İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, trafik kazası kaynaklı bedensel zarar maddi ve manevi tazminat talepli davada sürücünün tam kusurunu onaylayan istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazasında ağır yaralanan yolcu davacının, kazaya neden olan sürücü ile sigorta şirketinden maddi ve manevi tazminat talebini içeren davayla ilgilidir; davacı, hatalı manevra yapan sürücünün trafik polisi ve daha sonraki bir bilirkişi raporuyla asli ve tam kusurlu bulunduğunu iddia ederek zararlarının, gelecekteki tedavi masrafları da dahil olmak üzere karşılanmasını talep ederken, davalılar sorumluluğun kusur oranında ve poliçe limitleri dahilinde olduğunu, müterafik kusurun incelenmesi gerektiğini ve usulden itirazları olduğunu belirtmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2073
KARAR NO : 2026/1088
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2018 (Dava) - 27/04/2023 (Karar)
NUMARASI : 2018/1183 Esas - 2023/359 Karar
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Bedensel Zarar Nedeniyle)
BAM KARAR TARİHİ : 10/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih ve 2018/1183 Esas - 2023/359 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak seyahat ettiği, arkadaşı idaresindeki ... plakalı moosiklet ile Kuşadası istikametine seyir halinde iken davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracı ile doğrultu manevrasını yanlış yapması nedeniyle 11.04.2017 tarihinde yaralamalı ve maddi hasarlı kazaya karıştıklarını, kazada motosiklette yolcu konumunda olan davacının ağır yaralandığını, kaza raporunda davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiğini, kovuşturma safhasındaki bilirkişi raporunda davalı sürücü %75 kusurlu bulunmuş olup rapora itiraz edildiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalandığı, davacı gördüğü tedavilere rağmen tam iyileşmediğini, kaza sonucu davacının maddi zararının değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 10.000-TL maddi tazminatın haksız fiil işlendiği 11.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalı şirket nezdinde sigorta poliçelerinin kapsamı ile sınırlı olmak kaydı ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı için 100.000-TL manevi tazminatın haksız fiil işlendiği 11.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında olması halinde) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacın tarafından yapılacak ve sağlık kuruluşları tarafından karşılanmayacak olası tedavi ve kalıcı protez ve sağlık giderleri dahil olmak üzere fazlaya ait hakları saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava başvuru koşullarını taşımamakta olup dava şartının gerçekleşmemesi nedeni ile davanın reddini, ... plakalı araç davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı aracı olduğunu, sorumluluk limiti kişi başına kaza tarihinde 330.000 TL olup aracın kusuru oranında ve zarar nispetinde sorumlu olduğunu, kusur tespiti için ATK trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasını, davalı şirketin geçici iş göremezlik zararından sorumluluğu olmadığını, 6111 sayılı yasa gereği ZMS poliçe kapsamında çıkarıldığını, maluliyet hesaplaması TRH 2010 tablosunda yer alan verilere göre hesaplanmasını, meydana gelen kazada kask takıp takmadığı dikkat edilip müterafik kusur indirimi yapılmasını, kaza haksız fiilden kaynaklanmış olup ticari iş olarak nitelenmeyeceğini, bu nedenle uygulanması gereken faiz yasal faiz olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı.... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin trafik sigortası mevcut olup, kaza nedeniyle varsa zararların sigorta şirketinden karşılanması gerektiğinden kendisine husumet yöneltilemeyeceğni, davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmediniden dava şartı yokluğundan davanın reddini, olayın açığa kavuşabilmesi için ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin yakın zamanda eşini kaybetmiş olmanın verdiği üzüntü ile sadece ogün alkol aldığını, olay yerinden kaçmadığını, yaralılara müdahale için ambulansı çağırdığını, kazadan sonra davacı tarafa zararın karşılanması için 3.200,-TL ödeme yaptığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "... dava konusu kaza sonrası trafik polislerince düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu bulunduğu, davacının yolcusu olduğu araç sürücüsüne kusur izafe edilmediği, Menderes 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/22 Esas sayılı dava dosyasında alınan 06/05/2018 tarihli kusur raporunda davacının asli, dava dışı diğer araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de aynı dosyadan çelişkiyi gidermek üzere alınan 26/03/2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda davalı araç sürücüsünün asli ve %100 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, buna göre, kaza tespit tutanağında gösterilen kusur oranı, mahkememize sunulan bilirkişi raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ceza yargılaması dosyasına sunulu olup kesinleşmiş ceza mahkumiyetine esas alınan kusur raporlarında davalının asli ve tam kusurlu bulunduğu, ATK Adli Tıp İhtisas Kurulu ile 2.Üst Kurul raporlarının birbiriyle uyumlu oldukları, çelişkinin ATK Adli Tıp 2.İhtisas Dairesi raporuna göre giderildiği, itirazlarda yeniden rapor alınmasını gerektirir bir eksiklik veya hata gösterilmediği gözetilerek yeniden rapor alınmamış, davacının dava konusu kaza nedeniyle %3 oranında iş gücü kaybına uğradığı ve 9 ay süreyle geçici iş gücü kaybı oluştuğu, davacının geçici iş gücü kaybı zararı ve sürekli iş gücü kaybı zararına yönelik belirlenen miktarın sağlık kurulu raporu ve aktüerya raporu ile belirlendiği, dava öncesi karşılanan zarar miktarı bulunmadığı dikkate alınarak talepler doğrultusunda karar verildiği, davacı tarafça bakım gideri zararı yönünden 5.332,50-TL miktarında bakıcı gideri zararı talebinde bulunulmuş ise de dava dilekçesinde davacının bakımını anne ve babasının gerçekleştirdiği ileri sürülmekle birlikte bakım gideri zararının oluştuğuna veya bu yönde bir talep bulunduğuna dair bir anlatım bulunmadığı, bu haliyle dava dilekçesinde yer almayan bir zarar talebinin talep açıklama veya değer artırım yoluyla talep edilemeyeceği dikkate alınarak bakım gideri zararı yönünden yapılan değer artırım talebi geçerli bir talep olarak değerlendirilmediğinden bu yönde hüküm kurulmadığı, davacının kaza geçirdiği eğitim yılı sonuna kadar dershaneden eğitim alma imkanı bulunmakta olup, her ne kadar trafik kazası sonrasında 2.sınava girmemesi nedeniyle mağduriyeti oluşmuş ise de salt sınava girilmemiş olması, eğitim giderinin boş yere sarf edildiği anlamına gelmeyeceği, zira alınan dersler her yıl değişen farklı bir müfredata ait olmayıp, kişinin bir sonraki yıldaki hazırlığında da önemli ölçüde faydalı olabileceği, bu hususlar birlikte gözetildiğinde davacının eğitim gideri talebi üzerinden takdiren %50 oranında indirim uygulanması suretiyle eğitim gideri zararının 2.500,00-TL'sinin davalılardan tahsili gerektiği, davacı tarafın kast ve özel elbiselerin zarar görmesinden dolayı zarar talebinde bulunduğu görülmüş ise de, zarar gören bu eşyalara ilişkin görüntü veya hasarlı eşyanın ibrazı gibi bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu itibarla oluşan zararın ispat edilemediği değerlendirilmiş ve bu taleplerin reddi gerektiği, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının kaskının takılı olduğunun beyan edildiği, kırık bölgesi itibariyle davacının müterafik kusurlu sayılmasını gerektirir bir ihmal veya hatasının bulunmadığı dikkate alınarak müterafik kusur indirimi uygulanmadığı, davacı tarafça tazminat miktarlarına ticari faiz uygulanması talep edilmiş ise de zarar veren aracın hususi nitelikte olduğu gözetilerek tazminatlara yasal faiz işletilmesine, davalı araç sürücüsünün haksız fiil tarihi itibariyle sorumlu olduğu gözetilerek haksız fiil tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise yazılı başvuru tarihini izleyen 8. günün sonunda temerrüt oluşacağı gözetilerek 19/07/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine, davacının iddiaları ve dosya kapsamında toplanan deliller dikkate alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli maluliyet, geçici iş gücü kaybı, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, kaza tarihi ile paranın alım gücü hususları ile birlikte değerlendirildiğinde takdiren 15.000,00-TL manevi tazminata hükmolunması" gerekçesiyle "1- Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE, 12.709,52-TL geçici iş gücü kaybından, 156.343,74-TL sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan, 4.273,75-TL tedavi, ulaşım ve FTR zararından kaynaklanan, 2.500,00-TL eğitim gideri zararı olmak üzere toplam 175.827,01-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarlarına davalı .... yönünden haksız fiil tarihi 11/04/2017, davalı..... Şirketi yönünden 19/07/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 15.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına haksız fiil tarihi 11/04/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında maluliyet oranının hatalı tespit edildiğini, müvekkilinin zararlarının hatalı değerlendirildiğini, bakıcı ücreti isteği bulunduğundan bu zara hakkında karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece manevi tazminatın düşük takdir edildiğini, müvekkilinin, davalının %100 kusurlu hareketi ile meydana gelen kaza sonucunda istediği işi yapamadığını, kazanın vücudunda bıraktığı arazlar nedeniyle hayatı boyunca vücut bütünlüğünün tam ve sağlam olan kişiler gibi yaşayamayacağını, manevi tazminatın sadece kaza nedeniyle duyulan ağrı ve acılara karşılık gelecek şekilde hükmedilmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, kazadan doğan yansıma zararlarının sigorta poliçesi sorumluluğunda olmadığını, talep edilen ulaşım giderinin trafik sigortası kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunmadığını, davacının mevzuata uygun maluliyet raporu sunmadan başvuru yaptığını, kusur durumunun tespiti gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunulmuştur.
Davalı.... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın tarafının müvekkilinin değil sigorta şirketi olduğunu, davaya konu kazada müterafik kusur durumu yönünden dosyanın incelenmesi gerektiğini, bu hususun tazminat hesaplaması yönünden önemli olduğunu, ancak yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkilinin eşinin ölümünden sonra alkol almaya başladığını, çevresinde sevilen bir kişi olduğunu, olay yerinden kaçmadığını, yaralılara müdahale için ambulans çağırdığını, kazadan sonra davacı tarafa zararın karşılanması için 3.200 TL ödeme yaptığını, müvekkili aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin yanlış olduğunu, müvekkili lehine olan delillerin yerel mahkeme tarafından objektif olarak değerlendirilmediğini, yerleşik yargıtay içtihatlarında alkollü olmanın başlı başına kusurlu olmayı gerektirmediğini, sigortalı araç sürücüsü müvekkiline atfedilen %100 kusur oranına kabul etmediklerini, kusura ilişkin detaylı inceleme yapılması için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davacının engelli sayılabilmesi için yetişkinler için sağlık kurul raporunun alınması gerektiğini, dosyada böyle bir kurul raporu olmadığını, davacı tarafa geçici iş göremezlik ve sürekli maluliyete bağlı tazminat hesabının yapılmasının da yanlış olduğunu, bilirkişinin zorlama yoluyla destekten yoksun kalma tazminatının adını değiştirerek hukuki nitelemede esaslı yanılgıya düştüğünü, bu durumu kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup; hüküm tüm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1. Davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuru yapılmış olduğundan dava şartı olan başvuru şartının yerine getirildiği, davalı ... kazaya karışan ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü olduğundan pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğu, mahkemece trafik bilirkişiden aldırılan kusur raporunun, kaza tespit tutanağı, dava ve ceza dosyası kapsamı, ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ve çelişkileri gideren kusur raporu, somut olayın gerçekleşme şekli ile uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan davalı malik sürücünün kazanın gerçekleşmesinde %100 kusurlu olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, sürekli iş göremezlik zararı yönünden aktüer hesaplamanın 1.8 teknik faiz uygulanmadan Yargıtay içtihatlarında belirtilen TRH 2010 Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının doğru olduğu, Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alındığında TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararı, tedavi gideri ve tedavi amaçlı ulaşım giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, motosiklette yolcu olan davacının kaza tespit tutanağında koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığına ilişkin bölümde kaskının takılı olduğunun işaretlenmesi ve yaralanma bölgesi dikkate alındığında müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmamasının yerinde olduğu, davalı sigorta şirketinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından, davalı taraflar vekillerinin kusura, aktüer hesaplama yöntemi ve müterafik kusura, davalı sigorta vekilinin başvuru dava şartı ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava dilekçesinde maddi tazminat zarar kalemleri açıklanmadan ve miktar itibariyle ayrıştırılmadan trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle açılan belirsiz alacak davasında 10.000,00 TL maddi tazminat isteğinde bulunulmuştur.
Davacı vekilince sunulan 20.05.2019 tarihli talep sonucunun açıklanmasına ilişkin dilekçede ise; toplam maddi tazminat miktar itibariyle ayrıştırılarak, tamamının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi giderleri, tedavi amaçlı ulaşım giderleri, kaza nedeniyle davacının üniversite sınavına hazırlık sürecinin sekteye uğraması ve sınavda başarısız olması nedeniyle dershane ücreti, kaza nedeniyle kullanılmak hale gelen kask ve motosiklet özel kıyafetlerine ilişkin maddi zarar alacak kalemlerine özgülenmiştir. Dolayısıyla gerek dava dilekçesi gerekse 6100 sy HMK'nun 31. maddesi kapsamında sunulan 20.05.2019 tarihli dilekçe içerikleri dikkate alındığında, davacının bakıcı ücretine ilişkin bir isteğinin bulunmadığı, dava konusu yapılmayan bakıcı ücretinin bedel artırım dilekçesi ile davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı, 6100 sy HMK'nun 26. maddesinde tanımlanan taleple bağlılık kuralı gereği talepten fazlasına ve talep edilenden başka bir şeye hükmedilemeyeceği gözetilerek mahkemece ilk kez bedel artırım dilekçesi ile talep edilen, dava konusu olmayan bakıcı ücreti hakkında hüküm kurulmamasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bakıcı ücretine yönelik istinaf itirazı haklı bulunmamıştır.
3. Davalı .... vekili tarafından davacı tarafa zararının karşılanması amacıyla 3.200,00 TL ödeme yapıldığı savunulmuş ise de; davalı ...'nun ceza mahkemesinde, kovuşturma aşamasında, 08.05.2018 tarihli duruşmada yaptığı savunmasında "motosiklet sürücüsünün sigortacısına oğlunun 3.200,00 TL ödeme yaptığını, bunun dışında bir ödeme yapmadıklarını" beyan etmesi karşısında bu ödemenin davacının yaralanması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zarara karşılık yapılmadığı anlaşılmakla, mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlardan söz konusu ödemenin mahsup edilmesine olanak bulunmadığı açık olup, davalının ödeme savunması haklı görülmemiştir.
4. Yaralanmaya bağlı cismani zarar nedeniyle maddi tazminatı istemlerinde; tazminatın tespiti için maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Davacı tarafın müracaatı üzerine, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin düzenlediği 13.06.2018 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda; sol femur kırığı nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybının % 8 olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece davacının yaralanması nedeniyle maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından aldırılan ve davacının bizzat muayenesi yapılarak düzenlenen 02.12.2019 tarihli maluliyet raporunda, sol femur kırığına bağlı olarak antaljik yürüyüş bozukluğu nedeniyle olay tarihinde yürürlükte olan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırmasi ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının trafik kazasına bağlı sakatlık oranı %8 olarak hesaplandığı, tıbbi iyileşme süresinin 9 (dokuz) ay olduğu mütalaa edilmiştir.
Mahkemece, taraflar vekillerinin itirazları üzerine gerek ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan aldırılan 23.10.2020 tarihli rapor gerekse bu rapor ile daha önce aldırılan maluliyet raporları arasında çelişki oluşması üzerine ATK 2. Üst Kurulu'ndan aldırılan 19.08.2021 tarihli raporun, davacının bizzat muayenesi yapılmadan, yalnızca dosya içerisindeki tedavi evrakları incelenerek, söz konusu raporlarda davacının sol femur parçalı kırığına bağlı olarak yürüyüş bozukluğu oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise bu bozukluğun iyileşip iyileşmediği konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan, yine maluliyete yol açan yaralanmanın niteliği ve türü açıklanmadan kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'in ekinde yer alan EK-2 Özür Oranları Cetvelindeki 3.8.a ve 3.8.b. ye göre "yalnızca kalça eklem hareket kısıtlılığı" nedeniyle özürlülük oranının %3 ve iyileşme süresinin 9 ay olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan ATK 2. Üst Kurulu' tarafından hazırlanan 19.08.2021 tarihli rapor, yukarıda açıklanan nedenlerle usulüne uygun şekilde düzenlenmediğinden hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. Eksik inceleme ile karar verillemez.
O halde, mahkemece, eksik olması halinde davacının kaza sonrası gördüğü tedavi gördüşü tüm hastanelerden tedavi evrakları getirtilip tamamlanarak, kaza nedeniyle davacıda "yürüyüş bozukluğu, kalça eklem hareketlerinde kısıtlılık, sağ el yüzük parmağında hareket kısıtlılığı" oluşup oluşmadığı, buna göre davacının kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı, kaza ile maluliyeti arasında illiyet bağı olup olmadığı, kazaya bağlı maluliyeti oluşmuş ise oranı ve iyileşme süresinin ne olduğu hususlarında kazanın vuku bulduğu tarihte yürürlükte olan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre davacının bizzat muayenesi yaptırılarak maluliyetinin dayanağının net ve denetime uygun şekilde açıkça tespiti, dosya kapsamındaki tüm maluliyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan (heyet içerisinde ortopedi uzmanı ve beyin sinir cerrahı hekimlerin katılımı ile) yeniden rapor alınıp, maluliyet oranının değişmesi halinde aktüer bilirkişiden ek hesap raporu aldırılması değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu hususta istinafa gelen tüm taraflar lehine ortadan kaldırılması gerekmiştir.
5. Davacı taraf, kaza nedeniyle üniversite sınavına hazırlık sürecinin sekteye uğradığını, 2017 yılında 2. basamak sınavına giremediği için başarısız olduğunu, bu nedenle 2016-2017 döneminde üniversite sınavlarına hazırlık için yaptığı dershane masrafları ile 2017-2018 döneminde yeniden üniversite sınavına girmek zorunda kaldığından bu dönem için yaptığı dershane masraflarına ilişkin dava dilekçesi ile talep ettiği 600,00 TL maddi zararı, 14.03.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 5.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
İlk derece mahkemesince, talep edilen eğitim gideri zararından %50 oranında takdiri indirim yapılarak 2.500,00 TL dershane ücreti zararının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, fazlaya ilişkin istek reddedilmiştir.
2918 Sayılı KTK'nın 92/1-k bendi ve KZMMMS Genel Şartlarının A.6 1/(k) bendi uyarınca uyarınca trafik kazasından kaynaklanan dolaylı zararların trafik sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında tutulduğu, davacı tarafça talep edilen dershane eğitim ücretinin dolaylı zarar niteliğinde olduğu gözetilerek davalı sigorta şirketi hakkındaki bu isteğin reddedilmesi gerekirken, mahkemece davalı sigorta şirketinin eğitim gideri zararından sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu yönden davalı sigorta şirketi lehine ortadan kaldırılması gerekmiştir.
6. Davacı vekili eğitim giderinden mahkemece takdiri indirim yapılmasının hatalı olduğunu, eğitim giderinin tamamının hüküm altına alınması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
Kazanın 11.04.2017 tarihinde gerçekleştiği, davacının ÖSYM'den temin edilen sınav giriş ve sonuç belgelerine göre; 12 Mart 2017 tarihinde yapılan YGS sınavına katıldığı ancak 14 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleşen LYS sınavına kaza nedeniyle tedavi süreci devam ettiğinden katılamadığı, bu nedenle başarısız olduğu, 31 Temmuz 2018 tarihinde katıldığı 2018 yılı YKS sınav sonuçlarına göre Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu 2 yıllık Yerel Yönetimler Bölümüne yerleştirildiği, 17 Temmuz 2019 yılında tekrar girdiği YKS sınavında ise başarısız olduğu görülmüştür.
Mahkemece, davacının üniversite hazırlık kursu eğitimi aldığı ... Dershanesi .. Şubesine, davacı vekiline elden takip yetkisi verilerek yazılan müzekkereye cevaben davacı vekilince 08.04.2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan "Özel Çağdaş Sına Özel Öğretim Kursu Kayıt Kartı" başlıklı belgede, davacının kaydının 10.08.2017 tarihinde yapıldığı, kurs ücretinin 5.000,00- TL olduğu, belge altında "25.08.2017 tarihli 5.000,00 TL bedelli öğrenci kayıt sözleşmesinin ektedir" şeklinde yazılı olduğu halde yazı ekinde öğrenci kayıt sözleşmesinin ve ödeme belgesinin mevcut olmadığı, yazı içeriğinden 5.000,00 TL eğitim ücretinin dava dışı eğitim kurumu tarafından davacıdan tahsil edilip edilmediğine ilişkin bir açıklamanın olmadığı görülmüştür.
Somut olayda, davacının kaza nedeniyle katılamadığı ve bu nedenle başarısız olduğu 2017 yılı YKS sınavından sonra yeniden üniversite sınavına girmek için 2017-2018 yılı eğitim dönemi için yaptığı dershane öğrenci kayıt sözleşmesi, eğitim ücreti, ödeme belgesi mahkemece ilgili eğitim kuruluşundan getirtilmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de davacının kaza nedeniyle üniversite sınavına katılamadığı ve başarısız olduğu, bu nedenle yeniden dershaneye gitmek zorunda kaldığı gözetildiğinde 2017-2018 yılı eğitim dönemi için yaptığı dershane ücretinin tamamından davalı ...'nun sorumlu tutulması gerekirken mahkemece eğitim gideri ücreti üzerinden %50 hakkaniyet indirimi yapılması da isabetsiz olmuş, davacı vekili ile davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
7. Davacı vekili 15.01.2024 tarihli dilekçesi ile, mahkemece hüküm kurulduktan ve ilk derece mahkemesi ilamı İzmir 24. İcra Dairesi'nin 2023/14742 esas sayılı dosyasında takibe konu edildikten sonra, dosya istinaf aşamasında iken zarara neden olan aracın trafik sigortacısı olan davalı ....A.Ş. tarafından bir kısım ödeme yapıldığını iddia edip, davalı sigorta şirketine sunulan 19.12.2023 tarihli "Makbuz ve İbraname" başlıklı belgeyi ibraz etmiştir.
Müteselsil borçlarda, alacaklının borçlulardan biri ile ibra sözleşmesi yapması halinde durumun özelliği veya borcun niteliği diğer borçlularında borçtan kurtulmalarını gerektirebilir. O halde, ibra sözleşmesinin müteselsil borçlulardan biri ile yapılması halinde, ibra edilen miktarın diğer alacaklılar içinde geçerli olması, bu hususun ibra sözleşmesinden anlaşılmasına bağlıdır.
Davaya son veren taraf işlemleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 307-315 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre sulh da davaya son veren taraf işlemlerindendir.
O halde mahkemece, davalı sigorta şirketinden, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle davacı ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanan ibraname ile bu ibraname uyarınca davacıya yapılan ödemeyi gösterir dekont aslı veya aslına uygunluğu onaylı örneği temin edilerek, davacıya dava konusu maddi tazminat alacak kalemlerinden (geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri) hangisine mahsuben ne miktar ödeme yapıldığı tespit edilip, gerekirse taraflar vekillerine ödemenin maddi tazminat kalemlerinden hangisine mahsuben yapıldığı açıklattırılarak, yargılama sırasında düzenlenen sulh sözleşmesinin içeriğine göre davalıların hukuki durumlarının takdir edilmesi gerektiğinden, kararın bu nedenle de ortadan kaldırılmıştır.
8. Anayasa Mahkemesinin, 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı kararıyla manevi tazminat davaları yönünden, HMK'nun 326/2. fıkrasındaki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." düzenlemesi iptal edilmiş olup, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü, kararın 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bir kanun hükmünün karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi halinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği gözetildiğinde, davacınını kısmen reddedilen manevi tazminat davası üzerinden, davalı ... lehine vekalet ücretine hükmolunamayacağından, kararın resen gözetilen bu sebeple ortadan kaldırılması gerekmiştir.
9. Meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan davacının yaralanması nedeniyle duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalı alkollü sürücünün %100 kusurlu olması, davacı yolcunun kusurunun ve müterafik kusurunun bulunmaması, davacının maluliyeti oluşacak şekilde yaralanması, iyileşme süresi, kaza nedeniyle üniversite sınavına katılamaması, kazanın meydana geldiği tarih de göz önünde bulundurulduğunda davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarı hak ve nasafet kuralları çerçevesinde az olmakla birlikte, davacının maluliyet oranının tespiti için yeniden rapor alınması gerektiğinden davacı vekili ile davalı .... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının kararın yukarıda açıklanan kaldırılma sebep ve şekli gözetilerek şimdilik incelenmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; taraflar vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili, davalı ...A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1183 Esas ve 2023/359 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,
5-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf kanun yoluna başvuran taraflardan peşin alınan istinaf karar harcının talepleri halinde ilgili tarafa iadesine,
6-İstinaf aşamasında istinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026