Ticari satım sözleşmesinde siparişten farklı kalınlıkta boru teslimatının gizli ayıp veya aluid ifa niteliği ile TTK 23 kapsamında ihbar süresi değerlendirmesi.
Özet: Davacı, davalıdan satın aldığı ısı değiştiricilerin boru malzemesi kaynaklı gizli ayıp iddiasıyla sözleşmeden dönme ve tazminat talep etmiş; davalı ise zamanında ayıp ihbarı yapılmadığını ve ürünün kendisine ait olmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davayı reddetmişken, istinaf mahkemesi davalının siparişten farklı olarak 1.5mm boru teslim ettiğini tespit ederek, bunu ayıplı maldan ziyade tacirin Türk Ticaret Kanununun 23. maddesi uyarınca ilk bakışta fark edip bildirmesi gereken farklı bir ifa (aliud ifa) olarak nitelendirip uyuşmazlığı bu kapsamda değerlendirmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5080 E.  ,  2026/1972 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/737 Esas, 2025/1180 Karar
KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/935 E., 2022/246 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.11.2015 tarih ve 308961 sayılı fatura ile davalıdan satın aldığı 16 adet su ekonomizörü ısı değiştiricisinin ayıplı olarak imal edildiğini, durumun hemen e-mail ile aynı gün davalıya ihbar edildiğini, yapılan testler sonucunda ayıbın boru malzemesi ve imalattan kaynaklandığının belirlendiğini, Yerköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/19 Değişik İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, ayıplı satım nedeniyle sözleşmeden dönme haklarını kullandıklarını belirterek ayıp nedeniyle uğranılan zararlar ile satım bedeli için şimdilik 48.832,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı sadece müvekkilinden değil bir çok kişiden paslanmaz boru aldığından dava konusu emtiaların müvekkilince satılıp satılmadığının belirlenmesi gerektiğini, sürekli imalat yapan bir fabrikada 17.11.2016 tarihinde acil olarak istenen bir ürün hakkında iki ay sonra ayıp tespitinin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilden satın alan paslanmaz boruların teslimi sırasında fatura ve teslim alınan malzemenin niteliğine itiraz edilmediğini, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, emtianın tesliminden 2 ay sonra ayıp konusunda tespit yaptırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve ayıp ihbarının süresinde olmadığını, satılan ürünlerin yurt dışında imal edildiğini ve kalite standartlarına uygun yapıldıklarını, sipariş talebinde herhangi bir teknik özellik, ürünlerin kullanım yeri bilgisi veya şart bildirilmediği gibi ürünlerin ne amaçla kullanılacağı hakkında da bilgi verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde ve sonraki beyan dilekçelerinde de bahsedildiği üzere dava konusu edilen husus emtiadaki gizli ayıp iddiası olduğundan, yani davacının, davalıdan 2,00 mm ölçüsünde boru satın ve teslim aldığı ancak yargılama sırasında borular üzerinde ayıba ilişkin yapılacak bilirkişi incelemesine sunulan boruların, davalıdan alınan borular olmadığı anlaşılmakla ispat yükü üzerinde bulunan davacının, öncelikle ayıp iddialarının incelenmesinden önce davalıdan satın alıp dava konusu edilen boruları incelemeye sunması gerektiği hususu gözetilerek, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında elektronik postalarla işleyen bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve davacı tarafından dosya içindeki 17.11.2015 tarihli sipariş ve satın alma formlarına göre 2 milimetrelik paslanmaz boru talep edildiği, davalı tarafından teslim edilen boruların ise 1.5 milimetrelik borular olduğu, duruşmada tanık olarak dinlenen tarafın ve davalının tacir yardımcısı olarak çalışan satış müdür ...'nun beyanına göre, talimat yolu ile alınan 13.11.2017 tarihli raporun ikinci sayfasında tespit edilen 1.5 milimetrelik boru davalı tarafından davacıya satıldığı, bu borulara ilişkin olarak dosyada bulunan ve ...'nun imzasını taşıyan basınç testinde de 1.5 mm borular üzerinde test yapıldığı, bu nedenle dava konusu boruların davalı tarafından davacıya satıldığı açık olup, İlk Derece Mahkemesinin, emtianın davalı tarafından satıldığının kanıtlanmadığına ilişkin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sipariş ettiği ürünlerde farklı bir ürünün teslim edildiği, satım sözleşmesinde... ifa olup olmadığının veya satılanda ayıp bulunup bulunmadığı ile varsa ayıbın niteliğinin değerlendirilmesi gerektiği, Aluid ifa borçlunun, borçlandığı edimden başka bir şeyi ifa etmesi olarak tanımlanabileceği, ayıplı ifada, ayıplı olsa da bir ifanın varlığı söz konusuyken, aliud ifada ise sözleşmedeki edimin ifasının söz konusu olmadığı, davalının satımını üstlendiği malzeme ile teslim edilen malzeme aynı cins ve vasıfta olup sadece teslim edilen malzemenin kalınlığının farklı olduğu, malzemenin kullanıldığı yere ilişkin belirli bir tip kaynakla imal edilmesi gerektiği, emtiadaki malzeme kalınlığı ilk bakışta fark edilebilecek veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23. maddesinde belirlenen sürelerden muayene edilerek ihbarı gerekecek bir durum olduğu, malzemenin kalınlığı, ilk muayene ile anlaşılacak bir husus olduğundan gizli ayıp niteliğinde olduğunun kabul edilemeyeceği, kök bilirkişi raporu ile alınan ek raporda, suyun sızdırmasının testlerle anlaşılabilecek olması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, bu durumun ortaya çıkmasının nedeni 1.5 mm boru teslim edilmesi ve boruların kaynak tekniği olduğu ve her iki durumun basit bir muayene ile önlenebileceği bu nedenle ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, TTK'nın 23/2. maddesi gereğince, satılanın aynı Kanun'un 23/1.c maddesi gereğince iki ile sekiz gün içerisinde muayene yükümlülüğünün yerine getirilerek emtiadaki ayıbın bildirilmemesi nedeniyle, satılanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi gereğince mevcut hâliyle kabul edilmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde resen düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte karar gerekçesinin resen düzeltilmesi nedeniyle, istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satış sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak satış bedelinin iadesi ve uğranılan menfi ve müspet zararların tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.