Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararında, tekerrür hükümlerinin yanlışlıkla önceki ilamın tamamına dayandırılmasının Yargıtayca düzeltilerek onanması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde, sanık ve müdafiinin sunduğu delil yetersizliği, şiddet altında ifade ve beraat talepleri gibi diğer itirazlar yerinde görülmezken, yerel mahkemenin sanığın önceki sabıka kaydındaki birden fazla suçtan verilen cezaların tamamını tekerrüre esas alması yerine, yalnızca en ağır olan 1 yıl 3 aylık hırsızlık cezasını esas alması gerektiği yasal düzenlemeye rağmen hatalı bulunduğu tespit edilmiştir; bu hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasındaki tekerrüre ilişkin ibarede gerekli düzeltme yapılarak, söz konusu 1 yıl 3 aylık hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi hükmüyle karar düzeltilerek onanmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/1306 E., 2025/182 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaBozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Kanun’un 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın atılı suçtan cezalandırılabilmesine yeterli kesin delil bulunmadığına, tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanığın temyiz isteminin ise, şiddet altında ifade verdiğine, delillerin aleyhe olacak şekilde toplandığına, ceza verilmesi için kesin delil bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Sanığın tekrrüre esas alınan Diyarbakır 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli ve 2014/1197 Esas, 2015/437 Karar sayılı 08.06.2015 tarihinde kesinleşen ilâmında üç ayrı suçtan hükümlülük kararı bulunması karşısında; 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gözetilerek, en ağır cezaya ilişkin olan hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-b, 143, 39/1-c maddelerinden verilen 1 yıl 3 aylık hapis cezasına dair hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerekirken, ilâmın tamamının tekrrüre esas alınması ile yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili olan hüküm fıkrasının çıkartılarak, yerine "sanığın adli sicil kaydına esas alınan Diyarbakır 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli ve 2014/1197 Esas, 2015/437 Karar sayılı 08.06.2015 tarihinde kesinleşen ilâmında TCK'nın 142/1-b, 143, 39/1-c maddelerinden verilen 1 yıl 3 aylık hapis cezasına dair hükmün tekerrüre esas alınarak, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.