Nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde sanıkların kastı ve suçun unsurlarının şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, sanıkların nitelikli yağma suçundan ilk derece mahkemesince mahkum edilmesi ve istinaf başvurusunun reddedilmesi üzerine, sanıkların yağma kastının bulunmadığı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiği iddialarıyla yaptıkları temyiz başvurularını, katılan vekilinin ise vekalet ücreti talebini konu almakta olup; yüksek mahkeme, katılan vekilinin vekalet ücreti talebini reddettikten sonra, ceza yargılamasındaki "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi doğrultusunda, sanıkların kendilerini polise ihbar ettiklerini düşündükleri mağdurların iş yerine giderek sopa ve bıçaklarla tehdit edip iş yerini sahiplenme ve para isteme eylemlerini değerlendirmeye başlamış, ancak metin yargılamanın esasını oluşturan bu değerlendirmenin sonucuna varmadan kesilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2026/243 E., 2026/424 K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzelterek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk derece... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.11.2025 tarihli ve 2024/480 Esas, 2025/582 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında "nitelikli yağma" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d-h, 35/2, 58... . maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile sanık ... hakkında "nitelikli yağma" suçundan aynı Kanun'un 149/1-a-c-d-h, 35/2, 62, 58... . maddeleri gereğince 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 17.02.2026 tarihli ve 2026/243 Esas, 2026/424 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık ...'nın Temyiz TalebiYağma kastı ile değil, yaralama kastı ile hareket ettiğine ilişkindir.Sanık ... Müdafinin Temyiz TalebiSanığın suç işleme kastı taşımadığına, isnat edilen suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, yağma suçunun manevi unsuru olan faydalanma kastının bulunmadığına, sanığın kasıtlı hiçbir eylemde bulunmadığına ve tüm bu hususların diğer bilirkişi raporunda ve sanıkların beyanları doğrultusunda sabit olduğuna ilişkindir.Sanık ... Müdafinin Temyiz TalebiSanığın suç işleme kastının olmadığına, silah kullanmadığının kamera kaydı ile sabit olduğuna, müştekilerin ifadeleri arasında çelişki olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.Katılan ... Vekilinin Temyiz TalebiKatılan lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen katılan vekiline 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün olmadığından, Tebliğname'deki görüşe iştirak edilmemiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların olaydan bir süre önce katılanlar tarafından kolluk kuvvetlerine ihbar edilmeleri nedeniyle, olay günü katılanların sahibi olduğu işletmeye giderek ellerindeki sopa ve bıçaklarla kavga ettikleri ve bu esnada "Geçen gün bizi polise ihbar eden ve uyuşturucu maddemizi yakalattıran sizsiniz, hepinizin anasını avradını sinkaf ederim, bana para vereceksiniz, biz Pütürgeliyiz, bu mekan da bundan sonra bize çalışacak, sizi çalıştırmayacağız", "Beni ihbar eden sizmişsiniz, malzemem yakalandı, bundan sonra bana para vereceksiniz, ben Pütürgeliyim, hepinizin a.ına koyarım, kepinizi keserim", "Bundan sonra paranızı ben yiyecem, ben Pütürgeliyim, hepinizin a.ına koyacam", "Biz Pütürgeliyiz, biz a.ınıza koyarız, alacağımız kimsede kalmaz, hesabımızı alacağız" demek suretiyle fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak iradesi kapsamında hareket ederek katılanlara karşı yağma suçunu işledikleri kabul edilerek, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulduğunun anlaşılması karşısında, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların kavga ettiklerini doğrulamalarına karşın para istediklerini kabul etmemeleri, para istediklerine dair tanık beyanının da bulunmaması ve tarafların arasında bulunan husumet de dikkate alındığında, sanıkların yağma suçundan mahkûmiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanıkların eylemlerinin tehdit ve/veya kasten yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde yağma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiş olması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,01.06.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSanıklar hakkında yağma suçundan açılan kamu davasında verilen bozma kararına şu gerekçelerle muhalifim. Sanıkların üç kişi olarak olay tarihinde müştekilere ait iş yerine gelerek iki gün öncesinden kaynaklı kendilerini şikayet edilmesi üzerine mal yakalattıklarından bahisle geldikleri, ellerinde sopalar ve bıçak olduğu olay yerinde müşteki ..., müşteki ... ve müştekilerin iş yerinde çalışan ve dosyada bu olay nedeniyle 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanuna Muhalefetten yargılama yapılan ...'un olduğu sanıkların müştekilere "biz Pötürgeliyiz, bize bu işin karşılığını ödeyeceksiniz, buranın parasını vereceksiniz" dedikleri ve darp eyleminde bulundukları sonrasında ...'un üzerindeki silahla havaya ateş ettiği ve diğer sanıkların kaçtıkları sanıkların ...'un anlatımı ile ve müştekilerin beyanları ile anlaşıldığı üzere kendilerinin şikayet edilmesi nedeniyle para istedikleri ve bu amaçla saldırıda bulundukları ve eylemin bu haliyle yağma suçuna teşebbüs suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumdan verilen mahkûmiyet kararlarının onanması düşüncesinde olup sayın çoğunluğun bozma kararlarına muhalifim.