Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanuna aykırı olarak 1. derece doğal sit alanında izinsiz inşaî ve fizikî müdahale suçundan verilen mahkumiyetin temyiz incelemesi.
Özet: İstinaf incelemesi sonucu sanık müdafii ve sanık tarafından temyiz edilen davada, 1. derece doğal sit alanı ve hazine arazisi üzerinde izinsiz kaçak yapılar inşa ederek 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu işlediği sabit görülen sanık hakkında verilen 6 yıl hapis ve 45.000 TL adli para cezası ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması kararının usul ve yasaya uygun olduğu; sanığın iyi niyet savunması, diğer şirket yetkililerinin sorumluluğu iddiaları ve eksik inceleme itirazlarının dosya kapsamı ve bilirkişi raporuyla çürütüldüğü belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/11 E., 2024/252 K.SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii ve sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1.Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2023 tarihli ve 2019/1379 Esas, 2023/157 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 58/6-7, 53. maddeleri gereğince 6 yıl hapis ve 45.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin 23.01.2024 tarihli ve 2024/11 Esas, 2024/252 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.05.2025 tarih, ... nolu esastan ret ile onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve Kanuna aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, diğer şirket yetkililerinin sorumlu olduğuna, diğer şirket yetkililerinin dinlenilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Sanığın temyiz isteği; eylemlerin şirket müdürü İvaline tarafından yapıldığına, aynı yere ilişkin dava bulunduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULARİlk Derece Mahkemesince; davaya konu yerin ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.09.1996 tarih ve 3379 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer aldığı, sonrasında ilgili yerin ... Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 26.12.2018 tarih ve 739 sayılı kararı ile "Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak tescil edildiği ve 04.07.2019 tarihinde Resmi Gazetede ilan edildiği, sanığın söz konusu eylemini gerçekleştirdiği yerin Hazine adına kayıtlı orman niteliğinde bir taşınmaz olduğu, bu halde hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün olmadığı, sanık her ne kadar alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmese de savunmasında belirttiği kişi hakkında takipsizlik kararı verildiği, sanığın araştırma tutanaklarından anlaşılacağı üzere eylemi gerçekleştirenin kendisi olduğunun anlaşıldığı, Çevre Şehirciliğin suç duyurusunda da bu durumun sabit olduğu, yapı kayıt belgelerinin sanık tarafından alındığı anlaşılmakla sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna vicdani kanaat getirildiği, ayrıca bölgenin yaklaşık 25 yıl önce sit alanı ilan edilmiş olması, bölgede yaşayan herkesin sit alanından haberdar olduğu, sanığın bölgenin niteliğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, bilirkişi raporuna göre sanığın yapmış olduğu yapıların 2863 sayılı Yasa kapsamında inşai ve fiziki müdahale kapsamında olduğunun bildirildiği, bu kapsamda sanığın mülkiyeti maliye hazinesi adına kayıtlı taşınmaza izin alınmaksızın kaçak yapılar yapmak suretiyle inşaî ve fiziki müdahale bulunarak üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, dava konusu yapıların niteliği de dikkate alınarak sanığın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verdildiği, ayrıca sanığın 03.10.2019 tarihli tutanakla eylemlerine devam ettiğinin tespit edildiği, birleşen dosyada ise 04.03.2020 tarihinde tespit yapıldığı, 02.07.2020 tarihinde ihbarda bulunulduğu ve eylemlerin aynı anlatıldığı ancak dosya içeriğinden sanığın eylemlerine devam ettiğinin anlaşıldığı ve bu nedenle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, sanık müdafii tarafından, şirketin kurucu ortağı ... olup, söz konusu işlemlerin onun tarafından yapıldığı ve kira sözleşmesine göre yapılaşma yapıldığı beyan edilmiş ve ...'nın bu beyanları doğrular mahiyette karar sonrası dilekçe sunmuş ise de; ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, her ne kadar verilen karar ...'nın sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte nihai karar olmasa da, sanığın 08.11.2019 tarihine kadar şirket müdürü olarak görev yaptığı, ...'nın suçu kabul etmesinin sanığın suçu ... ile birlikte işlediği anlamına geleceği ve sanığın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, söz konusu orman idaresince kiralanmış ve ekindeki belgeye göre yapılması gereken yapılar var ise de arazinin birinci derece sit alanı olması nedeniyle ilgili kurullardan izin almadan inşai faaliyette bulunulamayacağının anlaşılması karşısında; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemece sanığın suçunun sübutunun kabul ve nitelendirmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARARSanık müdafinin duruşmalı inceleme istemlerinin tayin olunan cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması sebebiyle, 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.