Marka ihlali, haksız rekabet ve maddi tazminat talepli davada, yetki, hak sahipliği itirazları ile tarafların birbirini taklit iddiaları çatışıyor.
Özet: Bu davada davacı, tescilli markasının davalı tarafından reklamlar aracılığıyla izinsiz kullanıldığını, müşteri yanıltıcı ve haksız rekabet oluşturacak şekilde yerli müşterilerini kendisine çektiğini, bu durumun markasının itibarını zedeleyip ciddi ciro kaybına yol açtığını iddia ederek maddi tazminat ve eylemlerin durdurulmasını talep etmekte; davalı ise yetkisizlik, davacının dava konusu markanın sahibi olmaması, kullanılan ifadelerin genel niteliği gibi savunmaların yanı sıra, asıl davacının kendi kurumsal kimliğini ve logosunu kopyalayarak haksız rekabet yaptığını ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/207 Esas
KARAR NO : 2026/74
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 03/12/2025
KARAR TARİHİ : 17/06/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait tescilli “...” markasını ... reklamlar aracılığıyla izinsiz, haksız ve kötü niyetli biçimde kullanıldığını, müşterileri yanıltarak davacı işletme adına hizmet veriyormuş gibi davrandığını, kendi bünyesindeki üç ayrı şubesinde (...) organize, birlikte ve süreklilik arz eden marka tecavüzü gerçekleştirdiğini, bu fiiller sonrası müvekkillerinin markasının ticari itibarını zedelediğini, müvekkillerinin yaklaşık %60 oranında ciro kaybına uğradığını, ayrıca müşteri kitlesi farklılıkları nedeniyle davalının bu reklam manipülasyonunu tamamen yerli müşterileri çalma amacıyla uyguladığına ilişkin ağır kötü niyetli eylemleri kapsamında işbu dava açılmış olup marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin, maddi–manevi tazminat taleplerinin ve tüm eylemlerin durdurulması açısından öncelikle davalının web sitesinin en azından dava sonuna kadar durdurulmasını, nitekim müvekkillerine ait işletmenin müşteri kitlesi yaklaşık %95 oranında yerli tüketicilerden oluştuğunu, davalı işletmenin müşteri kitlesi ise %100’e yakın oranda turistlerden oluştuğunu, dolayısıyla davalının ... reklamlarında ‘...’ ibaresini kullanması, tesadüfi veya teknik bir reklam hatası olmadığını, tamamen yerli müşterileri kendi işletmesine çekmeye yönelik kasıtlı, planlı ve ticari amaçlı bir yönlendirme operasyonu olduğunu, bu durum, davalının kötü niyetini en üst düzeyde ortaya koymakta, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiilinin ağırlığını gösterdiğini, müvekkillerinin 2022 yılında tescil edilen “...” markasının sahibi olduğunu, davalı şirket ise ... markasına sahip olup ... Ads üzerinden “...” anahtar kelimesi ile reklam vererek müşterileri kendi restoranlarına yönlendirdiğini, davalı şirkete ait web sitesi olan https://.../tr/.../.../ adresi ve türevlerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasını ve davalının ... ibaresini kullanımının durdurulmasını, haksız rekabetin tespiti ve men’ini, belirsiz alacak davası olarak 1.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça huzurdaki dava İstanbul Mahkemelerinde açılmış ise de; müvekkil şirketin yerleşim yeri adresi "..." olduğunu, İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresinde yer aldığını, dava konusu markanın sahibi davacı olmadığını, dava konusu "..." (veya ... ...) markasının tescilli sahibinin davacı şirket değil, ... (T.C. No: ...) isimli gerçek kişi olduğunu, TPMK'da yayınlanan marka ilanında açıkça marka sahibinin ... olduğunu, Logo Benzerliği: Karşı tarafın logosunda, müvekkilinin logosunda bulunan ve ayırt edici unsur olan satır figürü ve satırın sapında kullanılan "..." ibaresi birebir kopyalandığını, konum benzerliği ise karşı taraf, müvekkil şirketin ... Şubesi'ne çok yakın bir konumda işletme açarak, müvekkillerinin müşterilerini doğrudan hedef aldığını, İnstagram hesaplarındaki benzerlik: https://.../.../https://.../.../... incelendiğinde görülecektir ki sunum tahtaları, tabak şekilleri, renkleri (siyah sunum tahtası ve siyah servis tabakları), personel kıyafetleri (şapkalı şef figürü), menü ve ürün isimlerinin dahi müvekkillerinin kurumsal kimliğini taklit eder nitelikte olduğu açıkça görülmekte olduğunu, bu durum, SMK m. 29 kapsamında marka hakkına tecavüz ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) anlamında haksız rekabet hükümlerini açıkça ihlal etmekte olduğunu, yetki ve aktif husumet (dava şartı yokluğu) itirazlarının kabulünü davanın usulden reddini, davanın esastan reddini, ihtiyati tedbir taleplerinin reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin web sitesi olan https://.../tr/.../.../ adresi ve türevlerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasını ve davalının ... ibaresini kullanımların durudurulmasını, rekabetin tespitini ve men’ini, müvekkillerinin %60 ciro kaybı yaşadığınını tespiti ile cirosunun hesaplanması sonrası artırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak 1.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, Tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; "..." ve "..." İbarelerinin Tanımlayıcı Niteliği: Davacı, isim benzerliği üzerinden haksız kazanç sağlandığını iddia etmektedir. Tekrarla belirtiriz ki; "..." (...) ve "..." (...) kelimeleri gıda sektöründe doğrudan hizmeti betimleyen, ayırt ediciliği düşük genel ibarelerdir. Bu ibarelerin bir kişi adına tekelleştirilmesi ticaret serbestisine aykırıdır. Müvekkil şirket, dünya çapında 46 şubesi bulunan, "... ... ..." markası ile rüştünü ispatlamış bir kuruluştur. Sektöre çok daha sonra giren davacının, müvekkilin kurumsal kimliğini, logosundaki satır figürünü ve sunum tekniklerini taklit ettiği açık bir gerçektir. yetki ve aktif husumet (dava şartı yokluğu) itirazlarının kabulünü davanın usulden reddini, Mahkemeniz aksi kanaatte ise, davanın esastan reddini, ihtiyati tedbir taleplerinin reddini Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep etmiştir.
Haksız rekabetin tespiti ve men’ine, davacının %60 ciro kaybı yaşadığınını tespiti ile cirosunun hesaplanması sonrası artırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak 1.000 TL maddi tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki davanın; davalı adına Haksız rekabetin tespiti ve men’ine, talebi ile maddi tazminat ilişkin olarak açılan mahkememizde açılan 2025/207 Esas sayılı dava dosyasında, kaydedildiği anlaşılmıştır.
Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddi hukuka göre tespit edilir.
Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen ilk itiraz ya da davalı tarafından ortaya konulması gereken def’i niteliğinde olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. (Hukuk Genel Kurulunun 2021/(14)7-873 Esas, 2023/232 Karar sayılı kararı)
Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve 2020(15)6-609 Esas, 2022/1424 Karar sayılı kararında da değinilmiştir.
Tüm bu yapılan açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davanın açıldığı tarihte Türk Patent ve Marka Kurumuna yazılan müzekkere cevabında Meet ... isimli markanın 04/08/2022 tarihinden itibaren on yıl süre ile ... adına tescillendiği davacının davada taraf sıfatının olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1- Davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 732.00-TL karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116.90- TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2026
Katip ...
Hakim ...