Yargıtayın nitelikli yağma suçunda istinaf mahkemesince düzeltilerek onanan hükme karşı sanık müdafiinin olay yerinde bulunmadığı iddiasıyla yaptığı temyiz incelemesi.
Özet: Sanık hakkında ilk derece mahkemesince katılanlara yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan iki kez onar yıl hapis cezasına ilişkin hükmün istinaf incelemesinde, bölge adliye mahkemesi, sanığın suç işleme kastının aynı malvarlığına yönelik eşya ve paraya özgülendiğini ve tek suç oluşturduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin iki ayrı yağma suçundan hüküm kurmasını hukuka aykırı bulmuş; bu yanılgıyı düzelterek sanığı silahla, birden fazla kişiyle ve konutta yağma suçundan takdiri indirimle on yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar vererek istinaf başvurusunun esastan reddine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/332 E., 2024/748 K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2023 tarihli ve 2022/248 Esas, 2023/400 Karar sayılı kararı ile sanığın katılanlara yönelik eylemleri sebebiyle nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d, 62, 53... . maddeleri uyarınca iki kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.03.2024 tarihli ve 2024/332 Esas, 2024/748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, "... Diğer istinaf itirazlarının reddine, ancak; Suç tarihinde baba- oğul olan katılanların ikamet ettiği konuta evde kimsenin olmadığı sırada hırsızlık yapmak amacıyla giren sanık ve suç ortağının, eve gelen katılanlarla karşılaştıkları, katılanları bıçakla yaralayarak 1.050 TL para, 1 adet nazar boncuklu altın kolye, 1 adet kelebekli altın kolye, 1 adet taşlı altın küpe, 1 adet altın pullu küpe ve 1 adet altın alyans yüzük alıp evden kaçıkları olayda, sanığın suç işleme kast ve iradesinin aynı malvarlığına yönelik eşya ve paraya özgülendiği ve tek suç oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde iki ayrı yağma suçundan hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280. maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu dikkate alınarak, hükmün 1 ve 2. kısımlarının tamamen KALDIRILRAK ,yerine " 1-Sanık ...'nın katılanlar ... ve ...'e yönelik silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte ve konutta yağma suçunu işlediği anlaşılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a-c-d maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu gözetilerek takdiren ve teşdiden 12 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, 2-Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden, TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 10 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, 3-Başkaca artırım ve indirime takdiren yer olmadığına, 4-Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 14.04.2020 tarih ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek sanık hakkında TCK'nın 53/1,2,3 maddelerinin uygulanmasına, 5-Sanığa verilen hapis cezasının süresi dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nun 50.maddesi kapsamında hapis cezasının adli para cezasına veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine, 5237 sayılı TCK'nun 51.maddesi kapsamında ertelenmesine ve CMK.nun 231. Maddesi kapsamında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına YER OLMADIĞINA, 6-Sanığın ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/686 esas ve 2019/96 karar sayılı ilamı ile uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı mükerrir olduğu anlaşılmakla, hakkında hükmolunan cezanın TCK'nın 58/6-7. maddesi uyarınca MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE GÖRE ÇEKTİRİLMESİNE, MÜKERRİR SANIK HAKKINDA CEZANIN İNFAZINDAN SONRA DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANMASINA, 7-... CBS adli emanet bürosunun 2019/.. sırasında kayıtlı Naylon poşetler,karton kutu ve kapakları,naylon ambalajın dosyada delil olarak saklanmasına, 8-... CBS adli emanet bürosunun 2019/10929 sırasında kayıtlı Çoraplar,kırmızı renkli leke,biyolojik svap,kanlı gömleğin dosyada delil olarak saklanmasına, 9-Katılanların kendisini vekil ile temsil ettirdikleri tespit olunmakla karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre hesaplanan 29.800,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara ödenmesine, 10-(657,00) TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına," ibareleri yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,,..." Hususunda hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğuna, kamera görüntülerinden suçun işlendiği saatte sanığın olay yerinde olmadığının sabit olduğuna, yalnızca soyut ve çelişkili teşhis işlemine ve beyanlara istinaden ceza verildiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2.Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamından sanığın katılanlara yönelik iki ayrı yağma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, gerçek içtima kurallarının uygulanmasının gerektiğine, tek bir nitelikli yağma suçundan ceza verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2019/354 Esas, 2021/148 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2021/906 Esas, 2022/904 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme ile karar verilmesi ve sanığın eyleminin sabit olması sebebiyle mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge Adliye Mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1.İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2.Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2021/906 Esas, 2022/904 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2023 tarihli ve 2022/248 Esas, 2023/400 Karar sayılı kararının, hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.