Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin, yıkım ve hafriyat sözleşmesi kapsamında kullanılıp iade edilmeyen paslanmaz levhaların iadesi ve zararlarının tazmini talepli istinaf davası kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı ile imzaladığı yıkım ve hafriyat taşıma sözleşmesi kapsamında, mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü ancak davalı tarafından iade edilmeyen paslanmaz levha ve profillerin aynen iadesi, zararlarının tazmini, kar kaybı ile haksız kullanım nedeniyle ecrimisil ödenmesi talebiyle dava açmış; davalı ise davacının teklif mektubunda söz konusu levhaları kendisinde bırakmayı taahhüt ettiğini, ayrıca işi eksik ve kötü niyetli yaptığını savunarak davanın reddini istemiş, yerel mahkemenin davayı reddetmesi üzerine davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A ... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : .KARAR NO :.BAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ..ESAS NO : .KARAR NO : .KARAR TARİHİ : .İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : .DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... .DAVANIN KONUSU : Tazminat B.A.M. KARAR TARİHİ : 09/12/2025KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 15.05.2018 tarihinde "Yıkım ve Hafriyat Taşıma Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirketin bütün yükümlülükleri yerine getirmesine ve işi tamamlanmış olmasına rağmen bu işin yapılması için elzem olan ve mülkiyeti müvekkiline ait olan 2,5 m yüksekliğindeki paslanmaz levhalarla bu levhaları destekleyen 30/30 profillerin davalı tarafça iade edilmediğini, bu rıza dışı kullanım sırasında levhalardan bazılarının yamulduğunu, hurdaya çıkarak davacının zarara uğratıldığını, davalı tarafa levhaların iadesi ve tazminat talebinin ... Noterliği'nce 14.01.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarla 25.02.2022 tarihinde bildirildiğini, mülkiyeti davacıya ait olan 2,5 m yüksekliğindeki paslanmaz levhalarla bu levhaları destekleyen 30/30 profillerin iş bitiminde davalı şirket uhdesinde kalacağına ilişkin herhangi bir anlaşma yapılmadığını, davacı şirket tarafından düzenlenen teklif mektubunun bağlanma iradesi olmayan niyet mektubu olduğunu, 05.05.2018 tarihli yıkım ve hafriyat sözleşmesi ile tarafların önceki veya sahip oldukları hak ve borçları tecdit ile ortadan kaldırdığını belirterek davaya konu levhaların aynen iadesini, levhalarda kabul edilebilir zarar var ise mevcut zararların tespit edilerek tazminini, levhalar kullanılmaz hale gelmiş ise veya tamiri ekonomik değilse levhaların güncel bedelinin(menfi zararın) mevduata hükmedilen en yüksek oranda aksi kanaatte olunması durumunda avans faizi ile tahsiline, aksi kanaatte bulunulması durumunda; davacı müvekkil şirketin dava konusu sözleşmenin akdi sebebiyle uğradığı kar kaybının tespiti ve tespit edilen kar kaybının(müspet zararın) mevduata hükmedilen en yüksek oranda aksi kanaatte olunması durumunda avans faizi üzerinden faiz işletilerek davalı şirket tarafından davacı şirkete ödenmesine, sözleşmede kararlaştırılan iş bitiminden sonra da levhaların iade edilmemesi ve levhaların haksız ve rıza dışı kullanımı söz konusu olduğundan ecrimisil bedelinin tespiti ve davalı şirket tarafından tespit edilen ecrimisil bedelinin mevduata hükmedilen en yüksek oranda aksi kanaatte olunması durumunda avans faizi üzerinden faiz işletilerek davacı şirkete ödenmesine, haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık sebebiyle uğranılan zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakla birlikte 1.000,00.-TL’nin tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının davalı şirkete ilettiği teklif mektubunda dava konusu edilen paslanmaz levhaların davalı şirkete bırakılacağını açıkça taahhüt ettiğini, teklif mektubundaki bu taahhüdün sonucunda yükleniciye işin verildiğini, davacının açık taahhüdüne aykırı davranışının kötü niyetli olduğunu, 00809 yevmiye numaralı ihtarnamenin davalının eline geçmediğini, davacının yüklenici sıfatıyla yapmayı taahhüt ettiği işi tüm yönleriyle eksik yaptığını, yıkım sahasındaki tüm hafriyatın temizlenmediğini, şirket bünyesinde en az 5 (beş) yıllık İnşaat Mühendisi ve en az 3 (üç) yıllık İnşaat Teknikeri bulundurmak taahhüt edilmiş ise de bu taahhüdün yerine getirilmediğini, özlük işlerinin eksiksiz yapıldığına ve ücret ödeme borcunun yerine getirildiğine, sigorta primlerinin eksiksiz ödendiğine ilişkin belgeleri sunmadığını, yıkımı yapılan binanın etrafını file ile kapatmayı ve yıkılacak olan binaların bulunduğu adanın etrafının iş güvenliği kuralları gereği ve işverenin talep ettiği standartlarda 250 cm yüksekliğinde levhalarla kapatılması işleminin de yerine getirilmediğini, bu durum tenkit edilerek davacıya ... Noterliğinin 18.07.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, davacının ise 20.07.2018 tarihli yazısı ile ihtarnamede yer alan tüm eksikleri kabul ettiğini beyan ettiğini, davacının, yıkımda işine yarayacak her türlü eşyayı aldığını, davacıya yük olacak molozu yıkım sahasında bıraktığını, davacının bırakmayı taahhüt ettiği ve sonradan üzerinde hak iddia ettiği paslanmaz levhaların yalnızca bir kısmını tedarik ettiğini, geri kalan kısmın davalı şirket ve başka yükleniciler tarafından tamamlandığını, davacının ispat yükünü tersine çevirmeye çalıştığını, iyi niyete aykırı davrandığını, davacının belirsiz alacak davası açamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davacı tarafından sunulan teklif mektubu ile icabın gerçekleştirildiği, davalının bu teklifi tercih ettiği ve teklifte yer verilen taahhütler doğrultusunda yıkım işinin davacı tarafından yerine getirilmesini kabul edildiği yazısı ile davalının kabulünün gerçekleştiği, akabinde taraflar arasında sözleşmenin yapıldığı, sözleşmede bariyerler ile ilgili madde bulunmamasının, davacının teklif mektubunda yer alan "iş bitiminde bariyerler sabit bırakılacaktır" şeklindeki icabını bertaraf etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflar arasında 15.05.2018 tarihinde "Yıkım ve Hafriyat Taşıma Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirketin bütün yükümlülükleri yerine getirmesine ve işi tamamlanmış olmasına rağmen bu işin yapılması için elzem olan ve mülkiyeti müvekkiline ait olan 2,5 m yüksekliğindeki paslanmaz levhalarla bu levhaları destekleyen 30/30 profillerin davalı tarafça iade edilmediğini, bu rıza dışı kullanım sırasında levhalardan bazılarının yamulduğunu, hurdaya çıkarak davacının zarara uğratıldığını, davalı tarafa levhaların iadesi ve tazminat talebinin ....Noterliği'nce 14.01.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarla 25.02.2022 tarihinde bildirildiğini, davacı şirketçe keşide edilen teklif mektubunun özel hukuk hükümlerince niyet mektubu niteliğinde olup bağlayıcılığı olmadığını, teklif mektubunun akabinde taraflar arasında 05/05/2018 tarihinde Yıkım ve Hafriyat Taşıma Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede mülkiyeti davacıya ait olan 2,5 m yüksekliğindeki paslanmaz levhalarla bu levhaları destekleyen 30/30 profillerin iş bitiminde davalı şirket uhdesinde kalacağına ilişkin herhangi bir anlaşma yapılmadığını, buna ilişkin sözleşmeye herhangi bir hüküm de konulmadığını, niyet mektuplarında bir bağlılık iradesinin söz konusu olmadığını, aksi kanaat halinde esas sözleşmenin akdedilmesi ile sözleşmenin yenilenmesinin söz konusu olduğunu, taraflar önceki veya sahip oldukları hak ve borçların yenileme ile ortadan kaldırıldığını, yenileme ile kurulan yeni borcun özelliğinin, eski borcun parçası olduğu borç ilişkisinden bağımsız olarak doğması ve ''eski borcun değiştirilmiş bir şekli veya devamı'' olmaması olduğunu, levhaların sayısı, ebadı ve özelliklerine yönelik bilgi ve belge bulunamadığı için teknik olarak bir inceleme yapılamadığından, levhaların nakil yerinin davalıdan sorulması davanın aydınlatılması açısından oldukça zaruri bir husus iken mahkeme tarafından bu hususun görmezden gelinerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, levhaların naklinin söz konusu olabileceği belirtilmesine ve davalı tarafa levhaların taşındığı yerin yerel mahkemece sorulması defalarca talepte bulunulmasına rağmen bu konuda yerel mahkemece olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediğini, tensiple kesin süre verilmesinin usuli olarak mümkün olmadığını, levhaların yerinin tespitinin yeni bir delil niteliği taşımadığı yalnızca delilin elde edilmesi için gerekli bir eylem olduğunu, eksik ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan; aynen iade, menfi zarar, müspet zarar, ecri misil bedeli, haksız fiil zararı ve sözleşmeye aykırılık sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 1. maddesi uyarınca; sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. Taraflar arasındaki teklif formu icap niteliğindedir. İcap, sözleşmenin kurulması için gerekli olan iki irade açıklamasından ilkidir. Diğeri ise kabuldür. Kabul, sözleşmenin esaslı unsurlarını içeren ve bağlanma iradesi taşıyan icabın uygun görüldüğünü belirten irade açıklamasıdır. Bunun icap ile uyuşması gerekir. Bilindiği gibi; sözleşmenin tanımında yer alan, onun tipi için zorunlu olan asgarî unsurlara, sözleşmenin objektif esaslı noktaları adı verilir. Ayrıca, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.(6098 sayılı TBK madde 19) Taraflar arasında kurulmuş olan bir sözleşmenin yorumlanması ve tamamlanması, dürüstlük kuralı ve güven esası doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Edim yükümlülüklerinden bağımsız borç ilişkilerinin dayanağını oluşturan güven esası, psikolojik "içsel anlamda bir güven olgusunu" değil, normatif anlamda korunmaya değer olan güveni yani, "normatif güveni" ifade eder. Normatif güven, kanuni ifadesini TMK'nun 2.maddesinin 1. fıkrasında bulur. Kurulmuş bir sözleşmenin yorumlanması ve tamamlanması, dürüstlük kuralı ve güven esası doğrultusunda gerçekleştirilmektedir(Y. 3 H.D.'nin 27/04/2021 T., 2020/8132-2021/4662 sy. K.).6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun "Tacir olmanın hükümleri" kenar başlıklı 18/2 nci maddesi hükmüne göre de; “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. ”TMK'nun 2. maddesi gereğince herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun hareket etmesi gerektiği belirlenmiştir. Binaenaleyh; davacının teklif mektubunun icap niteliğinde olduğu ve bu icabın kabulü ile taraflar arasında sözleşme akdedildiği anlaşılmıştır. Bunun yanında, söz konusu levhaların davacıya iadesini içerir bir hüküm sözleşmede olmadığı gibi, yıkılacak olan binaların bulunduğu adanın etrafının iş güvenliği kuralları gereği ve işverenin istediği standartlarda 2.50 cm yüksekliğinde levhalarla kapatılmasının da, sözleşmenin 6. maddesi ile sözleşme bedeline dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Hâl böyle olunca, sözleşmenin 6098 sayılı TBK madde 19, normatif güven ilkesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yorumlanması neticesinde; davacının icabında belirttiği “iş bitiminde bariyerler sabit bırakılacaktır” şeklindeki taahhüdün aksinin sözleşme ile kararlaştırılmadığı, icap üzerine imzalanan sözleşmenin icabın aksine tamamlanması şeklindeki yorumun TMK'nun 2. maddesinde anlamını bulan hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Ez cümle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-...Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarihli . sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından harçlar peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,4-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile 09/12/2025 tarihinde karar verildi. ...Başkan... ...Üye... ...Üye... ...Katip...