Yargıtay 9. HD, alt işverende geçen sürenin asıl işverendeki kıdeme eklenerek fark kıdem ve yıllık izin alacağı taleplerinin kabulünü hukuka uygun bularak temyizi reddetti.
Özet: Davacının alt işveren nezdindeki çalışmasının asıl işveren bünyesindeki kıdeme esas süreye eklenmesi gerektiği, bu suretle fark kıdem tazminatı ve eksik ödenen yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu iddiasıyla açtığı davada; ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, kesintisiz çalışmayı ve alacakların varlığını kabul eden kararlarının, davalı işverenin işçinin gönüllü ayrıldığı, muvazaa olmadığı ve hesaplamaların hatalı olduğu yönündeki temyiz itirazlarına rağmen usul ve yasaya uygun bulunarak onandığı bir yargılamadır.
9. Hukuk Dairesi         2026/3468 E.  ,  2026/3913 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/305 E., 2026/113 K.
DAVA TARİHİ : 18.09.2023
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ. Ereğli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/290 E., 2023/340 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının alt işvereni olan Şirketlerde kesintisiz olarak çalıştıktan sonra davalının davacıyı kendi işçisi olarak işe devam ettirdiğini, müvekkilinin alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönem için ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çalışma döneminin davacının istifası ile sona erdiğini, davacının kendi iradesi ile istifa dilekçesi verdiğini, davacının daha fazla işçilik hakkı elde edeceğini bildiğinden alt işveren firmadan kendi iradesiyle istifa ederek asıl işveren davalıya iş başvurusunda bulunduğunu ve daha iyi imkânlar ile işe başladığını, davacının alt işveren firmalarda çalıştığı sürece yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının alt işveren nezdindeki çalışmasının kesintisiz olduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal Yargıtay kararlarına göre davacının alt işverenlerde geçen kesintisiz çalışmasının kıdemine eklenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı işyerinde çalışmaya başlamadan önce davalı işyerinin alt işverenlerinde kesintisiz çalıştığı, davalı işyerinde çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatının ödendiği, alt işverende geçen süreye ilişkin kıdem tazminatı ödenmediği, davacı asılın beyanı ve dosyadaki belgeler dikkate alındığında yıllık ücretli izin alacağının da eksik ödendiği gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının, müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı firmadan istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını, asıl işverenin işçilerinin işe alınarak çalışmaya devam ettirilmesi veya daha önce asıl işveren yanında çalışan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması durumunun söz konusu olmadığını, alt işverenin işçisinin daha fazla ücret ve sosyal haklarla asıl işveren işçisi olmasında hukuka aykırı bir durumun olmadığını, davacının müvekkili Şirkette çalışırken aldığı en son ücret üzerinden kıdem tazminatına karar verilmiş olmasının muvazaa olduğunun kabul edildiği anlamına geldiğini, ancak muvazaaya dair somut bir delil bulunmadığını,
2. Yıllık ücretli izin alacağının davacı müvekkili işverenin işçisiymiş gibi müvekkili işverenden aldığı son ücret üzerinden toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak hesaplanmasının doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu, yıllık ücretli izin alacağının reddi gerektiğini,
3. Taleplerin net olarak hüküm altına alınması gerektiğini,
4. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı asıl işveren bünyesindeki kıdeme esas süresine eklenip eklenemeyeceği ve buna göre davacının fark kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının bulunup bulunmadığı ile alacakların hesaplanma yöntemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.