Yargıtay, banka kredisi dolandırıcılığı ve resmi belgede sahtecilik suçlarında eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddini kanun yararına bozdu.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına bozma istemi, banka kredisi dolandırıcılığı ve resmi belgede sahtecilik iddialarına ilişkin eksik soruşturma nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddedilmesini hedeflemektedir; zira müştekinin, eski çalışanının adına kredi çektiğini kamera kayıtları ve icra takipleriyle belirtmesine rağmen, şüphelinin imza örnekleri alınmasına karşın ilgili banka kredi sözleşmeleri getirtilmemiş, bilirkişi incelemesi yapılmamış ve kamera kayıtları yeterince incelenmediği için soruşturmanın genişletilmesi gerektiği halde itirazın reddi hukuka aykırı bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2024/10124 Değişik iş SUÇLAR : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddiKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2024 tarihli ve 2024/39558 Soruşturma, 2024/92092 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.11.2024 tarihli ve 2024/10124 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 11.11.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/12283 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB-2025/150627 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB-2025/150627 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda, müştekinin şikayetinde özetle; emlakçılık yaptığını, şüphelinin bir dönem kendi yanında çalıştığını, 26.12.2018 tarihinde HSCB Mithatpaşa şubesinden aranması üzerine adına kredi çekildiğini öğrendiğini, banka şubesine gittiğinde kamera kayıtlarının incelenmesinde kendisini müşteki ... olarak tanıtan kişinin şüpheli olduğunu gördüklerini, yine ... Şubesinden de adına kredi çekildiğini öğrenmesi üzerine anılan şubeye gittiğinde kamera kayıtlarında şüphelinin adına kredi çektiğini gördüğünü, çekilen krediler nedeniyle hakkında icra takipleri başlatıldığını ifade ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2024 tarihli kararı ile müştekinin iddiasına konu İstanbul Küçükçekmece 4. İcra Dairesinde yapılan icra takibinin ilamsız icra takibi olduğu, müzekkere yanıtında dosyada sözleşme örneğinin bulunmadığının belirtildiği, bu aşamada müştekinin iddiasını destekler adına kredi çekildiğini gösterir somut bir delil bulunmadığı, hakkında yapılan ilamsız takiplere itiraz edebileceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de soruşturmada şüphelinin imza yazı ve rakam örneklerinin alındığı görülmekle, ilgili banka şubelerinden kredi sözleşme örneklerinin getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması ve müştekinin belirttiği kamera kayıtlarının incelenmesi suretiyle sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir....“Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir....“Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelinin, emlakçılık yapan şikayetçiye ait iş yerinde bir süre çalıştığının, suç tarihinde kendisini şikayetçi gibi tanıtarak ... Şubesine gittiğinin, kimlik ibraz edip düzenlenen sözleşmeye imza atmak suretiyle kredi çektiğinin, ayrıca bu bankaya kendi telefon numarasını kaydettirip telefon üzerinden de kredi çektiğinin, yine aynı yöntemle ... Şubesinden çekilmiş bir kredi daha olduğunun, bankalar tarafından kendisine yönelik icra takipleri başlatıldığının, bu takiplere hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz ettiğinin iddia olunması karşısında; ilgili bankalara müzekkere yazılarak kredi tahsisine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak getirtilmesi, varsa kamera görüntülerinin temin edilmesi, ibraz edilen belgelerde sahtecilik olup olmadığının belirlenmesi, sözleşmeler üzerinde imza ve yazı incelemesi yaptırılması, icra takip ve hukuk dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "..müştekinin iddiasını destekler adına kredi çekildiğini gösterir somut bir delil bulunmadığı, hakkında yapılan ilamsız takiplere itiraz edebileceği, kovuşturulması gereken suç unsuru bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2. Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.11.2024 tarihli ve 2024/10124 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.