Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, trafik-iş kazasından kaynaklanan cismani zarar tazminat davasında kusur oranına ilişkin çelişkili raporlar nedeniyle yeni bilirkişi incelemesi talep etti.
Özet: Trafik kazası sonucu bedensel yaralanma, bakıcı gideri ve iş gücü kaybı gibi maddi tazminat ile manevi tazminat talepli davada, yerel mahkeme, davacıyı %100 kusurlu bulan rapora dayanarak davayı reddetmiş; ancak istinaf mahkemesi, kaza tespit tutanağında davalının kural ihlali yaptığının belirtilmesi ve başka bir raporda davalıya %25 kusur verilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Karayolları Fen Heyeti veya İTÜ gibi uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KÂTİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :.
KARAR NO : .
KARAR TARİHİ ..
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
DAVACI : ... - ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ : 25/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/12/2025
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 04/06/2021 tarihinde Bandırma-Bursa yolunda müvekkilinin sevk ve idaresinde, çalıştığı iş yerine ait ...plakalı araçla ekmek dağıtımı yaparken ... plakalı araçta bulunan ... ile çarpışması sonucu trafik-iş kazası meydana geldiğini ve müvekkili davacının ciddi şekilde yaralandığını, meydana gelen kaza neticesinde müvekkili davacının kimseden şikayetçi olmadığını, kaza tarihinde müvekkilin sigortaya bildirimimi yapılmamış olup asgari ücretten fazla maaş almakta olduğunu, davacı evli, 6 çocuklu olup eşi çalışmamakta olduğunu, kaza sonrası kurumca şimdilik %23 olarak belirlenen engel oranında sakat kalan davacının yaşamını devam ettirebilmesi başkasının bakımını gerektirmekte olduğunu, bu durumda maddi zararın kapsamına bakıcı giderleri de dahil edilmesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 200 TL maddi tazminat (100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL iş gücü kaybı (geçmiş dönem zararı ile gelecek aktif ve pasif dönem zararı olmak üzere) ile 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan (davalı ... şirketinin maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde, dava görevli olmayan bir mahkemede açıldığından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu bedeni zararlarda 430.000,00-TL azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limiti bildirilmesi davayı kabul anlamına gelmemekte olduğunu, manevi tazminat talepleri Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi teminatı dışında olduğunu, zorunlu trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmini esas olduğunu, her durumda müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğunu, öncelikle davacı tarafından müvekkili şirketin sigortalısı .. plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerekmekte olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yapılan trafik kazasında, müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracına yüklediği yükün faturasını alabilmek için aracını emniyet şeridine durdurmuş olduğunu, müvekkili aracından inmek üzere iken davacı kullanmış olduğu ... plaka sayılı aracı ile hızlı bir şekilde gelerek emniyet şeridinde duran müvekkilinin aracına arkadan çarpmış olduğunu, kazadan hemen sonra düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağında da; davacının kullanmış olduğu ... plaka sayılı aracı ile hızlı bir şekilde gelerek emniyet şeridinde duran müvekkilinin aracına arkadan çarptığı açıkça belirtilmiş olduğunu, bu durumda kazanın meydana gelmesinde tüm kusur, hızlı bir şekilde gelerek emniyet şeridinde duran müvekkilinin aracına arkadan çarpan davacıda olduğunu, bu nedenlerden dolayı; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarihli raporda davacının %100 kusurlu, davalı sürücünün ise kusursuz olduğunun belirtilmesi üzerine davanın reddine karar verildiği, ancak bu karar Dairemizin ... Karar sayılı ilamı ile; kaza tespit tutanağında davalı sürücünün "zorunlu haller dışında park etme" kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, İş Mahkemesi dosyasında alınan raporda davalıya %25 kusur verildiği, hükme esas alınan ATK raporunda ise davalının kusursuz bulunduğunun belirtildiği, raporlar ve kaza tespit tutanağı arasındaki bu çelişkinin giderilmesi amacıyla Karayolları Fen Heyeti veya İTÜ gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası yargılamaya devam edildiği, Dairemiz kararı doğrultusunda dosya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilen üç kişilik uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği, heyet tarafından düzenlenen 30/12/2024 tarihli raporda; davacı sürücünün gündüz vakti, görüşün açık olduğu yolda, emniyet şeridi üzerinde park halinde bulunan aracı görmesi ve tedbir alması gerekirken dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak araca arkadan çarptığı, bu nedenle %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, mahkemece alınan raporda müvekkiline %100 kusur verilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, raporun kaza tespit tutanağı ve İş Mahkemesi dosyasındaki raporlarla çeliştiğini, davalı sürücünün KTK m.59 uyarınca zorunlu haller dışında emniyet şeridinde duraklama yasağını ihlal ettiğini, gerekli işaretlemeleri yapmadığını, davalının kural ihlalinin açık olduğunu, buna rağmen kusursuz bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, olay yerinde keşif yapılmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; dosya içeriğindeki kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, tarafların beyanları ve Dairemizin kaldırma kararı sonrasında alınan Karayolları Fen Heyeti raporu birlikte irdelendiğinde; kazanın gündüz vakti, görüşün açık olduğu, bölünmüş yolda meydana geldiği, davalı sürücünün aracını 3 metre genişliğindeki emniyet şeridine, şerit çizgisinin 80 cm sağına gelecek şekilde park ettiği, davacı sürücünün ise seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini ve şerit izleme disiplinini sağlayamayarak emniyet şeridi içindeki davalı araca arkadan çarptığı anlaşılmaktadır.
İstinaf talebine konu temel uyuşmazlık, davalı sürücünün emniyet şeridinde park etmesinin kazanın meydana gelmesinde etken bir kusur olup olmadığı noktasındadır. Her ne kadar kaza tespit tutanağında davalı sürücünün KTK 59. maddeyi ihlal ettiği belirtilmiş ve davacı yan davalının gerekli işaretlemeleri yapmadığını iddia etmiş ise de; tazminat hukuku açısından bir eylemin kusur olarak nitelendirilebilmesi ve sorumluluk doğurabilmesi için o eylem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Karayolları Fen Heyeti tarafından düzenlenen ... tarihli raporda, kazanın gündüz vakti gerçekleştiği, davalı aracın emniyet şeridi içinde ve yol platformu dışında belirgin bir şekilde durduğu, davacının görüşüne engel bir durumun bulunmadığı, davacının önündeki trafiği ve yol şartlarını kontrol ederek aracını kendi şeridinde tutması gerekirken, hiçbir fren izi olmaksızın emniyet şeridindeki araca çarptığı teknik verilerle ortaya konulmuştur. Bilirkişi heyeti, bu oluş şekline göre davalı sürücünün emniyet şeridinde duraklaması ile kaza arasında illiyet bağı kurulamayacağını, kazanın münhasıran davacının dikkatsizliği, tedbirsizliği ve tam kusurlu hareketi sonucu meydana geldiğini, davalının duraklama eyleminin sonuca etkili bir kusur oluşturmadığını bilimsel ve denetime elverişli gerekçelerle açıklamıştır. Bu rapor, Dairemizin önceki kaldırma kararında işaret ettiği çelişkileri, özellikle kaza tespit tutanağı ve İş Mahkemesi raporundaki tespitlerin neden teknik olarak kabul edilemeyeceğini, kazanın oluş şekli içerisindeki "görünebilirlik" ve "kaçınılabilirlik" unsurlarını irdeleyerek gidermiştir. Alınan rapor, daha önce alınan ve hükme esas teşkil eden ATK raporu ile de uyumlu olup, davacının %100 oranındaki asli ve tam kusuru karşısında davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemece, Dairemizin kaldırma gerekçesinin gereği yerine getirilerek, konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve bu raporun oluşa uygunluğu denetlenerek hüküm kurulmuştur. Bu itibarla, davacının tam kusurlu eylemi ile kazaya sebebiyet verdiği, davalı sürücünün eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının kesildiği anlaşıldığından, davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2025 tarih ve ... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasındaki adli yardım talebi nedeniyle yatırılmayan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...