günü eklenmesiyle 23.06.2020 tarihinden, davalı sürücü bakımından ise, kaza tarihi olan 19.08.2019 tarihinden itibaren 3095 S.K. m.4/a uyarınca işletilecek faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ekspertiz ücreti olarak ödenen 1.067,43 EURO da dahil olmak üzere yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısının dava konusu hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın müvekkili bakımından reddi gerektiğini, dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun; kaza tarihi itibariyle yapılan ödemelerden sonra bakiye teminat limiti olan 38.500,00 TL ile sınırlı olduğunu, öncelikle kusur durumunun tespiti gerektiğini, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde 17.02.2020 tarihinde davacıya 76,14 Euro (500,00 TL) tazminat ödemesi yapılmış olup, müvekkilinin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, talep edilen hasar bedelinin fahiş ve davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, Almanya'daki tespit raporunun ise yokluklarında alındığını ve tek taraflı bir rapor olmakla, kabul edilemez olduğunu, zorunlu mali mesuliyet poliçe teminatı sabit olup teminat kapsamının Türk Lirası olarak belirlendiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının aracında meydana gelen zarar miktarının haksız fiilin meydana geldiği tarihteki Türk Lirası üzerinden belirlenmesi gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu 1.067,43 Euro ekspertiz (bilirkişi) ücreti de fahiş olup kabul edilemez olduğunu, KDV tutarının zarar hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, davacının meydana gelen kazada müterafik kusuru bulunduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmemiş olup, davacının faiz talepleri, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin de kabul edilemez nitelikte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla faiz başlangıç tarihinin de ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olabileceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.Davalı .... asaleten sunduğu cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin ... A.Ş genel merkezinin bulunduğu İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kazada herhangi bir kasıt bulunmadığını, aniden başlayan yağmur nedeniyle fren mesafesinin uzadığını ve kazaya sebebiyet verdiğini, ... A.Ş'den edindiği bilgiye göre Türkiye'deki bilirkişi raporu sonrası 500,00 TL ödeme belirlenerek ... A.Ş tarafından davacıya ödenip dosyanın kapatıldığını, davacının hukuki delil olarak sunmuş olduğu görsellerde aracın hasarlı durumunun tam olarak anlaşılamadığını, ayrıca aracın tamirinin yapılmış halini gösteren görsel de bulunmadığını, tamir ücretinin davacı tarafından ödendiğini ispat eder nitelikte herhangi bir fatura vs. belge bulunmadığını, davacının sunduğu bilirkişi raporuna göre aracın piyasa değerinin 11.000,00 Euro olduğunu, iddia edilen 8.284,23 Euro'luk tamir masrafı şaibeli olup doğru olduğu varsayılsa bile tamir yerine aracın pert edilmesinin daha ekonomik olacağını, ayrıca, davacının kaza sonrası Antalya'dan yaşamakta olduğu Berlin/Almanya'ya (yaklaşık 3.000 km) gidebilmiş olmasının, iddia ettiği hasarın şaibeli olduğunun bir diğer göstergesi olduğunu, davacının yurt dışı tamir masrafını Euro cinsinden kazadan uzun süre sonra talep edemeyeceğini, hasar meydana gelmişse Türkiye'deki tamir masrafının çok daha düşük olduğunu, davacının haksız tazminat talep ettiğini, tüm bunlara rağmen, mahkemenin belirleyeceği miktar doğrultusunda bir ücret yükletilmesi durumunda bunun trafik sigortacısı ... A.Ş tarafından ve kasko sigortası yaptırdığı .... A.Ş tarafından ödenmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasında davalının asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, kazadan kaynaklı olarak davacı aracında toplamda 1.051,58 Euro hasar meydana geldiği, aracın raporlarda belirlenen piyasa rayiç değeri göz önüne alındığında hasar araç rayiç değerinin % 50'sini aşmadığından tamirinin ekonomik olduğu, davacıya hasara yönelik yapılan ödemenin mahsubundan sonra karşılanmamış gerçek hasar bedelinin 975,44 Euro olduğu, karşılanmamış tutar yönünden davalı ....'nın olay tarihi itibariyle, davalı sigortanın ise bakiye zarara yönelik başvuruya 8 iş günü eklenmekle 24/06/2020' de temerrüde düşeceği, davacının zararının tam olarak karşılanmadığı yargılama sonucu ortaya çıktığından davadan evvel davacının harici ekspertiz incelemesi yaptırmasında hukuki yararının bulunduğu, söz konusu ekspertiz ücretinin Almanya koşullarına göre makul olduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesine katılmakla birlikte ekspertiz ücreti olan 1.067,43 Euronun yargılama giderleri olarak davalıdan tahsili kanaatiine varıldığı, işbu dava tarihinin 30/09/2020 olduğu göz önüne alınmakla bu tarihe ilişkin TCMB'nın yayınladığı gösterge niteliğindeki döviz kuru hesabına göre 1 Euro= 9,1583 TL olmakla dava değerinin 75.869,46 TL, kabul edilen miktarının ise 8.933,37 TL olduğu da anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, davaya konu trafik kazasından kaynaklı bakiye hasar bedeli olan 975,44 Euro'nun davalı Mustafa Yıldız'dan olay tarih olan 17/07/2019'dan itibaren diğer davalı ... AŞ'den temerrüt tarihi olarak takdir edilen 24/06/2020' den itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL cinsinden hesaplanacak karşılığının DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Müvekkilinin 09/08/2019 tarihli hasar tespit bilirkişine başvuru kaydında hasarın oluşumu ve anlatılan olayın birbiriyle uyumlu olduğunun tespit edildiğini, yine raporda görüleceği üzere müvekkilinin anlatımında arkadan çarpma nedeniyle bagaj kapısının kapanmamasının da açıkça belirtildiğini, ‘....’'nin, Almanya ülkesinde faaliyet gösteren bir hasar tespit bilirkişisi olduğunu, adı geçen büronun yetkili olup, söz konusu raporların yeminli bilirkişiler tarafından düzenlendiğini, mahkeme tarafından dosyaya alınan 11.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda da yedek parça ve işçilik fiyatlarının Almanya şartlarına göre uygun olduğu belirtilerek hasarın varlığının ortaya konulduğunu, ancak hasar yönünden hükme esas alınan 04/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda, rapor içeriğindeki resim-1'de aracın arka tamponunda görülen 1 nolu hafif göçme ve 2 nolu boya hasarının kaza nedeniyle oluştuğunun kabul edilip, aracın arka tampon demirindeki eğilme hasarlarının kaza nedeniyle meydana gelmediği iddiasıyla hasar kapsamı dışında bırakıldığının ifade edildiğini, çarpışmanın şiddetinin bagajda hasara neden olmadığı kanaatine varılmışsa da araçta tampon demirinde eğilme olduğunun dosya kapsamıyla sabit olduğunu, tampon demirindeki eğilme hasarının diğer hasarlarla uyumlu olduğunu, dosyaya sundukları diğer fotoğrafların da bunu delillendirdiğinin açık olduğunu, aracın arka tamponunda görülen hafif göçme ve boya hasarının mevcudiyeti kabul edilmesine rağmen aynı bölgedeki tampon eğilmesinin kazaya bağlı olmadığının ileri sürülmesinin soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin aracında kazadan doğan hasarın boyutu sabit olup hükme esas alınan raporun araçtaki hasarları haksız ve gerekçesiz şekilde yok saymasının hukuka aykırı olduğunu, anılan nedenlerle; eksik incelemeye dayalı ve somut dayanaktan yoksun şekilde düzenlenen rapor esas alınarak kurulan hükmün istinafen kaldırılması gerektiğini, 04/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaların da kendi içinde hatalı olup eksik incelemeye dayalı olduğunu, şöyle ki; yedek parça tutarının KDV hariç 516,71 Euro olduğu, KDV hariç işçilik bedelinin 203,85 Euro olduğu, aracın boyama bedelinin 331,02 Euro olacağı, KDV dahil toplam onarım bedelinin 1.051,58 Euro olduğu kanaatine varıldığının belirtildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bilirkişi heyet raporunda sıralanan yedek parça, işçilik ve boya bedelinin KDV hariç toplamı dahi (516,71+203,85+331,02=) 1.051,58 Euro olup %19 KDV tutarı ile toplam 1.251,38 Euro olduğunu, bu raporun hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin Alman plakalı, Almanya ruhsatlı ve Almanya'da kullanıyor olduğu aracında oluşan hasarın tamirinin de mukim olduğu ülkede yapılması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, Almanya'da müvekkili tarafından hasar bilirkişisinden alınmış olan rapordaki zarar kalemleri ile kaza arasında illiyet bağının bulunduğu ve hasarın KDV dahil 8.284,23 Euro bedel ile giderilebileceği yönünde tespit yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tamirin makul olmadığı kanaatinde ise pert total değerine göre zararı 6.000,00 Euro olduğu tespit edilen müvekkiline sigortanın yapmış olduğu ödemenin ödeme günündeki Euro karşılığı düşüldüğünde 5.923,86 Euro yönünden zararının devam ettiği tespit olunacağından, mahkemece esas alınan 975,44 Euro belirlemenin tümüyle haksız ve hasarın gerçek boyutu ile bağdaşmayan bir tutar olduğunun açık olduğunu, davanın tam kabulüne karar verilmesini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.DAVALI .... A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN, "...Kazada sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu yönündeki belirlemenin hatalı olduğunu, birçok kusur raporu alındığını ve bu raporlar arasında da çelişki bulunduğunu, ancak mahkeme tarafından 31.08.2022 tarihli kusur raporunun denetime elverişli olduğundan bahisle başkaca bir incelemeye gerek olmadığının belirtildiğini, raporun yeterli olduğuna ilişkin belirlemenin neye dayanılarak yapıldığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, eksik inceleme ile kurulan bu hükmün hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından gerekçeli kararda hiçbir itirazlarını karşılamaya yeterli gerekçeye yer verilmediğini, öyle ki bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğu, KDV oranının hatalı değerlendirildiği ve hasar ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığına ilişkin teknik itirazlarda bulunduklarını, ancak gerekçeli kararda itirazlarına ilişkin herhangi bir açıklamaya dahi yer verilmediğini, bilirkişi tarafından hasarlı olarak belirlenen parçalardan bagaj kapağı kelepçe setinin davaya konu kaza sebebiyle hasarlanmadığı şeklinde açık ve detaylı tespitte bulunulmuş olunmasına rağmen, 09.03.2022 tarihli ATK raporuna uyum gösterilerek bagaj kapağına ilişkin hasarların da hesaplamaya dahil edildiğini, bilirkişiden istenenin; çelişkinin giderilmesi olup bu durumun mevcut raporlardan birinin tercih edilmesi gerektiği anlamına gelmediğini, bilirkişinin kendi tespiti doğrultusunda hasar bedeli hesaplamasını yapması gerektiğini, parça bedeli belirlemesinde hatalı şekilde orjinal parça bedelleri üzerinden hesaplama yapıldığını, genel şart hükümleri gereği müvekkili sigorta şirketinin hasar gören parçayı herhangi bir koşula bağlı olmaksızın eşdeğer parça ile değiştirme hakkı bulunduğunu, keza hükme esas alınan raporda işçilik bedellerinin çok yüksek olduğunu, yurtdışındaki farklı oto servislerde yapılacak araştırma sonucunda ortalama onarım bedelinin belirlenmesi erektiğini, oysa raporda farklı oto servislerde araştırma yapıldığına ilişkin bir bilgi bulunmadığı gibi, raporun denetlenebilir olmadığını, ayrıca hükme esas alınan raporda parça bedellerine herhangi bir iskonto uygulanmadığını, uygulanmasını istedikleri iskontonun ‘makul iskonto’ olup piyasada vatandaşa uygulanan düşük yüzdeli indirimlerden ibaret olduğunu, ayrıca KDV uygulanmasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla Almanya'da uygulanan KDV 2023 itibariyle %19 oranında olup, bilirkişi tarafından eklenenin ise %32 civarında olduğunu, kaldı ki; asıl olanın gerçek zararın tespiti olduğunu, davacı tarafından fatura da ibraz edilmemiş olduğundan KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya 76,14 Euro ödeme yapılmış olup bu bedelin yeterliliğinin ödeme tarihindeki kur üzerinden değerlendirilmesi gerekirken raporda hatalı değerlendirildiğini, müvekkili şirketin teminat limiti TL cinsinden olduğu için TL cinsinden sorumluluğu bulunmakta olup, para birimlerini dönüştürme noktasında kaza tarihi itibariyle geçerli olan kurun esas alınması gerektiğini, hakkaniyet ilkesi gereği bu durumun dikkate alınmasını, mahkeme kararında faiz başlangıç tarihinin 24.06.2020 olarak belirlendiğini, oysa temerrüt tarihi değil güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olarak kabulü gerektiğini, aksi halde faize faiz işletilmesinin söz konusu olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise de; temerrüt tarihi hesabında ihbar tarihi tespit edilemiyorsa da şirkete ihbar yapılmamış olunması sebebiyle faiz tarihinin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekeceğini, davacının işbu davadan önce aldığı ekspertiz raporuna ilişkin giderlerin müvekkiline yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca herhangi bir yargılama giderinin makul ve iyi niyet içermeyecek düzeyde yüksek olması durumunda sigorta şirketinin sorumlu olmayacağını, hasarın belirlenmesi davacının kişisel tercihi olup eksper raporu ile davadan önce hasarın belirlenmesi noktasında somut olayda herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, davacının 1.067,43 Euro yani tam 31.275,69 TL (ki bu davacı lehine hükmedilen hasar bedelinden dahi yüksek bir miktar) ekspertiz ücreti talebinin hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, söz konusu giderin HMK kapsamında yargılama gideri olarak kabulünün de mümkün olmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, yabancı plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ... AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait Almanya plakalı araç kırmızı ışıkta beklerken, davalı tarafa ait aracın arkadan çarpması suretiyle meydana gelen kazada davacının aracının hasar gördüğü, davacının, aracını ikamet ettiği Almanya'ya götürerek buradan aldığı ekspertiz raporuna göre davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı, davalı sigorta şirketi tarafından 17.02.2020 tarihinde 76,14-Euro kısmi ödeme yapılmışsa da, bakiye hasar tutarı ve Alman eksper rapor ücreti bedeli ödenmediğinden eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kusura dair dört ayrı bilirkişi raporu alındığı, tüm bu raporlarda kaza tespit tutanağı ile de uyumlu bir şekilde kazadaki tüm kusurun davalı tarafta olduğunun belirlendiği, buna göre kusura dair dosyada bir çelişki bulunmadığı, mahkemenin bu husustaki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, bu yöndeki davalı taraf itirazlarının reddi gerekmiştir.Bununla birlikte, hasar tutarının belirlenmesi bakımından mahkemece alınan raporların hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu ise söylenemez. Eksik inceleme ile hüküm tesis edilemez. Zira, her ne kadar alınan ilk bilirkişi raporu ile Alman eksper raporu arasında çelişki oluştuğu gerekçesiyle ATK Trafik İhtisas Dairesinden ve ardından da ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan hasara dair raporlar alınmış ise de, ATK raporlarının da kendi içerisinde çelişkili olduğu, KDV dahil ve hariç ayrımına dair çelişkili ifadelerin yanısıra, kaza ile illiyetli hasarlar bakımından da denetime elverişli olmadığı, nitekim mahkemece de bu yöndeki itirazlar gözetilerek çelişkilerin tamamen giderilebilmesi adına farklı bir heyet oluşturularak içinde otomotiv uzmanı bilirkişiler ve makine mühendisi bilirkişi bulunan bu heyetten alınan son rapora göre hüküm tesis edildiği görülmüş ise de, hükme esas alınan bu raporun da hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bahse konu raporun çelişkileri giderecek şekilde düzenlenmesinin istenmesi üzerine, bu raporda; ATK raporlarının gerçek hasara daha yakın ve kabul edilebilir olduğu şeklinde, özetle raporlar arasında bir seçim yapılması şeklinde görüş düzenlendiğinin görüldüğü, yapılan hesaplamalar incelendiğinde ise ATK raporları ile birtakım farklılıklar içerdiği, ancak sebeplerinin yeterince ve denetime elverişli şekilde açıklanmadığı, dava ile illiyetli hasarların, özellikle davacının kazadan sonra Almanya'ya götürdüğü anlaşılan aracının bagajının kaza nedeniyle kapanmadığına dair iddialarının yeterince irdelenmediği, ATK raporunda kazadaki hasar yerine göre bagaj kilidinin hasar almış olabileceğine dair görüşün son raporda irdelenmediği, KDV hariç olarak yapılan tutarların toplam tutarına gelindiğinde bu defa KDV dahil olarak aynı toplam tutarın belirtilerek kendi içinde çelişki yaratıldığı, yine mahkemece ilk alınan rapor dışında Almanya'da alınan ekspertiz rapor ücretinin makul ve uygun olup olmadığına dair -uzmanlık alanları dışında olduğu gerekçe gösterilerek- bir görüş bildirilmediği, bu hususta da incelemenin eksik bırakıldığı anlaşılmakla, mahkemece, İTÜ Trafik Kürsüsü'nden alınacak raporla davacının aracında dava konusu kaza ile illiyetli olarak meydana gelebilecek tüm hasarın belirlenmesi, dosya kapsamındaki raporlar, Alman eksper raporu ve fotoğraflar da ayrıntılı incelenerek hüküm kurmaya ve denetime elverişli bir şekilde bakiye hasarın miktarı ve Alman eksper ücretinin makul olup olmadığının belirlenmesi için mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.Kabule göre de; davalı ... AŞ'nin kısmi ödemesi ve poliçe limiti gözetilerek, hükümde açıkça anılan davalının bakiye poliçe limit tutarının belirtilmemiş olması doğru olmamış, bu nedenle de kararın kaldırılması gerekmiştir.Davalı sigorta şirketinin KDV uygulanmaması gerektiğine, iskonto yapılmasına ve eşdeğer parça ile tamire göre zararın belirlenmesine dair itirazlarının, davalının, davacının "gerçek zararını" tazmin etme yükümlülüğü uyarınca reddi gerekmiş, faiz başlangıcı bakımından ise mevcut kabul (kısmi ödeme tarihinin 17.02.2020 olduğu gözetildiğinde) davalı yararına olduğundan ve davacı tarafça bu husus istinafa getirilmediğinden, faiz tarihine dair davalı tarafın itirazının da reddi gerekmiştir. Yine TL cinsinden hüküm tesisi gerektiğine dair itirazının da, davacı aracının Almanya plakalı olup davacının Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle zararının Euro cinsinden doğması nedeniyle reddine karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü, davalı ... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ, davalı ... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının ise KISMEN KABULÜ ile; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/544 Esas - 2023/573 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı ... A.Ş vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,b-Davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026