8. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen mahkumiyet kararının ve buna karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararının onanmasına hükmetmiştir.
Özet: Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan ilk derece mahkemesince verilen sekiz yıl dört ay hapis ve adli para cezasını onayan bölge adliye mahkemesi kararının temyiz incelemesinde; kolluk tarafından ele geçirilen yüklü miktardaki esrar maddesinin ticari amaçla bulundurulduğuna dair toplanan delillerin yeterli ve hukuka uygun olduğu, arama ve delil elde etme süreçlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, sanık müdafiinin ileri sürdüğü hukuka aykırılık iddialarının yerinde olmadığı ve tekerrür hükmünün uygulanmasında usule aykırılık bulunmadığı tespit edilerek, bölge adliye mahkemesinin kararı oy çokluğuyla onanmıştır.
8. Ceza Dairesi         2025/2811 E.  ,  2026/6351 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/3407 E., 2024/3402 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
... 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.09.2024 tarihli ve 2024/118 Esas, 2024/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 62, 52, 52/4, 53, 54/1-4, 58, 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 02.12.2024 tarihli, 2024/3407 Esas, 2024/3402 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, tekerrür hükmü uygulanan sanıktan ek beyan alınmaksızın kurulan hükmün bozulması gerektiğine, sanığın mahkumiyetine yeterli somut delil bulunmadığına, yapılan aramanın hukuka aykırı olduğuna, suçun maddi konusunu oluşturan uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı elde edilmiş olduğuna, hükme esas alınamayacağına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, yakalanan uyuşturucu miktarının yıllık kullanım sınırında olduğuna, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlemediğine kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde ... Timleri Şube Müdürlüğüne bağlı kolluk görevlilerinin ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde rutin devriye görevlerini ifa ettikleri esnada durumundan şüphelenerek durdurulmak istenen sanık ...' ın kimlik ibrazı istendiği esnada elinde bulunan kırmızı renkli poşeti atarak kaçtığı, kovalamaca sonucunda düşmesi üzerine muhafaza altına alındığı, sanığın atarak kaçtığı kırmızı renkli poşet kontrol edildiğinde 3 parça halinde yüklü miktarda THC ihtiva eden esrar maddesi ele geçirildiği, sanığın ele geçen uyuşturucu maddeleri ticari amaçla bulundurduğu iddiasına ilişkin olarak;
Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin istinaf talebinin incelenmesi sırasında başlık kısmında sanık isminin ... yerine ... olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, savcı görüşme tutanakları, tartı vezin tutanağı, ... Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporu, bilirkişi raporları, tanık beyanları, sanık savunmaları, uyuşturucu maddelerin ele geçirilme şekli, türü ile miktarı ile telefon mesaj kayıtlarında geçen ''sipariş var'' ''çayımı unutma'' şeklindeki içerikler ve tüm dosya kapsamındaki delillere göre, sanığın ele geçen uyuşturucu maddeyi ticari amaçla bulundurduğuna dair Mahkemenin kabulünde, hukuka uygun olarak toplanan delillere dayanarak mahkumiyet hükmü kurulmasında, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlenmesinde, tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 04.06.2024 tarihli celsede ek savunması alınmak suretiyle tekerrür hükmünün uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edilmekle, sanık müdafiiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 02.12.2024 tarihli, 2024/3407 Esas, 2024/3402 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 40. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
İlk derece mahkemesince sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına yönelik kararına aşağıda açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.
Sayın çoğunluk, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü yerinde bulurken şu unsurları iddiaya esas almıştır:
... Timleri Şube Müdürlüğü'ne bağlı kolluk görevlilerinin rutin devriyesi esnasında sanığın durumundan şüphelenilerek durdurulmak istenmesi, sanığın elindeki kırmızı poşeti atarak kaçması ve kovalamaca neticesinde yakalanması,
Sanığın attığı poşet içerisinden 3 parça halinde toplamda ticari sınırda olduğu iddia edilen net ağırlıklara sahip (156 g, 364 g, 268 g) THC ihtiva eden esrar maddesinin ele geçirilmesi,
Sanığın cep telefonu üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde yer alan ve uyuşturucu madde ticaretine delil teşkil ettiği ileri sürülen mesajlaşma içerikleri ile sanığın sanal uygulama mağazasından (Play Store) "hassas terazi gram indir" şeklinde arama yapmış olmasıdır.
Mahkumiyete en önemli dayanak olarak sunulan telefon incelemesi ve mesaj içerikleri, ceza yargılamasının en temel unsuru olan "somut olayla bağ kurma" ilkesinden uzaktır:
Dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre, uyuşturucu ticaretine delil olarak sunulan mesajlar 09/11/2023, 10/11/20 23... /11/2023 tarihlerine aittir. Sanığın kırmızı poşetle yakalandığı somut olay ise bu tarihlerden yaklaşık bir aydan fazla bir süre sonra gerçekleşmiştir. Geçmişe yönelik bu mesajların, yakalama günündeki esrar maddeleriyle kronolojik, maddi ve fiili hiçbir bağı bulunmamaktadır. Ceza hukukunda geçmişteki şüpheli yazışmalar, aylar sonra yakalanan her maddenin ticari amaçla bulundurulduğuna dair peşin bir karine teşkil edemez.
Mesaj tespit tutanaklarında geçen "Bizim oğlan gelirken 2000 Dolar getirdi o puşta verelim", "kardeş çayı unutma", "başım üstüne patron" veya el yazısı notlarda işaret edilen "sipariş var selâm söyle" şeklindeki ifadeler, uyuşturucu terminolojisinde doğrudan ve kesin bir ticari organizasyonu, fiyat pazarlığını veya uyuşturucu sevkiyatını ispata yeterli değildir. Bu ifadeler, günlük ticari veya sosyal ilişkiler içinde kullanılabileceği gibi, kronik bir uyuşturucu kullanıcısının kendi kullanımı için madde tedarik etme veya arkadaş çevresiyle alacak borç ilişkisinden de ibaret olabilir. Şüpheli her ifadenin doğrudan "uyuşturucu ticareti" şeklinde aleyhe yorumlanması varsayıma dayalı mahkumiyet yasağına aykırıdır.
Çoğunluk görüşünde sanığın kolluktan kaçması suçluluk psikolojisi ve ticaret kastı olarak yorumlanmıştır. Oysaki sanık, hakkında başka bir suçtan ötürü kesinleşmiş yakalama kararı bulunan bir şahıstır. Hakkında yakalama emri olan bir kişinin, kolluk görevlilerini gördüğünde bu yakalama kararının infaz edilmesini önlemek refleksiyle kaçması hayatın olağan akışına tamamen uygundur. Sanığın kaçma motivasyonu uyuşturucu ticareti değil, mevcut yakalamanın infazını engellemektir. Üzerindeki uyuşturucu maddeyi atması ise, yakalandığı takdirde kullanıcı olmasından dolayı doğacak ek hukuki riskten kurtulma arayışıdır.
Ele geçen madde kriminolojik açıdan esrar olup, ağır kullanıcıların yakalanma riskini azaltmak (her gün sokaktaki torbacıyla temas etmemek) ve toptan alım avantajından yararlanmak amacıyla bu miktarlarda maddeyi kişisel stok olarak bulundurmaları kriminolojik bir gerçektir.
Sanığın üzerinde, aracında veya ikametinde uyuşturucu ticaretinin aracı olan hassas terazi ele geçirilememiştir.
Sokak satıcılarının ticaret biçimine uygun şekilde satışa hazır, küçük, ayrı ayrı paketçikler (fişek) veya haksız ticari kazanç ürünü anormal nakit para dosyada mevcut değildir.
Bir eylemin TCK m.188/3 kapsamında "ticaret" olarak nitelendirilebilmesi için, sanığın iç dünyasındaki ticaret niyetini (manevi unsuru) dış dünyaya yansıtan kesin, somut ve şüpheden uzak deliller bulunmalıdır. Somut olayla kronolojik bağı bulunmayan eski mesajlar, muğlak ifadeler ve hakkındaki başka yakalama kararı nedeniyle kaçan bir kullanıcının refleksi, masumiyet karinesini ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini bertaraf edecek güçte delil sayılamaz. Amacın "ticaret mi yoksa kullanım mı" olduğu hususu şüphede kalmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanığın ele geçen esrar maddesini satmak veya ticaretini yapmak amacıyla bulundurduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı eyleminin TCK. m.191 kapsamında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumdan, onama yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 12.05.2026