Danıştay 3. Daire, bankalar aracılığıyla gerçekleştirilen ithalat işlemlerinden doğan post-finansman geliri ve kambiyo kazançlarının katma değer vergisine tabi hizmet ifası teşkil etmediği kararını temyizen onadı.
Özet: Davalı idarenin, davacı şirketin 2016 yılı akreditif işlemleri sonucunda bankalardan elde ettiği post finansman veya kambiyo kazançları için fatura düzenlemediği ve KDV hesaplamadığı gerekçesiyle uyguladığı vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması talebi üzerine, ilk derece mahkemesinin bu gelirlerin bir hizmet ifası karşılığı olduğuna dair somut delil bulunmadığı ve KDVye konu olabilmesi için hizmetin açıkça ispatlanması gerektiği gerekçesiyle cezalı vergiyi kaldırarak vergi inceleme raporunun iptali talebini ise hukuki durumunu etkilemediği için incelenmeksizin reddetmesi; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun bölge idare mahkemesince reddedilmesi ve davalı idarenin temyiz isteminin de reddedilerek yerel mahkeme kararının onanmasıyla, banka işlemlerinden elde edilen gelirlerin KDVye tabi hizmet olmadığı yönündeki karar kesinleşmiştir.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/2278 E.  ,  2025/3165 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2278
Karar No : 2025/3165
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :..... Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Demir Çelik Endüstrisi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: .... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının 2016 yılı hesap ve işlemlerinin akreditif işlemler karşılığında elde edilen gelir ve karlar yönünden incelenmesi sonucunda, dış ticaret işlemlerinde Türkiye'deki yerleşik bankalar tarafından davacıya post finansman geliri olarak prim ödemesi ya da sonucunda kambiyo kazancı yaratan kambiyo işlemleri kullanılarak bu yolla yapılan ödemeler nedeniyle gelir elde ettiği halde fatura düzenlenmediği ve katma değer vergisi hesaplanmadığı tespitlerini içeren vergi inceleme raporuna istinaden aynı yılın Mart ila Eylül, Kasım, Aralık dönemleri için ikmalen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması ve hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunun iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Katma değer vergisinin konusu, emtianın teslimi yahut hizmetin ifası olduğu, bu nedenle uyuşmazlığa konu ikmalen salınan verginin, herhangi bir emtia veya hizmet karşılığında olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, dayanak raporda, davacı tarafından ithalat işlemleri nedeniyle kendisine yapılan ödemeler için bankalara yönlendirme hizmeti verildiğine veya böyle bir taahhüt altına girildiğine dair herhangi bir sözleşme bulunmadığı, avantajlı kurdan döviz temini sonucunda elde edilen gelirin bankalara verilen bir hizmet karşılığı olduğuna dair somut tespitin de yapılmadığı, bankaların yüklü döviz alımlarında kur makası aralığında kısmen tasarruf etme imkânının var olduğu, ithalat işlemlerinde bankalardan bir gelir elde edilmiş ise de bu durumun tek başına doğrudan veya dolaylı yoldan hizmet ifasına yönelik olduğunu göstermeyeceği, bir işlemin katma değer vergisine konu edilebilmesi için ise bir hizmet, bu hizmetin ifası ile bu ifa karşılığında yapılan ödemenin her türlü şüpheden uzak delillerle ortaya konulması gerektiğinden, ikmalen salınan cezalı vergilerde hukuki isabet görülmediği, 2016 yılı işlemlerinin katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucunda düzenlenen ... tarih ve .. sayılı Vergi İnceleme Raporunun kesin ve icrai bir işlem olmadığı dolayısıyla tek başına davacının hukuki durumunu etkileyerek sonuç doğurmayacağından değinilen raporun iptali isteminin incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi kaldırılmış, vergi inceleme raporunun iptaline ilişkin istem ise incelenmeksizin reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 26/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasında katma değer vergisinin konusuna giren ifalardan biri sayılan hizmet; teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler şeklinde dolaylı bir biçimde tanımlanmış akabinde bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek ve bir şey yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği belirtilmiştir. Böylelikle vergi uygulamasında teslim ve teslim sayılan haller ile ithalat kapsamına girmeyen işlemlerinin tümünün hizmet sayılmasıyla vergilendirmede yasal bir boşluk doldurulmuş, hizmet sayılan bazı işlemler örneklendirmek ayrıca ''gibi'' sözcüğü madde lafzında kullanmak suretiyle hizmet kapsamına girmemekle birlikte maddede sayılmayan işlemlerin de katma değer vergisinin konusuna girmesine imkan sağlanmıştır.
Bu bağlamda, şirketler tarafından sahibi olunan nakit, maddi ve gayrimaddi varlık gibi likit ve aktif değerlerin belirli bir karşılık alınmak suretiyle bir başkasının kullanımına sunulması yahut onun faydasına olacak şekilde kullanımından imtina edilmesi 3065 sayılı Kanun'un 4. maddesinde tanımlanan hizmet ifası kapsamında değerlendirilmesi gereken bir ticari faaliyettir. Dolayısıyla bir tacirin yapmaktan karşı taraf lehine imtina ettiği şeyler dolayısıyla karşı tarafın sağladığı menfaat dolayısıyla bir bedel ödemesi durumunda anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi gereken bir işlemin/ ifanın varlığının kabulü gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar uyarınca davacının dış ticaret işlemlerini ve fonlarını çalıştığı bankalara yönlendirmesi finansal nitelikte bir hizmet ifası olduğu, bu işlemlerde davacının da yararının bulunmasının yanında akreditif işlemlere dair bankacılık ve finans sektöründeki rekabet dikkate alındığında asıl menfaat elde edenin yahut fayda sağlayanın bankalar olması sebebiyle akreditif aracılık komisyonu almak yerine çeşitli adlar altında bir miktar ödemede bulunulmuş olması hizmet ifa edenin davacı olduğunu değiştirmeyeceğinden davacı adına ikmalen salınan cezalı vergide hukuka aykırılık bulunmadığı yazılı gerekçeyle tarhiyatı kaldıran Vergi Mahkemesine kararına yöneltilen istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire Kararına bu yönden katılmıyorum.