Bölge Adliye Mahkemesince usulüne aykırı olarak bozularak ilk dereceye gönderilen tefecilik davasında, oluşan mahkumiyet hükmünün temyiz hakkı açısından değerlendirilmesi.
Özet: Metin, bölge adliye mahkemesinin, gerekçe eksikliği veya savunma hakkının kısıtlanması gibi Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-e-f maddelerinde belirtilen sınırlı bozma sebeplerinin bulunmamasına rağmen, tefecilik suçundan verilen beraat kararını hukuka aykırı biçimde bozarak ilk derece mahkemesine geri göndermesini ele almakta; bu usuli hataya rağmen, söz konusu bozma kararına uyularak ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün, anayasal hak arama özgürlüğü ve temyiz hakkı kapsamında temyize tabi olduğunu vurgulamaktadır.
5. Ceza Dairesi         2025/8786 E.  ,  2026/5749 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2827 Esas, 2024/1918 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında atılı suçtan verilen 16.05.2023 tarihli beraat hükmünün Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinden sonra anılan karara direnme yetkisi olmayıp, kanunen uyma zorunluluğu bulanan mahkemece bozma kararı doğrultusunda 07.11.2024 tarihli mahkumiyet hükmünün kurulduğu, somut olayda hükmün gerekçe içermemesi ve hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinden birinin bulunmamasına ve Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-(e-f) maddelerinde düzenlenen durumların söz konusu olmamasına rağmen kararın hukuka aykırı olarak bozulup İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, bu kararın 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu şekilde verilen hükmün ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde tarafların temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağı, bu itibarla mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda kurulan yeni hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyizen incelenmesinin Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olduğu gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sanığın yüklenen suçtan beraatine dair Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli ve 2022/227 Esas, 2023/125 sayılı Kararının katılan Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 22.04.2024 tarihli ve 2023/1233 Esas, 2024/514 sayılı Kararı ile sanığın kazanç elde etmek amacıyla katılana ödünç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediği ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gerekçesiyle beraat kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1-e maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 07.11.2024 tarihli ve 2024/252 Esas, 2024/490 sayılı Karar ile sanığın tefecilik suçundan 5237 sayılı Tük Ceza Kanunu'nun 241/1, 62/1, 52/2 ve 51. maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis ve 8.320,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1, 2, 3. maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 31.12.2024 tarihli ve 2024/2827 Esas, 2024/1918 sayılı Kararı ile hükmün düzeltilerek sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
"Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, tüm dosya kapsamında atılı suçun işlendiği yönünde somut bir delile rastlanmadığına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir:
''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289. maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 22.04.2024 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun'un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 07.11.2024 tarihli hüküm ve bu hükmü yönelik istinaf incelemesine ilişkin 31.12.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 16.05.2023 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.