Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, araç kiralama ilişkisi sonrası düzenlenip geçersizliği iddia edilen tüketici senedine dair menfi tespit davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir tüketicinin araç kiralama hizmeti sonrası aracın arızalanması ve akabinde kiralama şirketi tarafından tahsil edilmeye çalışılan 7.200 TLlik senede ilişkin borçlu olunmadığının tespiti davasına dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almakta olup; davacı, senedin hileli veya geçersiz bir tüketici senedi olduğunu iddia ederken, ilk derece mahkemesi, senedin araç kiralama hizmetine dayalı bir tüketici senedi vasfında olduğunu ve 6502 sayılı Kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu için geçersiz olduğuna hükmederek davacıyı haklı bulmuştur.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:06/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:02/04/2026
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:06/07/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili,müvekkilinin Adana ili ... ilçesinde ikamet ettiğini, müvekkilinin Denizli'ye 09/03/2019 tarihinde bir taşınmazın satım işlemlerini yapmak için geldiğini, Rent a Car işi yapan davalıdan üç günlüğüne ... plakalı aracı kiraladığını, müvekkiline oto kiralama sözleşmesi başlığı altında belge imzalatıldığını ve kredi kartı numarasının alındığını, aracın 3 günlük kiralama ücreti olarak 250,00 TL'nin peşin alındığını, müvekkilinin aracı aldıktan sonra 10 km gitmeden aracın göstergesinde uyarı işareti gördüğünü, davalının aracın bulunduğu yere geldiğini, durum kendisine anlatılınca aracı müvekkilinden teslim aldığını, müvekkilinin davalıya ödediği parayı ve aldığı benzin parasını ödemesini istediğini, davalının daha sonra hallederiz diyerek aracı alıp gittiğini, müvekkilinin Denizli'ye geçici olarak geldiğinden işlerini bitirince Adana'ya geri döndüğünü, 3-4 kez davalıyı arayıp parasını geri ödemesini istediğini, davalının her seferinde müvekkilini atlattığını, aradan 1 ay geçince Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 7.200,00 TL'lik senet kaynaklı ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ödeme emri ekinde herhangi bir belge eki gönderilmediğinden müvekkilinin takibin gerekçesini anlayamadığını, davalıyı aradığını, davalının aracın motorunu yaptıklarını bu nedenle senedi işleme koyduklarını söylediğini, davalının 09/03/2019 tanzim 12/04/2019 vade tarihli 7.200,00 TL'lik senede imza koyduğunu, müvekkilinin böyle bir senede imza atmadığını, kendisine sadece araç kiralama sözleşmesi ve teslim sözleşmesinin imzalatıldığını, senedin hiçbir yerinde kendi isminin dahil yazısının olmadığını, senette tek doğru olan yerin sonradan yazılmış 09/03/2019 tarihi olan aracın kiralandığı tarih olduğunu, senet incelendiğinde bir yerden kesildiğinin ve sonradan doldurulduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkilinin senetteki imzadan tam emin olmamakla birlikte, sözleşme bütünlüğü içerisinde imzasının attırılmış olabileceğini tahmin ettiklerini, senet aslının müvekkiline gösterilmediği için bunu tam olarak bilemediğini, davalının senedin geçerli ve hukuki ilişkisi çerçevesinde alındığını ispatla mükellef olduğunu, senedin davalı tarafından doldurulurken edinim sebebinin de yazılmadığını, yapılan icra takibinin haksız, yersiz ve kötüniyetli olduğunu beyan ederek, senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının %20'den az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, öncelikle uyuşmazlık konusunun kambiyo senedinden kaynaklandığını, davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili davada görevli ve yetkili mahkemenin Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının dilekçesinde araç kiraladığını, aracın bozulduğunu, ödeme yapmadığını vs uyuşmazlığın bunlardan kaynaklandığını ve müvekkiline borcu olmadığını beyan etmiş ise de takip konusu alacak dayanağının, kiralama sözleşmesi değil bono olduğunu, davacının iddialarının soyut ve hukuken dinlenir olmadığını, bununla birlikte bahsi geçen aracın ve kiralama şirketinin müvekkili adına kayıtlı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, TTK'nın 680. maddesi (eski 592. madde) ve Yargıtay içtihatları ile sadece imzanın bulunduğu "açık senet/açığa imza" geçerli kabul edilmişken, davacı yanın iddialarının hukuki bir değerinin bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08/06/2021 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... dava konusu olan senedin araç kiralama hizmet ilişkisine binaen alındığı, zira davalının araç kiralama işi yaptığı, davalının bunun aksini ispat edemediği, senet tüketici sözleşmesine istinaden düzenlenmiş olan tüketici senedi vasfındaki bir senet olup, 6502 sayılı Yasa'nın emredici 4/5. maddesindeki şartları taşımadığı için geçersizdir. Kaldı ki ispat yükü üzerinde olan davalı alacaklı, davacı tüketicinin bu senedin tüketici senedi olduğuna dair iddialarının aksini ileri süremediği, alacağın sebebine dair herhangi bir belge de sunamadığı görülmüş, bu itibarla, dava konusu senedin davacı tüketici bakımından geçersiz olduğunun ve senedin icraya konduğu Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davalı aleyhine istenen kötü niyet tazminatı için yasal şartların oluşmamasından dolayı, davacının kabul görmeyen kötüniyet tazminatı talebinin reddine" gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAİREMİZİN 16/12/2024 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:
Dava, takip konusu bononun başka bir belgeden kesilerek oluşturulduğu, davalı ile araç kira sözleşmesi yapıldığı, sözleşme bütünlüğü içerisinde bonodaki imzanın attırılmış olabileceği, üzerinin sonradan doldurulduğu, kiralama ücretinin peşin olarak ödendiği iddialarına dayalı açılmış menfi tespit davasıdır.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı, davacı ile kira ilişkisinin olduğunu kabul etmemiş bononun kambiyo senedi olup, sebepten mücerret olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu savunmuştur.
Davaya dayanak Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafça davacı aleyhine 09/03/2019 düzenleme tarihli, 12/04/2019 vade tarihli, 7.200,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 7.200,00 TL asıl alacak, 92,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.292,32 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişildiği, takip konusu bononun keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu görülmüştür.
Dava konusu bono şekli açıdan unsurları tam olup kambiyo senedi vasfındadır. Kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Şekli açıdan unsurları tam olan bono üzerinde bedelin nakden-malen veya teminat olarak alındığına ilişkin herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı borçlu senedin kira ilişkisinde kira sözleşmesinin bütünlüğü içerisinde atılan imza ile üzerinin sonradan doldurulmak suretiyle oluşturulduğunu, kira borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalının kira ilişkisini kabul etmemesi, bononun sebepten mücerret olup, düzenleme sebebini ispat yükünün davacıda olması karşısında, kambiyo senetleri TTK'da düzenlendiğinden, TTK'nın 4. maddesi uyarınca mutlak ticari nitelikteki işbu davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu gözden kaçırılarak, işin esasına girilip karar verilmesi hatalı olmuş, davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi"şeklinde karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 02/04/2026 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:davacı vekili dava dilekçesinde, menfi tespite konu kambiyo senedinin hileli işlemlerle iradesi fesada uğratılarak kendisinden alındığını ileri sürmüş, bu iddiaya yönelik yapılan değerlendirmede irade sakalığı hallerinde tanık dinlenebileceğinden tanık beyanlarının Tüketici mahkemesinde alınmış olduğu anlaşılmakla usul ekonomisi ve yargıda hedef süre ilkeleri gereğince yeniden dinlenilmelerine gerek görülememekle, hile iddiasına yönelik her hangi bir ceza soruşturması bulunduğuna dair davacı tarafından bir beyan dosyaya sunulmamış olup dosyada tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanmış olduğu kanaatine varılarak; dava konusu bono şekli açıdan unsurları tam olup kambiyo senedi vasfında olduğu, davacı borçlu senedin kira ilişkisinde kira sözleşmesinin bütünlüğü içerisinde atılan imza ile üzerinin sonradan doldurulmak suretiyle oluşturulduğunu, kira borcunun bulunmadığını ileri sürmekle davalının kira ilişkisini kabul etmemesi, bononun sebepten mücerret olup, düzenleme sebebini ispat yükünün davacıda olması ile dosyada davacının arkadaşları olduğu anlaşılan tanık beyanlarını( ki tanık beyanlarının bir kısmı görgüye dayalı da değildir) destekler başkaca bir delilin dosyaya sunulamadığı davalının kira ilişkisini kabul etmemesi ile davacının bu kira ilişkisinin ispatı açısından son olarak yemin deliline başvurabileceği ancak delillerinde açıkça yemin deliline de dayandığını belirmemiş olduğu anlaşılmakla yemin delili bu nedenle hatırlatılmaksızın toplanan tüm deliller kapsamında ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Menfi tespit davasının reddi üzerine alacaklı lehine İİK m. 72/4’te anılan tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının menfi tespit davasına konu alacak hakkında takip yapmış olması, menfi tespit davasında bu takibe yönelik takibin durması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmiş olması ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. Anılan kanun metni dikkate alınarak mahkememizin işbu dosyası kapsamında tedbir kararı verilmesi ile bu hususta Denizli 7. icra müdürlüğüne 10/12/2020 tarihinde müzekkere yazılmış olduğu anlaşılmakla yasal koşulları oluştuğundan davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin bononun mücerretliği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın bononun düzenlenme sebebini açıklayamadığını, Tüketici Mahkemesindeki tanık beyanlarının hile iddiasını doğruladığını, senet metninde herhangi bir inceleme yapılmadan ve bilirkişi talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, imza inkarı ve hile iddialarının araştırılmayarak savunma hakkının kısıtlandığını, kötü niyetin bulunmadığı bir durumda %20 inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, takip konusu bononun başka bir belgeden kesilerek oluşturulduğu, davalı ile araç kira sözleşmesi yapıldığı, sözleşme bütünlüğü içerisinde bonodaki imzanın attırılmış olabileceği, üzerinin sonradan doldurulduğu, kiralama ücretinin peşin olarak ödendiği iddialarına dayalı açılmış menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine, İİK m. 72/4 uyarınca davalı lehine tazminata karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu bononun tüm zorunlu unsurları barındıran kambiyo senedi vasfında olmasına, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olup, soyut bir borç ikrarı içermelerine, senet üzerinde ne için düzenlendiğine dair bir ibarenin bulunmamasına, davacı borçlunun emre yazılı bu senetten kaynaklanan borcu ödediğini savunmamış olup; aksine senedin kira ilişkisinde kira sözleşmesinin bütünlüğü içerisinde atılan imza ile üzerinin sonradan doldurulmak suretiyle oluşturulduğunu, kira borcunun bulunmadığını ileri sürmüş olmasına, senedin geçerliliği için tüm zorunlu unsurları ihtiva etmesi yeterli olup, bir başka belgeden kesilerek oluşturulmuş olmasının senedin geçerliliğine halel getirmeyecek olmasına, davalının kira ilişkisini kabul etmemesine, senet sebepten mücerret olmakla; davacı imzayı inkar etmediğinden açığa attığını iddia ettiği imzanın sonuçlarına katlanması ve bu nedenle bononun üzerinin sonradan doldurulduğunu ve kira ilişkisine binaen düzenlendiğini yazılı delillerle ispatlamasının gerekmesine, davacının senede karşı senetle ispat kuralı gereği iddialarını aynı kuvvette kesin bir delille ispatlayamamış olmasına, 2004 sayılı İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca, menfi tespit davasının alacaklı lehine neticelenmesi halinde, ihtiyati tedbir kararının verilmesi ve uygulanmış olması halinde alacaklı alacağına geç kavuşmuş olacağından, davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilecek olmasına, bunun için talebe gerek olmadığı gibi davacının dava açmakta kötü niyetli olup olmamasının da herhangi bir öneminin bulunmamasına, somut olayda da Dairemizce yazılan müzekkereye verilen cevaptan anlaşılacağı üzere Mahkemece verilen tedbir kararının uygulandığı görülmekle davalı lehine hükmedilen tazminatta bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırıldığından tekrar alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...