Güveni kötüye kullanma suçunda eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddinin kanun yararına bozulması.
Özet: Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, kiraladığı telefonları ödemeyip iade etmediği iddia edilen şüphelinin eylemlerinin hukuki ihtilaf sayılması sebebiyle eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve buna yapılan itirazın reddi üzerine gelişmiştir; zira soruşturma makamının şüphelinin ifadesini dahi almadan, benzer olayların güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine dair emsal yüksek mahkeme kararlarını göz ardı ederek, olayın suç vasfını tayin etmeksizin dosyayı kapatması yerine, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin toplanarak eksik soruşturmanın tamamlanması gerektiği belirtilerek bu hatalı ret kararının bozulması talep edilmiştir.

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2024/5457 Değişik iş SUÇ : Güveni kötüye kullanma KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddiKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıİstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2024 tarihli ve 2024/80236 Soruşturma, 2024/68213 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/5457 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 30.05.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2024/39640 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147517 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147517 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Şüphelinin, telefon kiralama üzerine faaliyet gösteren müşteki şirketten kiraladığı telefonların kiralama bedelini ödemediği ve müşteki şirkete teslim etmediği iddia edildiği somut olayda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10.09.2025 tarihli 2025/2371 esas, 2025/11128 sayılı kararında "Sanık ....'nün, 14.07.2012 tarihinde katılan şirket ile yaptığı kira sözleşmesi uyarınca katılan şirketten çelik iskele kiraladığı, iskeleyi teslim almasından sonra kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında ihtilaf çıktığı ve katılan şirketin sanıktan çelik iskelenin iadesini istediği, sanığın sözleşme gereği teslim aldığı eşyayı katılana iade etmeyerek mal edindiği iddia edilen olayda; sanık ....'ın, katılan şirketten söz konusu malları kira sözleşmesi karşılığında teslim almış olup katılan şirket ile aralarında hizmet veya ticari anlaşma bulunmaması nedeniyle eylemin sübutu halinde basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı belirlenmiştir." şeklinde belirtildiği üzere,Müşteki vekili tarafından sunulan 14.03.2024 havale tarihli şikayet dilekçesinde; şüphelinin, müşteki şirketten kiraladığı telefonların kiralama bedelini ödemediği ve müşteki şirkete teslim etmemesi suretiyle haksız menfaat elde ettiğinin iddia edilmesi karşısında, maddi gerçeğin tespiti bakımından; şüphelinin ifadesinin alınarak, şikayete konu telefonların şüphelinin uhdesinde bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise geçerli bir hukuki sebebe dayanıp dayanmadığı tespit edilerek, bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından, atılı suçun işlendiğine dair şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşması halinde, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere uzlaştırma bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, şüphelinin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir....“Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir....“Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; internet sitesi üzerinden elektronik ve elektrikli eşyaların aylık kira bedeli karşılığında kiralanması hizmeti veren şikayetçi ... ile şüpheli ... arasında düzenlenen mesafeli kiralama sözleşmesi uyarınca, 20.12.2023 tarihinde 3 aylık süre ile aylık 2.714,00 TL karşılığında kiralanan ... 128 GB cihazın kargo yoluyla şüpheliye teslim edildiğinin, şüphelinin kira bedelini ödememesi üzerine ihtarname gönderildiğinin, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığının ve kira sözleşmesinin feshine ilişkin ihbara rağmen şüphelinin kiralanan ürünü uhdesinde tutarak şikayetçiye iade etmediğinin, bu şekilde şüphelinin güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; şüphelinin ifadesine başvurulması, sözleşmenin taraflar arasında düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilmesi, ürünün şüpheliye kargo yoluyla teslim edilip edilmediğinin araştırılması, ihtarname ve fesih ihbarının şüpheliye tebliğ edilip edilmediğinin, edilmişse tarihinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde belirlenmesi, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; “...müştekinin sunduğu deliller ile anlatımından, şikayete konu olay ve fiillerin hukuki mahiyette ihtilaf niteliği taşıdığı...“ şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2. İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/5457 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.