Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, mevcut seri markalarla ayniyet ve karıştırılma ihtimali gerekçesiyle davalı markasının tesciline itirazın reddi yönündeki nihai kararın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, mevcut tescilli marka serisine görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik gösteren, tüketiciler nezdinde karıştırılma ve işletmesel bağlantı izlenimi yaratarak haksız rekabete yol açacak yeni bir marka başvurusuna yaptığı itirazın reddedilmesi üzerine, davalı kurumun bu nihai ret kararının Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili hükümleri uyarınca hukuka aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürerek dava açmıştır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/419 Esas - 2025/382
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2024/419 KARAR NO : 2025/382DAVA : Marka ... ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 07/10/2024KARAR TARİHİ : 01/10/2025 Yazım Tarihi: 23/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:- Davalının ... başvuru numaralı ve "... " markasının tescili için başvuruda bulunulduğunu, söz konusu başvuruya müvekkili tarafından itiraz edildiğini, davalı kurum ....'nca itirazlarının reddine karar verildiğini; bunun üzerine müvekkili tarafından davalı kurum .... nezdinde red kararınn kaldırılması talebiyle yeniden itirazda bulunulduğunu; bu itirazlarının da reddedildiğini, bu nihai red kararının iptali için işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu; Davalı şirket tarafından, 13.02.2023 tarihinde .... yayınlanan ... başvuru numaralı "... " ibareli marka başvurusunun tescil edilmek istendiğini, davalı kurum tarafından verilen işbu davanın konusu olan red kararının hukuka aykırı olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini; Müvekkili şirketin adına 2003-2023 yılları arasında," ..." olmak üzere tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkiline ait ... ibaresini asıl-esas unsur olarak ihtiva eden tescilli seri markalar ile davalı şahsın tescil başvurusunda bulunduğu "... " ibareli markanın, müvekkile ait tescilli marka serisi ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, iltibas tehlikesi yarattığını, söz konusu ... ibareli markanın müvekkil markalarının serisi olarak nitelendirilebileceğinin açık ve sarih olduğunu, karıştırılma ihtimalinin de mevcut olduğunu, Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali bu malın hitap ettiği uzman veya satıcı ve pazarlayıcıların nezdinde değil, halk nezdinde araştırılacağını, diğer bir ifade ile, karıştırılmaya konu olan markaların hitap ettiği halk (tüketici-kullanıcı) nazara alınarak, bunların iki markayı karıştırıp karıştırmayacaklarının değerlendirileceğini, markalar arasındaki bu çok yakın görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikten dolayı, her iki işareti yan yana görme imkânı olmayan ortalama dikkate sahip bir tüketici açısından markalar arasında “ karıştırılma ihtimali ” bulunduğunu, tescilli markalarının bir serisi, uzantısı gibi bir algı yaratarak özellikle seri marka imajı yaratıldığını, SMK'nın 6/1 maddesine göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedilmesi gerektiğini, Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması olduğunu, "... " ifadesinin, müvekkiline ait "... " ve diğer seri markalar nedeniyle, müvekkiline ait bir marka olduğu izlenimi uyandırdığını, bu şekilde, davalı tarafından sağlanan hizmetlerin, müvekkili firma hizmetleriyle bağlantısının olduğu algısı ortaya çıktığını bir mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt edilebiliyor olsa dahi, bunların aynı işletmelerin markaları olduğu izlenimi doğuyorsa ya da bu mal ve hizmetler arasında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçimde bir algılama oluşuyor ise bu halde dolaylı bir karıştırmanın mevcut olduğunu, işletmesel bağlantı" izlenimi yaratılmasının da karıştırma için yeterli olduğunu, SMK'nun 6/1-b maddesine göre, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirildiğini, işletmesel bağlantı" izlenimi yaratılmasının da karıştırma için yeterli olduğunu SMK'nun 6/1-b maddesine göre, marka sahibi tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebileceğini ve bu durumun aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirildiğini, Müvekkili şirketin markasının kullanıldığı mal ve hizmetler ile karşı tarafın haksız ve hukuka aykırı markasının kullanılmak istendiği emtialarla aynı ve/veya türdeş olmaları nedeniyle davaya konu markanın tesciline karar verildiği taktirde tüketiciler nezdinde, markaların seri marka niteliğinde olup birbirinin devamı olarak algılayabilmesi olağan hale geleceğini , yani, davalı şahın müvekkili şirket markalarının toplumda ulaşmış olduğu bilinirlikten haksız bir şekilde yararlanacaığını ve müvekkili şirket telafisi zor zararlara uğratacağını; Müvekkilinin "... " markasını uzun yıllardır sektöründe bilinen, tanınmışlığı yüksek bir marka olduğunu, tanınmışlık seviyesi dikkate alındığında "... " esas unsurlu bir markanın direk olarak müvekkilinin markası ile iltibas yaratacağının aşikar olduğunu; konu ile ilgili SMK'nın 6/5 maddesine göre; "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." şeklindeki hükmü gereği; markaların benzer olup olmadığı incelenirken, Yargıtay kararlarına göre markanın bir bütün olarak bıraktığı intibaya göre değerlendirme yapılması gerektiğini, özellikle "... marine" uzun yıllardır denizcilik piyasasında faaliyet gösteren, tanınırlığı yüksek bir marka olduğunu, her iki markanın görsellerindeki benzerlik de karıştırma ihtimalini de güçlendirdiğini, "... " markasının müvekkiline ait markaların tanınırlığından haksız bir avantaj sağlayabileceğini; Davalı şahsın davaya konu markayı üçüncü kişilere devrederek, davanın uzamasına, taraf teşkilinde sıkıntı yaşanmasına yol açabileceği cihetle, yerinde olmayan davaya konu ... kararı ile menfaati hukuka aykırı olarak zedelenen müvekkili firmanın hakkını teminde daha büyük sıkıntılara yol açacağından, açıklanan bu tehlikeler karşısında dava sonunda verilecek esas hüküm kesinleşinceye kadar davalı şahsın davaya konu marka başvurusunun/tescilinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, iltibasın ve kötü niyetin açık olması karşısında bu taleplerinin haklılığının ortada olduğunu; Davalı şahın kötüniyetli olduğunu; İddia eyleyerek dava konusu davalı ... 'nun ilgili kararın iptali ile dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar (42 ve 45.) yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Diğer davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;davalı şahsın ... sayılı başvuru markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına yönelik ... ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 15/08/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 07/10/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında;" Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeli itirazlar sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve haklı bulunmamıştır. ........ " ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin .... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları... + ... (...) ... ... ... 12/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE;" - Dava konusu davalı şahsa ait ... numara ile marka ile davacı şirketin davasına mesned aldığı ''...'' esas-asıl unsurlu markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı;Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/5 ve 6/9 madde ve fıkraları koşullarının oluşmadığı, Dava konusu davalı ...'in 05.08.2024 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu; "şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... + ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " (ve diğer ... asıl unsurlu) ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; diğer yönden taraf markaları arasında bilirkişi raporunda sayfa 15-16 daki tablo ile emtia benzerliği de oluştuğu;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... + ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... , ... " (ve diğer ... asıl unsurlu) ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " (ve diğer ... asıl unsurlu) ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu "...." ibareli işaret ile davacının " ... " (ve diğer ... asıl unsurlu) ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)Diğer yönden;Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak bu durumlar yukarıda izah edilen var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KABULÜNE, 2- Dava konusu ... ... sayılı ... kararının İPTALİNE 3- Dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusundan karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,6-Davacının yaptığı; 13.500,00 TL bilirkişi ücreti, 165,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 14.092,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 01/10/2025 Hakim.... Katip .... E- imzalıdır E- imzalıdır