İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunda, ilk derece mahkemesince HAGB uygulanan kararın istinaf başvurusu reddedilerek onanması üzerine Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: Sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ilk derece mahkemesince mahkumiyetine karar verilmiş, ancak istinaf mahkemesi HAGB uygulamasındaki usul hataları nedeniyle hükmü bozunca, yeniden yargılamada sanık hakkında yine mahkumiyet ve bu kez HAGB kararı verilmiş, sanık müdafiinin bu karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine de cezanın adli para cezasına çevrilmemesi, eksik inceleme ve suç unsurlarının oluşmadığı iddialarıyla temyiz yoluna başvurulmuştur.
5. Ceza Dairesi         2025/8129 E.  ,  2026/5510 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/4562 Esas, 2025/76 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sanığın mahkumiyetine dair Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/243 sayılı Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 12.06.2024 tarihli ve 2023/2802 Esas, 2024/1910 sayılı Karar ile "...Suç tarihinde sanığın adli sicil kaydının bulunmadığı ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediği, sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde Beykoz 4.Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün 16/10/2019 tarihinde kesinleştiği, suç tarihi olan 04/09/2017 tarihinde sanık hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan herhangi bir HAGB kararı bulunmadığı ve sanığın verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunu kabul ettiği hususu değerlendirildiğinde sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun bu nedenlerle değerlendirilmesi gerektiği, Kabule göre de; Hükmün 3 no'lu bendinde HAGB ve erteleme şartları değerlendirilirken "...yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin mahkememizce oluşmadığı..." şeklinde yazılması gerekirken, sehven "...yeniden suç işlemeyeceği kanaatin Cumhuriyet Başsavcılığımızda oluşmaması..." şeklindeki hususun yazılması, Beykoz 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/ 24... /660 Karar sayılı dosyasına ilişkin suç tarihi ve kesinleşme tarihleri dikkate alınarak ihbarda bulunulmaması gerekirken hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması..." gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 19.11.2024 tarihli ve 2024/484 Esas, 2024/590 sayılı Karar ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 09.01.2025 tarihli ve 2024/4562 Esas, 2025/76 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Müvekkili hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesinin hatalı olduğu, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu, görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir:
''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 12.06.2024 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 19.11.2024 tarihli karar ve bu karara yönelik istinaf incelemesine ilişkin 09.01.2025 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 04.07.2023 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde karar verildi.