Bozma kararı sonrası yeniden görülen kadastro davasında, parselin kök tapu kaydı ve zilyetlik araştırması ile mülkiyet uyuşmazlığının çözümlenmesi.
Özet: Kadastro sırasında malik hanesi boş bırakılan bir taşınmazın sahipliği davasında, ilk derece mahkemesi Yargıtayın bozma kararına uyarak yaptığı yargılamada, davalıların dayandığı daha eski tarihli ve hukuken geçerli kök tapu kayıtları ile vergi kayıtlarını esas alırken, davacıların haricen yaptığı resmi şekil şartına uymayan satış senedi ve tartışmalı zilyetlik iddiasını geçersiz bularak, taşınmazın davalılara ait olduğuna karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/42 E., 2020/24 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... vekili ve ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Balıkesir ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro sırasında, 1 12... parsel sayılı taşınmaz, aynı kuvvet ve mahiyyette tapu kayıtları bulunduğundan söz edilerek, malik hanesini boş olarak bırakıldıktan sonra kadastro komisyon kararı ile de taşınmazın malikinin resen tespiti ve tayini için tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine devrolunmuştur. 2. Yargılama sırasında davalılar ..., ... ve ..., dava konusu taşınmazın babaları olan...'den kendilerine kaldığını ileri sürerek, 12.09.1969 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kaydına dayanmışlardır. II. CEVAPDavalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 22.03.1995 tarihli ve 1990/ 96... /6 Karar sayılı kararı ile, 1 12... parsel sayılı taşınmazın .... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin 22.03.1995 tarihli ve 1990/ 96... /6 Karar sayılı kararına karşı davalılardan ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (7). Hukuk Dairesinin 03.07.2008 tarihli ve 2008/2617 Esas, 2008/2972 Karar sayılı ilamıyla, "tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişisi ve tanık sözlerinin dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanaklarının denetlenmediği, 3402 sayılı Kadastro Kanun'u (3402 sayılı Kanun) 11. maddesi uyarınca uygun şekilde askı ilanı yapılmadıkça kadastro hakiminin duruşma oturumu açmasının mümkün olmadığı, tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilerek tapu kaydına dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi ve irsi ilişkinin sorulup saptanması ve kayıt maliki yada maliklerin mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nufüs kayıt örneklerinin getirilmesi, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ilgililerde ibraz edilmesi ve bu yolla irsi ilişkinin sağlıklı ve duraksamasız belirlenmesi gerektiği, kayda dayanan tarafların tapu kayıt maliki ve malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin belirlenmesi ve revizyon görmüş ise taşınmazlar ile birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada göstericek şekilde birleşik haritanın getirtilmesi, bu taşınmazların başka bir davanın konusu olmaları halinde dava dosyalarının birleşip birleşmeyeceğinin yönü üzerinde durulması ve bundan sonra yöntemince zilyetlik araştırması yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "1 12... numaralı parselin her iki tapu kaydının kapsamı içerisinde kaldığı, ancak davalılara ait 12.09.1969 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kaydı ve geldisi olan 18.02.1939 tarihli ve 10 sıra numaralı tapu kaydı ile 1937 tarihli ve 422 tahrir numaralı vergi kaydının, davacıların dayandığı 09.12.1946 tarihli ve 138 sıra numaralı tapu kaydından önceki tarihli ve kayıtla oluştuğu, 5 numaralı parselin davalıların murisine ait geldisi 1939 tarihli 10 sıra numaralı tapu kaydının kapsamıı içerisinde kaldığı, 1937 tarihli ve 422 tahrir numaralı vergi kaydıyla örtüştüğü, parselin evvelinin 18.02.1939 tarihli ve 10 sıra numaralı tapu kaydıyle ... oğlu ... adına kayıtlı iken Mahkeme kararı, intikal ve taksim sonucu 1 12... parsel olarak revizyon gördüğü, Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/14 Esas, 1966/204 Karar sayılı kararı ile tapu kaydında miktar artırımı yapılarak 101.500 m² olarak tashih edildiği, tapu kaydındaki miktar fazlasının 1 13... , 4, 5 ve 6 parsel olarak ilgilileri adına tespitle hükmen kesinleştiği, kayıtların komşu 1 13... ve 6 numaralı parsel tutanak içerikleri ve oluşan sicil kaydıyla uyumlu olduğu anlaşıldığından davalılara ait 1969 tarihli tapu kaydı ve bu kaydın geldisi olan 1939 tarihli ve 10 sıra numaralı kök tapu kaydı hukuken geçerli olduğu, yine ... mirasçıları arasında taşınmazın haricen devrine ilişkin satış senedi ve satış vaadi taahhüdü düzenlenmiş ise de tapuda kayıtlı taşınmazın devri resmi şarta tabi olduğundan haricen satışın hukuken geçerli olmadığı, yine zilyetliğin davalı mirasçılar arasında itirazlı ve tartışmalı olup devredilmediğinden, davacı ...'nın 27.09.2019 tarihli duruşmadaki beyanının da dikkate alınarak 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 13. maddesinde aran koşulların mevcut olmadığı, taşınmaza ilişkin yapılan satış vaadi taahhüdü nedeniyle sözleşen tarafların dava açmakta muhtar oldukları" gerekçesiyle, taşınmazın muris ...'ün tüm mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tescilline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacılar ... ve ... temyiz dilekçesinde, murislerinin maliki olduğu 09.12.1946 tarihli ve 138 numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, murislerinin 1937 - 1938 yıllarında Erzincan'dan Balıkesir'e muhacir olarak gönderildiğini ve taşınmazın kendilerine verildiğini, keşif ve bilirkişi raporlarının eksik olduğunu ve davalıların dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi verilen kararın gerekçesi ile uyumlu olmadığını, 1939 tarihli tapuya değer verilmesinin hatalı olduğunu, 2510 sayılı Kanuna göre muhacirlere dağıtılan taşınmazlar hakkında Hazine hasım gösterilmek sureti ile 1 yıl içinde dava açılabileceğini, bu dava açılmadığı için davalıların tapusunun hükümsüz hale geldiğini, mahalli bilirkişi beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, bozma ilamı uyarınca yeterli araştırma yapılmadığını, vergi kaydının da taşınmaza uymadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hangi tarafın dayandığı tapu kaydına üstünlük tanınması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... vekili ile ... ve ...'nın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,732,00 TL onama harcının temyiz edenlerden alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.