İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde, eser sözleşmesinden doğan kaba inşaat alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında pasif husumet itirazının değerlendirildiği karar.
Özet: Davacı, sözlü eser sözleşmesinden kaynaklanan kaba inşaat alacağının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken, davalı inşaat işi ve sözleşmeyle ilgisi olmadığını, dolayısıyla taraf sıfatı bulunmadığını savunmuştur; mahkeme ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğini ve görevli mahkemenin tespiti gerekliliğini değerlendirmeye almıştır.

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO:2026/448
KARAR NO : 2026/663
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:24.05.2026
KARAR TARİHİ:02.09.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile dava dışı ... ... ... ... ticari işletmesi arasında ... Mah. ... Cad. 3238 Ada 8 Parsel Beyoğlu/İstanbul adresindeki inşaat işinin kaba inşaatın yapımı hususunda götürü iş mahiyetinde sözlü anlaşmaya vardıklarını, işin bedeli olarak da 2.000.000,00 TL -İki Milyon Türk Lirası- olarak aralarında anlaştıklarını, söz konusu işin mahiyeti kalıp, demir, duvar işçiliği şeklinde olduğunu, inşaat işine 02.08.2024 tarihinde başlandığını, Şubat 2025 tarihinde tam ve eksiksiz şekilde teslim edildiğini, bu işten kaynaklı 800.000,00 TL alacağın davalı ... tarafından 200.000,00 TL bedelli dört ayrı çek ile kalanı ... İNŞAAT ... ... ticari işletmesi tarafından ödenecek şeklinde anlaşıldığını, davalı tarafın anlaşma gereği davalının ... Bankası ... Şubesine ait, 25/12/2024 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, ... numaralı çek, ... Bankası ... Şubesine ait, 25/01/2025 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, ... numaralı çek, ... Bankası ... Şubesine ait, 25/02/2025 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, ... numaralı çek, ... Bankası ... Şubesine ait, 25/03/2025 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, ... numaralı çekin kendisine verildiğini, ... numaralı çekten 10.000 TL, ... numaralı çekten 100.000 TL olmak üzere toplam bakiye 110.000,00 TL borcun ödenmediğini, çeklerin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmediğini, davalı yanın ticari zorluklar yaşayabileceği düşüncesiyle, hemen yasal yollara başvurulmadığını, borcun haricen ödenmesi için davalıya şifahi süreler tanındığını, bu süre zarfında ibraz sürelerine ilişkin şekil şartları nedeniyle, söz konusu çeklerin kambiyo senedi (bono/çek /poliçe) vasfını yitirdiğini, çeklerin kambiyo senedi vasfını yitirmesinin, alacak hakkını ortadan kaldırmadığını, TTK ve TBK sistematiğinde, kambiyo vasfını yitiren senetlerin, taraflar arasındaki temel borç ilişkisini (alt ilişkiyi) ispatlayan “Yazılı Delil Başlangıcı” (HMK m. 202) niteliğine dönüştüğünü, davalının imzası inkar edilmeyen çeklerin, borcun varlığına dair “karine” teşkil ettiğini, bu sebeple müvekkilin alacağını tahsil edebilmek amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden İlamsız İcra Takibi (Örnek 7) başlatıldığını, borca haksız ve kötü niyetli olarak, takibin sürüncemede bırakılması amacıyla itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep sonucunun açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkili ...'un, davacının bahsettiği bu ticari işletmeyle, inşaat yapım işiyle veya taraflar arasındaki iddia edilen akdi ilişkiyle hiçbir ilgisi, alakası, ortaklığı ya da hukuki bağı bulunmadığını, söz konusu inşaat sözleşmesinden doğan asli bir borç ilişkisinin müvekkili yönünden mevcut olmadığını, dolayısıyla eser ve akit ilişkisinin tarafı olmayan müvekkiline husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın pasif husumet yokluğu (taraf sıfatı yokluğu) nedeniyle esasa girilmeksizin usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve 2016/14786 E. 2019/2165 K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır.
Huzurdaki dava; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Defterdarlığı Avcılar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 05.06.2026 tarihli cevabi yazılanda "İlgide kayıtlı 2026/ 448 Esas Sayılı yazınızda ilgili kişi olarak bildirilen ve hakkında bilgi istenilen ... T.C. kimlik numarasında kayıtlı ... evdo kayıtlarımızın tetkikinde sahsı adına ticari, zırai ve mesleki kazanç yönünden vergi kaydının bulunmadığı, şirket ortaklığı ve yöneticiliğinin olmadığı anlaşılmıştır..." denilmiş, davacının vergi mükellefi veya şirket sahibi veya ortağı olmadığı anlaşılmaktadır
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Açıklanan nedenlerle huzurdaki dava, davacı esnaf olsa dahi dava ticari bir dava değildir. Davada, mahkememiz görevli olmayıp, genel mahkemeler görevli olduğundan (Emsal: Yargıtay 3.HD.nin 24.11.2022 tarih ve 2022/4889 E. 2022/8933 K.ile 06.10.2022 tarih ve 2022/5582 E. 2022/7419 K.ile 16/06/2022 tarih ve 2022/3117 E. 2022/5926 K. ile 19.01.2016 tarih ve 2015/19946 E. 2016/245 K.ile Yargıtay 23.HD.nin 28.12.2015 tarih ve 2015/1543 E. 2015/8520 K.ile 25.11.2015 tarih ve 2015/1671 E. 2015/7566 K. Yargıtay 11.HD.nin 23.05.2023 tarih ve 2022/496 E. 2023/3184 K. İle 29.04.2015 tarih ve 2015/1591 E. 2015/6025 K.ile Yargıtay 17.HD.nin 16.04.2015 tarih ve 2014/25145 E. 2015/5962 K. Vb), görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE,
6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
02.09.2026
KATİP - ... HAKİM - ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır