Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Moskova Tahkim Mahkemesi kararının tenfizi davasında davalı vekilinin savunma hakkı ihlali iddiasını temyiz incelemesiyle değerlendiriyor.
Özet: Yabancı bir tedarik sözleşmesi uyuşmazlığından doğan ve Moskova Tahkim Mahkemesinin ödeme kararıyla sonuçlanan davanın Türkiyede tanıma ve tenfizini isteyen davacı talebi üzerine, ilk derece ve istinaf mahkemeleri tahkim kararının tenfizine karar vermiş, ancak davalı vekilinin tahkim sürecinde savunma hakkının kısıtlandığı ve usulüne uygun tebligat yapılmadığı yönündeki ısrarlı itirazları Yargıtayın ana değerlendirme konusu olarak temyiz aşamasında incelenmektedir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5608 E.  ,  2026/1993 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1134 Esas, 2025/1298 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/1059 E., 2025/307 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.04.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile tedarikçi davalı şirket arasında 17.07.2019 tarihli sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme doğrultusunda 1.997.169,21 euro tutarında ödeme yaptığını, ancak davalının mal tesliminden kaçındığını bunun üzerine Moskova Tahkim Mahkemesi'ne başvurulduğunu ve Moskova Tahkim Mahkemesi'nin 12.04.2024 tarihli kararı ile davalının 641.997,08 euro ve 200.000,00 Rus Rublesini ödemesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek Moskova Tahkim Mahkemesi'nin 12.04.2024 tarihli kararının tanıma ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türkiye ile Rusya arasında mütekabiliyet olmadığını, Rusya devletinde bulunan bir hakem kurulunda veya mahkemede alınan kararın Türkiye'de tenfizine karar verilemeyeceğini, kararın Türkiye'de tanıma ve tenfize konu edilebilmesi için Rusya ülkesinde Türkiye'de bulunan Asliye Ticaret Mahkemesi ile eş değer bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar olması gerektiğini, müvekkilinin hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini,taraflar arasında sadece malzeme tedarik sözleşmesi olduğunu, müvekkili şirkete tedarik edilen malzeme bedelinin ödendiğini, bedeli ödenen malzemelerin kısmen müvekkili şirketçe davacıya teslim edildiğini, ancak kararda belirtilen tutarın davacı şirketçe ödendiği halde müvekkili şirketçe bu malların teslim edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile New York Sözleşmesi uyarınca hakem kararına konu olan uyuşmazlığın usulüne uygun olarak Rusya mevzuatına uygun şekilde Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi Yargılama Usulüne göre tahkim yargılaması yapılarak çözümlendiği, tahkim mahkemesi kararında duruşma günü ve yeri hakkında usulüne uygun olarak taraflara bildirim yapıldığının belirtildiği, davalı vekilinin savunma hakkına riayet edilmediğine dair iddialarını kanıtlayamadığı, tenfiz engeli bulunmadığı, hakem kararının özel hukuka ilişkin tahkim sözleşmesine konu olabilecek bir uyuşmazlık olduğu ve kararın kamu düzenini ilgilendirir bir yönünün bulunmadığı, tahkim kararının kesin karar olduğu, hakem kararının maddi ve hukuki olgular yönünden yeniden gözden geçirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile Moskova Tahkim Mahkemesi kararının aynen tanımasına ve tenfizine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu ve tahkim sözleşmesi kapsamında kaldığına ilişkin karar ve gerekçesinin yerinde görüldüğü, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, tenfiz engeli bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı taraf, savunma hakkının kısıtlandığını, Tahkim Mahkemesince yargılama yürütülürken kendisine tebligat yapılmadığını ileri sürmektedir.
Tenfiz şartlarını düzenleyen 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 54. maddesi "Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması." hükmünü havidir. Aynı Kanun'un 53. maddesinde de tenfiz dilekçesine eklenecek belgelere yer verilmiştir. Buna göre, tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi, ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi dilekçeye eklenmelidir. Tenfiz olunacak yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması bir dava şartı olup, sadece şeklen bir kesinleşme şerhi yeterli değildir. Bunun için mahkeme kararının mutlaka ... Sözleşmesine uygun şekilde Türkiye’deki muhatabına tebliğ edilmesi zorunludur. Davacı taraf, tenfizini talep ettiği yabancı mahkeme ilamının kesinleşme şerhli aslı ve onaylı tercümesini sunmuş ise de, dosya kapsamında, dava dilekçesinin veya yabancı mahkeme kararının Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya tebliğ edildiğine dair bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Bu durumda Mahkemece, tenfizi talep edilen kararı veren yabancı Mahkemede görülen davada, dava dilekçesinin veyahut sair dilekçelerin davalıya tebliğ edilip edilmediği, yine tenfizi talep edilen kararın usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılarak buna dair tebligat belgeleri Adalet Bakanlığı’ndan ya da uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden getirtilerek bu çerçevede 5718 sayılı Kanun'un 54/1-(ç) hükmünde açıklanan tenfiz şartları değerlendirilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.