İmar planında ilköğretim alanı olarak ayrılması nedeniyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin davada İl Özel İdaresinin sorumluluğu ve sadece zemin bedelinin tespiti.
Özet: Davacı tarafından imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılan taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı iddiasıyla açılan bedel tespit ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi taşınmazın bedelinin ilgili İl Özel İdaresinden tahsiline, Milli Eğitim Bakanlığı hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiştir. İstinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın 1993 yılından beri imar planında ilköğretim alanı olarak kaldığı ve hukuki el atma olgusunun gerçekleştiği, arsa temin sorumluluğunun İl Özel İdaresine ait olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığına açılan davanın reddini doğru bulmuştur. Ancak, fiili el atma olmadığı ve taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların kullanımının davalı idarelerce engellenmediği sürece muhtesat bedelinin talep edilemeyeceği belirtilerek, sadece zeminin bedeli olan 3.233.835,00 TLnin davacı payına düşen kısmının tahsiline hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiş, emsal incelemesinin usulüne uygun olduğu ve nispi vekalet ücreti hususlarının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/6740 E.  ,  2026/938 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3422 Esas, 2025/1619 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/436 Esas, 2024/290 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dahili davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın dahili davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .......... ili, ... ........... Mahallesi 63 70... parsel sayılı davacının hissedarı olduğu taşınmazın davalı idare tarafından imar planında "ilköğretim alanı" olarak ayrılması suretiyle kamulaştırma yapılmadan taşınmaza hukuken el atıldığını, davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince şehir imar planlarında ilköğretim alanı kullanımına ayrılan yerlerin kamulaştırma sorumluluğunun İl Özel İdarelerine ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza el atılmadığını, sorumlu idarenin il özel idaresi olmadığını, davanın, kendileri yönünden reddine kararverilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bedeline hükmedilen davacının payının tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve dahili davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin çok düşük belirlendiğini, emsal incelemesinin usulüne uygun olmadığını, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmaması gerektiğini, ... yönünden nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiği gibi, ... lehine de vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin fazla belirlendiğini, emsal incelemesinin doğru olmadığını, el atma tarihi itibari ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava konusu taşınmazın 1993 yılından beri imar planında İlk Öğretim Tesis Alanında kaldığı ve taşınmaza fiili el atma olgusu gerçekleşmemiş olsa dahi imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş olduğu, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince, İlk Okul alanları için arsa temin görevi il ve ilçe merkezleri için ilgili il özel idarelerine ait olduğu ve dava konusu taşınmazlar mevcut planda, İlk Öğretim Tesisleri Alanı olarak ayrıldığından davanın ... yönünden kabulüne ve bedele karar verilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığına karşı açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedelinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava konusu taşınmaza davalı idarelerce fiilen el atılmadığı, taşınmazın zemini mevcut imar planında, kamuya özgülenen yerde kaldığı, taşınmazdaki yapı ve ağaçların tapu maliklerince kullanılmaya devam edildiği bu yapı ve ağaçların kullanılmalarının davalı idarelerce filen engellenmediği sürece bu muhtesatın bedelinin talep edilemeyeceği göz önüne alındığında, sadece zemin bedelinden davacı payına düşen 3.233.835,00 TL bedele karar karar verilmesi gerektiği, hükmedilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sorumluluğunun hangi idareye ait olduğu hususu davanın açıldığı sırada davacı tarafça yanlış değerlendirilmesi kabul edilebilir bir hata olup bu durumda, davalı ... lehine vekâlet ücretine karar verilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığından istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ilaveten taşınmaz üzerindeki muhdesat bedellerinin hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili kurum lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
3. 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1 inci maddesinde hukuki el atma düzenlendiğinden, hukuken el atılan dava konusu taşınmaz yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 ün üçüncü fıkrası ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de davalı idare vekilince bu husus temyiz sebebi yapılmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekili ile dahili davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Davalı ... aleyhine açılmış davanın husumetten reddine karar verildiği ve davalı idarenin vekil ile temsil edildiği hâlde, lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekili ile dahili davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... Bakanlığının temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 10 numaralı bendinden sonra ayrı bir bent olarak "Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ... Bakanlığına ödenmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan ve davalı ... İdaresinden peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.